En Sıcak Konular

Abdülhamit Bilici


Abdülhamit Bilici
0 0 0000

ABD'nin İran talepleri



Türkiye'yi hedef alan her terör saldırısı, Amerika ile Türkiye arasındaki ilişkilere bir darbe daha vuruyor. Doğal olarak milletin öfkesi, sivil ve askerî yetkililerin ifadelerine de aynen yansıyor.
Bu gerçeği dikkate almayanlar, Başbakan Erdoğan'ın PKK kamplarında Amerikan tanklarının bulunduğu ifadesine çok şaşırdı. Halbuki bu, sabırların taştığının nazikçe ifadesiydi. New York'taki Dış İlişkiler Konseyi adlı kuruluşta konuşan Erdoğan, ABD'nin PKK'ya karşı somut adım atmamasını eleştirerek 'seçeneklerin azaldığı' uyarısında da bulundu.

Amerikan Dışişleri, tank açıklamasını hemen yalanladı. Ama daha önce de hafif Amerikan silahlarının PKK'nın eline geçtiği açıklanmamış mıydı? Nitekim Erdoğan, verdiği bilgiden geri adım atmadı. Türkiye'de konu kendisine sorulunca şöyle dedi: "Bu çok yeni bir durum değil, internet sitelerinde geçmişte yer aldı. Ama çalıntı olur, ama şu olur. Oradaki terör örgütünün, onların bu ağır silahlar üzerinde nasıl eğitim aldıklarını gösterdiklerine dair bizim medyamızda da bunlar zaman zaman yer aldı."

Pazartesi günü ise uyarı sırası Genelkurmay Başkanı Büyükanıt'ta idi. Harp Akademileri'nin açılışında konuşan Org. Büyükanıt, terörün dış desteksiz yaşayamayacağını hatırlatarak, açıkça müttefik ülkelerin terörü desteklediğini söyledi: "Dost ve müttefik birçok ülkeyi bugüne kadar bu konuda uyardık. Ancak, üzüntü ile ifade edeyim, hiçbir ülkeden destek görmedik. Uyardığımız tüm ülkeler dolaylı veya dolaysız bir şekilde onlara desteğe devam ettiler..." Kuzey Irak'taki gelişmeler nedeniyle de ABD hedefteydi. Irak'ın kuzeyinde bağımsız bir devlet ile karşı karşıya kalınabileceğini söyleyen Büyükanıt, "Bu sonucun bir müttefikimizin veya müttefiklerimizin yardımları ile oluştuğu bilinen bir gerçektir" dedi.

Bu kadar üst düzey isimlerin, bu kadar net sözlerinden sonra, kimsenin Türkiye'de Amerika'ya sempatiyle bakanların neden yüzde 9'a düştüğüne şaşmaması gerekir. Hele bir de Kongre'de bekleyen Ermeni tasarısı geçerse, ilişkilerin ne hale geleceğini kimse kestiremez.

İşin tuhaf tarafı, bütün bu gelişmelerin, Amerikalı yetkililerin Türkiye'nin önemine ilişkin demeçlerinde ciddi artışın olduğu bir döneme rastlaması. Nitekim ABD Dışişleri Müsteşarı Nicholas Burns'ün geçen günlerde Atlantic Council'de yaptığı konuşmada söylediklerini bir yana, ilişkilerin mevcut durumunu ve Türk yetkililerin Washington'a yönelik suçlamalarını diğer yana koyunca, aradaki tezadın büyüklüğü karşısında insan apışıp kalıyor. O övgü dolu sözleri birlikte okuyalım: Burns, Türkiye ile ilişkilerinin yeni bir döneme girdiğini ve stratejik ortaklığın canlandırılması gerektiğini söylüyor. 'Laik demokrasimize, Cumhurbaşkanı Gül'e ve Başbakan Erdoğan'a övgüler yağdırıyor. Türkiye için 'İslam dünyasındaki en etkileyici demokrasi' diyor. Türkiye'ye Ortadoğu'da 'vazgeçilmez ortak' olarak baktıklarını kaydediyor. 'Bölgede diğer ülkelerle birlikte çalışabilen tek ülke' olduğumuzu söylüyor. Hepsinden önemlisi de Türkiye'nin Amerika için bugün taşıdığı önemin 10-15 yıl öncesinden daha fazla olduğunu vurguluyor. Ancak ilişkide karşı tarafın yaşadığı hayal kırıklığını göz ardı eden Amerikalı yetkili, bir de Türkiye'den İran'a karşı birlikte hareket etmesini istiyordu.

