En Sıcak Konular

Cevdet Batu



Cevdet Batu
0 0 0000

“Çok istiyorsa türbanı Erdoğan ve Gül taksın!”



Bu da nerden çıktı şimdi demeyin… Bir önceki yazımda muhafazakarların sakilliğini yazdım, çok tuttu. Muhafazakarlık gündemde tabi… Oradan ekmek bol geliyor, devam edeyim dedim…

Ancak -huyum kurusun- objektif görünmeyi de çok severim. Bu kez muhafazakarların değil, “öte tarafın” sakilliğinden bahsedeceğim. Üstelik öyle böyle değil. Basbayağı bir sakillik…

Başlıktan başlayalım. “Çok istiyorlarsa türbanı Erdoğan ve Gül taksın!” Bu sözler elbette ki bana ait değil. Dün gece SKYTürk’te bir programa katılan araştırmacı Aytunç Altındal’a ait. Altındal biraz garip konuştu dün. Şapkadan çok yeni bir şapka çıkarıp –Sabih Kanadoğlu misali- “İslam’a göre türbanı kadınlar değil, erkekler takar” dedi.

Şaka yapmıyorum! Bunları söylerken o da şaka yapmıyordu. Düşüncesini savunurken öyle rahattı ki… (Rahat olsun tabi, ifade özgürlüğü ne-tekim!) Hükümete yönelip “çok istiyorsa Erdoğan ve Gül taksın” derken de çok rahattı. Höh, dedim, ülkenin Başbakanıyla Cumhurbaşkanına “türban taksınlar” diyor. Sizin de düşündüğünüzü ima etmek istemiyor olabilir. Ama dışarıdan bakan bir gözün bunu nasıl anlayacağını siz düşünün…

İddiasını şöyle temellendiriyor Altındal: “İslam’da tesettür ayrı, türban ayrı. Tesettür ayrı bir tartışma konusu. Türban Kur’an’da geçmez. Bir hadise dayanır. Peygamber efendimiz ‘türbanı Araplar gururla, inananlar onurla taksınlar’ diyor. Kim taksın? Arap erkekler… Kim taksın? İnanan erkekler… Onurla taksınlar diyor. Türban erkekler içindir (Arapların başlarına taktığı genelde beyaz olan o bezden bahsediyor-cahilliğimi bağışlayın, ismini cismini  pek bilmem!). Eğer bu hükümet çok istiyorsa, çok istiyorlarsa yani, önce Erdoğan ve Gül taksın türbanı. Kabine taksın. Tesettür ayrı ama… Tesettür Yahudilikte de var, Hıristiyanlıkta da var, İslamiyet’te de var. Ama biz şu an tesettürü değil, türbanı tartışıyoruz. Başörtüsünün şekilleri var, öyle alttan sıkmayla olmaz. İslam’da var ama Fethullah Gülen de başörtüsünün düşük derecede önemde olduğunu söyledi. Ama altını çiziyorum: Türbanı erkekler takar, kadınlar değil. Bu yaşadığımız tartışma tamamen zırva… Türban siyasi bir simgedir” (Televizyonda dinledim, aklımda kalanları yazıyorum. Daha başka incileri de var Altındal’ın…)

Neresinden tutsam, nasıl söylesem… Hayır, ağır konuşacağım ama araştırmalarına saygım var. Vatikan görmüş adam. Hem sonra ilginç çalışmaları da raflarda duruyor. Ama işte insan… Su misali kıvrım kıvrım…

Altındal’a şunu söyleyelim. 1) Bilebildiğim kadarıyla, “türban takıyor” denilen kimseler, yani o "büyük günah"ı işleyenler, taktıklarına türban değil, başörtüsü diyorlar. 2) Türkiye’de kadınların “başörtüsü” diye taktıklarına “hayır sen başörtüsü değil türban takıyorsun” diyen “türbansız erkekler!” 3) “Sen başörtüsü değil türban takıyorsun” tanımlaması yapıldıktan sonra “türban erkek örtüsüdür” demek biraz ayıp kaçıyor. (genel kuraldır: tanımlayan hükmeder, isim verme gibi) Çünkü bu sözün altında “takma kafana, erkek işi bunlar” iması çıkıyor. Yani her iki anlamda da “takma kafana…”

İlk önce o insanların başındaki tanımlanıyor, sonra tanımlanan şeyin erkek işi olduğu söyleniyor. Hatta “bu siyasi simgedir” deniyor. Bu arada başörtülüye ne düşündüğünü soran yok.

