En Sıcak Konular

Hasan Cemal


Hasan Cemal
0 0 0000

İrtica çığlıkları!



Anlaşılan o ki, korku tacirliği bu ülkede daha geçer akçe olmaya devam edecek.
Korku pazarlanacak ki, bu ülkede demokrasi ve hukukun üstünlüğü biraz daha geciksin.
Korku pazarlanacak ki, bu ülkede kimilerinin rejime ilişkin antidemokratik ayrıcalıkları ya da vesayet tekelleri biraz daha sürsün.
Korku pazarlanacak ki, siyasal iktidara dönük baskı mekanizmalarıyla şu veya bu sonuç alınabilsin.
Korku pazarlanacak ki, tiraj ve reyting kaygıları giderilsin.
Yeni bir oyun değil bu.
Yıllar yılı komünizm korkusu pazarlandı bu ülkede.
Soğuk savaş dönemi boyunca "Komünizm geliyor!" diye diye demokrasinin kolu kanadı kırıldı.
İnsan hakları çiğnendi.
Hukuk hiçe sayıldı.
Yazar çizer takımı hapislere tıkıldı, sürgüne mecbur edildi, faili meçhule kurban gitti.
Darbeler yapıldı bu ülkede, komünizm geliyor bahanesiyle.
İdam sehpaları kuruldu.
İşkencehaneler kuruldu.
Komünizm gibi liberalizm de bu ülkede öcüydü. Ekonomide devletçilik bunun için savunuldu, siyasette liberal değerler bu yüzden yerden yere vuruldu, yasaklandı.
Bunun gibi bölücülük korkusu da tezgahtan hiç eksik olmadı.
Terör ve şiddete karşı devletin haklı ve meşru mücadelesi hukuk rayından saptırılırken, demokratik reformlar yılan hikayesine döndü. Türkiye ne yazık ki ikinci sınıf, üçüncü sınıf demokrasiye mahkum edildi.
Bu ülkenin siyaset tezgahında bir başka ürün de hiç eksik olmadı:
İrtica korkusu!
Yüreklere bu korku da salınarak, demokrasiye kırmızı ışık yakıldı.
Demokrasinin ve hukuk devletinin fazlası bu ülkede irtica kapılarını açar denerek, demokratik hukuk devletine izin verilmedi.
Gerektiğinde düğmeye basıldı, necip Türk basınında yıllar boyu irticanın simgeleri pazarlandı.
Siyah çember sakal...
Takke, tesbih...
Kara çarşaf...
Bugün de türban...
Cumhuriyet'in kuruluşundan beri seksen küsur yıldır 'irtica'dan hep korktuk. Laikliği korumak için, devletin birliğini korumak için, ülkenin bütünlüğünü korumak için korku salarak fazla demokrasiye izin vermedik.
1923'den beri böyle değil mi?
Çok partili demokrasiye adım attığımız 1946'dan beri böyle değil mi?
Hep demokrasi korkusu!
Peki sonuç?
Sonuç ne oldu?
AKP, yüzde 47 ile seçim kazandı. Eşi türbanlı bir başbakandan sonra, yine eşi türbanlı bir cumhurbaşkanı oldu Türkiye'nin.
Güneydoğu'da birçok belediyeyi elinde bulunduran DTP, 21 milletvekiliyle Meclise girdi, grup kurdu.
Şimdi irtica iktidarda mı?
Bölücülük TBMM'de mi?
Öyle mi?
Eğer öyleyse, seksen küsur yıllık yasakçılık bir işe yaramadı. Çektiğiniz kırmızı çizgiler silinip gitti demek ki.
Öyle mi?
Öyleyse çare ne?
Bugün Malezya'dan, yarın İran'dan, öbür gün Cezayir'den, daha öbür gün Suudi Arabistan'dan yığınla örnek bulabilir, manşetlerinizi süsleyebilirsiniz.
Kolay ve ucuz bir iştir bu.
Oysa, kafa karıştıranların çare nedir sorusuna somut, inandırıcı yanıtlar vermeleri gerekir. Manşetlerde patlayan Malezyalılaştırma, İranlaşma gibi çığlıklar çare konusunda ipuçları vermiyor.
Yalnız korku salıyor!
Demokrasi korkusu!
Yılgınlaştırıyor.
Ve daha tehlikelisi, zihinlerde demokrasi dışı çarelere kapı aralıyor.
Elbette demokratik ve laik bir ülkede, kimse kimsenin kılığına kıyafetine karışmayacak.
Devlet ve siyaset düzeniyle dinsel kurallar arasındaki çizgi hiç kuşkusuz çok net olacak.
İslami kuralların devlet ve siyaset hayatında etkili olmasına elbette karşı çıkılacak.
Bunlar elbette yapılacak.
Ama demokrasi içinde.
Siz şuna dikkat edin:
Türkiye'yi geriyorsunuz!
İrtica çığlıkları ne yazık ki Türkiye'yi kutuplaştırıyor, cepheleştiriyor.
Bundan iyilik çıkmaz.
Bundan istikrar çıkmaz.
Manşetlerde ve köşelerde patlayan irtica çığlıklarıyla bu ülke karışabilir. Korku tacirliği, sivil anayasa ve demokrasi konusunda da hedef şaşırtır.
"Laiklik elden gidiyor" avazeleriyle Tükiye'yi çatışmaya götürürsünüz.
Bu ülkeye yazık olur.
Bakın, kimileri köşelerinden açık açık, "22 Temmuz'da seçim sandığından ortaçağ çıkmıştır" deyip askere darbe çağrısı yapıyor.
Bu gibileri lafı hiç döndürüp dolaştırmıyorlar. Tıpkı 2003-2004 darbe tertipleri dönemindeki gibi, Türkiye'nin demokrasiye hazır olmadığını, demokrasiye erken geçtiğini, bu yüzden 1950'den beri Türkiye'nin karşı devrim süreci yaşadığını, bunun için bir mıntıka temizliği daha gerektiğini savunuyorlar.
Kısacası:
Açıkça darbe isteyen o kimilerinin gündeminde, mahalle baskısı gibi ince bahaneler yok. Damardan giriyorlar.
Eğer siz, özenle davranmazsanız, 'mıntıka temizlikçileri'nin dümen suyuna kapılırsınız.
Dikkat edin!