İlişkilerdeki bu açmazı sorduğum bir Türk yetkili, ortaya yeni bir perspektif koydu. Ona göre, iki ülke arasında ne mutlak ters düşme ne de mutlak mutabakat var. İlişkiler belki de ilk kez rasyonel bir düzleme oturuyor. 1990'lardaki iyi ilişkilerin nedeni, o tarihte ABD dış politikasında Balkanlar'ın öncelikli olması ve bu bölgeye iki ülkenin paralel bakması. 2000'lerde ABD'nin önceliği Ortadoğu ve sorunlar buraya bakış açılarının farklı olmasından kaynaklanıyor.

Aynı yetkili, bir çırpıda İran'a yönelik Amerikan taleplerinde rasyonel olmayan unsurları da sıralıyor: Türkiye'nin enerjide İran'a uzak durması, Rus tekeline mahkum olması demek. Bu yüzden İran'dan uzaklaşacaksak, mesela Türkmen gazı Hazar üzerinden Türkiye'ye ulaştırılmalı. Türkiye, İran'dan uzaklaşarak daha yüksek bir petrol faturası ödeyecekse, bunu hafifletmek için Amerika, Kazak petrolünün Bakü-Ceyhan'a bağlanmasını sağlamalı. Türkiye'den Asya'ya açılan kapısı İran güzergâhını kapatması isteniyorsa, ABD de Ermenistan sorunun çözümüne yardımcı olmalı ve Türkiye Kafkaslar üzerinden yeni bir güzergâha kavuşmalı.

Sözün özü, iki taraf için de önem arz eden ilişkiler kurtarılmak isteniyorsa, laftan çok iş, retorikten çok rasyonellik gerekiyor.

zaman



Bu yazı 962 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 25 Eylül 2012 Ankara'nın Suriye'ye bakışı
    • 1 Eylül 2012 İran'a Mursi tokadı!
    • 14 Ağustos 2012 Suriye kimin meselesi?
    • 7 Ağustos 2012 Başbakan da 'terörist' oldu!
    • 28 Temmuz 2012 Yüksek riskli Suriye politikası
    • 24 Temmuz 2012 Suriye nereye gidiyor?
    • 14 Temmuz 2012 "Derin devlet"
    • 10 Temmuz 2012 Türkiye'nin kaybettiği üç lüks
    • 3 Temmuz 2012 Ortadoğu için hangi Türkiye?
    • 26 Mayıs 2012 Gül'ü kaçıran Google aracı!
    • 21 Nisan 2012 Neden Batı Çalışma Grubu?
    • 13 Mart 2012 Abant'ın 4 mesajı!
    • 4 Şubat 2012 Araplar bilmez, biz biliriz!
    • 24 Ocak 2012 Obama'yı vur, İsrail'i koru!
    • 14 Ocak 2012 Silivri boşalsın, Türkiye rahatlasın!
    • 24 Aralık 2011 Fransa'ya en iyi cevap
    • 29 Ekim 2011 Keşke Başbakan da okusa!
    • 27 Kasım 2010 Psikolojik harekâta dikkat!
    • 30 Haziran 2010 AK parti'yi kaybetmenin sifreleri!
    • 28 Kasım 2009 Davutoğlu Yeni Osmanlıcı mı?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,054 µs