Öte yandan Altındal iddiasını savunurken belli kısımları atlıyor. Mesela “tesettür ayrı bir şeydir” diyor. Gülen hafifletici unsurunu kullanarak İslam’da tesettürün öncelikli olmadığını söylese de “şimdiki tesettür değil, onun şekilleri farklı, Anadolu’da tesettür var ama şimdiki tartışmanın odağı türban” diyor. Annanemin başörtüsü geyiğini yapıyor yani....

Ama şunu atlıyor Altındal: Hiçbir şey bundan bin dört yüz yıl önce olduğu gibi aynen duramaz. Hiçbir şey bundan yirmi yıl öncesi gibi de olamaz. Seksenlerde amcamın giydiği o zevksiz şeylerle benim giydiklerim aynı mı? Şimdiki gençler annanelerimiz gibi giyinmek zorunda mı? Bu nasıl bir dayatma böyle?

Sonra dediğin gibi olsaydı tüm Müslümanların tek düze giyinip, tek düze ibadet etmesi gerekmez miydi? Dualarının –e hadi söyleyelim- hatta dillerinin aynı olması gerekirdi. Ama zaman değiştirir. Çünkü işin içine kültür, farklı tecrübeler ve beğeniler girer. Sokaktaki komşum neden annanem gibi örtünsün? Belki o daha genç görünmek istiyor. Prof. Dr. Nilüfer Göle "başörtüsü moderndir" diyor. Belki o kadınlar annanenizin yapmadığını yapıp sokağa çıkmak, hayata dahil olmak istiyor. Hem bunca mezhep niye var? Afganistan’daki Müslüman kadınla Türkiye’deki neden farklı tesettürü tercih ediyor? Ya da Bosna’daki neden farklı yaşıyor? Abla-kardeş bile aynı şekilde mi örtünüyor? Bunların yanıtını o benden daha iyi bilir… Bilir de söylemez işte!

Aslında ne desem boş. Çünkü Altındal biraz “kurgulanmış” sanki. Yeni bir kart açıyor. Patenti Sabih Kanadoğlu'nda olan cinsinden... Üstelik bunu SKYTürk’te yapıyor. Bu akşam Prof. Dr. Vamık Volkan’ı konuk edecek kanalda.

Ne desem boş dedim ama belki şunu söylersem biraz dolar… Sizin o siyasi kavganız var ya, kalp kırıcı olmaktan çıktı, artık insanları ezip geçiyor. Çimenler eziliyor güzel dostum o fil ayaklarınızın altında… Hakkında söz söyledikleriniz insan. Üzülüyorlar, kırılıyorlar… Biraz da bu yönden baksan! Ben de eleştiriyorum ama vicdanımızı da kaybedersek geriye bir şey kalmaz. Sen gel beni dinle... Kanadoğlu'na fazla takılma.



Bu yazı 2,013 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Eylül 2008 Kissinger Erdoğan'a ne yazdı
    • 22 Kasım 2007 Türk usulü çalışkanlık: Yumurta kapıya dayanınca!
    • 16 Kasım 2007 ‘Vahdettin haindir’ diyenler parmak kaldırsın!
    • 17 Ekim 2007 Göğsümdeki Amerikan bayrağı!
    • 14 Ekim 2007 Kimin nesi bu Facebook?
    • 7 Ekim 2007 Müjde Ar’ın gazoz kapağı
    • 5 Ekim 2007 Asıl Truva atı Fransa’ymış…
    • 26 Eylül 2007 Korku rehberi: Türbanlılarla ilgili acayip saptama!
    • 21 Eylül 2007 “Çok istiyorsa türbanı Erdoğan ve Gül taksın!”
    • 17 Eylül 2007 'Allah’tan Sami’ye: Türk muhafazakarlığının yeni harfleri!
    • 11 Eylül 2007 'Hain kılıçlar' neremize değdi?
    • 2 Eylül 2007 11 Eylül’den önce, 11 Eylül yazısı
    • 23 Ağustos 2007 Bekir Coşkun da beni kovacak mı?
    • 9 Temmuz 2007 Meydanlarda seçim kakofonisi!
    • 5 Haziran 2007 Yeniler için en önemli ders: Bir kişiden uzak durun!
    • 21 Mayıs 2007 “Putin’in gizli ordusu!”
    • 5 Mayıs 2007 Muhtıra günlerinde aşk!
    • 29 Nisan 2007 Deniz Baykal’a güzellemedir!
    • 24 Nisan 2007 Habertürk’ü yakan Melih Meriç değil, Bülent Arınç!
    • 13 Nisan 2007 Huzur formülü!

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,362 µs