milliyet



Bu yazı 526 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 16 Eylül 2012 Türkiye AB’nin, AB Türkiye’nin neresinde?
    • 13 Eylül 2012 Ve soruyorum Ak Parti iktidarına...
    • 7 Ağustos 2012 Özkök Paşa demokrasi adına bir şanstı!
    • 12 Mayıs 2012 Ak Parti’yle kadınlar, başörtüsü sorunu ve Kürt sorunu...
    • 18 Nisan 2012 Demokraside asker sorunu, sivil sorunu!
    • 15 Nisan 2012 Suriye’de akan kan ve evimizin içi!
    • 3 Nisan 2012 Suriye’de ben de tarafım!
    • 27 Mart 2012 Zamanın ruhu ve dış konjonktür PKK’ya karşı!
    • 21 Ocak 2012 İnsanlık ölmedi, karanlık sorgulanacak!
    • 18 Ocak 2012 Sanık Kenan Evren, ayağa kalk!
    • 20 Kasım 2011 ''Dersimli okşanmakla kazanılmaz!''
    • 18 Ekim 2011 Herkes ‘Atatürk milliyetçisi’ olmak zorunda mı?..
    • 5 Ekim 2011 Ak Parti, CHP, BDP uzlaşması...
    • 29 Eylül 2011 Ciğeri yanan Erdoğan’a, Öcalan’a...
    • 27 Eylül 2011 PKK, BDP, Güneydoğu’dan haberler öyle ki...
    • 22 Eylül 2011 Avrupa Birliği Türkiye'ye dürüst davranmıyor mu?
    • 21 Eylül 2011 Düşen helikopterin beynini kim söküp aldı ?
    • 7 Eylül 2011 Başbuğ Paşa da hesap vermek zorunda!
    • 2 Eylül 2011 Erdoğan’ın askeri vesayetle mücadelesi...
    • 6 Ağustos 2011 Kürt sorunu: Bardağın dolu ve boş tarafı!

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,550 µs