En Sıcak Konular

Serdar Turgut


Serdar Turgut
0 0 0000

Cem Yılmaz'ın canını sıkmayın



Espri çok güzeldi Cem... Anlayan anladı, anlayamayanı da boş ver...Sakın ha lüzumsuz ahlak tartışmalarına filan da girme. Çünkü ortada ahlaksızlık durumu gayet tabii ki yok.

İki lafından birinde 'O.... çocuğu' diyebilen bir toplumda kimsenin kimseye ahlak öğretecek hakkı yok

Bir süredir soyut mizah üzerine çalışmalarım sürüyordu.

Sonunda biz Türklerin mizahın soyut olmasından pek hoşlanmadığımıza ve 'mizah ne kadar fazla somut olursa galiba bu bize o kadar iyi gibi geliyor' sonucuna varmak üzereydim.

Soyut mizah, insanın kendisini zorlaması anlamına gelebiliyor. Biraz bağlantılar kuracaksınız, biraz düşüneceksiniz gülebilmek için, ama düşünmek zorlayabiliyor bizim insanımızı.

'Olabilir' dedim buna bile. Ne yapalım; herkes kendini düşünmeye zorlamak zorunda değil. Bize somut mizah gerekiyor. Ana avrat dümdüz giderseniz mizah diye, bu en fazla gülünen şey olabilir tabii ki...

Bu bir gerçek, ama 'bana acı gelen bir gerçek' olarak kabul ettim bunu. Ne yapalım; elde olan malzeme bu kadar. Bu malzeme de size, Levent Kırca'nın yaptıklarını mizah gibi sunmasına imkan verebiliyordu bir zamanlar.

Ortama son derece uygundu o. Onu izlerken hiç düşünmeye, soyutlama yapmaya gerek yok. Her şey olabildiğince hatta haddinden fazla somut olarak veriliyor size.

Aslında mizahı öldüren bir ortamdı bu. 'Hababam Sınıfı'nın birer birer hayata veda etmeye başlayan kahramanları gibi, düşünmeye gerek duyulmadan güldüren mizah da can çekişmekteydi.

Sonra ortaya Cem Yılmaz gibi bir sanatçı çıktı ve ilk başta -insanları pek korkutmamak için olsa gerek- somut ve soyut mizahı karıştırarak, birden soyutuna geçmeden yavaş yavaş yeni bir şeylere gülmeye alıştırmaya başladı.

Yavaş yavaş alışıyordu insanlar ama mizahı somutlaştıkça daha fazla güldükleri bir gerçekti. Bazen gülmeye otomatikman başladıkları da oluyordu. Cem Yılmaz'ı karşılarında görür görmez gülmeye başlayanlar bile var. Bu da mizah tarihi açısından bile tuhaf bir durum.

Dediğim tüm şeyleri daha somut olarak anlamanıza yarayacak olay, Cem Yılmaz'ın yaptığı bir espri ile patladı: 'Bir hikayemiz vardı. Hokkabaz adını verdik. Savaş Ay çıktı, 'babamın hayat hikayesi' dedi. Ne yapsam bir sahiplenme, bir kötüleme... Yeni filmimin adını 'O...u çocuğu' koyacağım. Bakalım kim sahiplenecek? Kimin anasının, babasının hayatı olacak o zaman merak ediyorum'.

Espri bu kadar ve biraz akıl taşıyan insanın anlamaması mümkün değil. Ama bizim insanlarımız yine mümkün olmayanı başardılar. Bunu bile anlayamadılar galiba. Çünkü çok kullanmaya alışkın olduklarından olsa gerek tümü sadece 'O...u çocuğu' bölümüne takılıp kaldı.

Cem Yılmaz önceden bunun olacağını bildiğinden olsa gerek esprisini tamamladıktan sonra açıklamayı da yapmak gereği duymuş. 'Bakalım kimin anası babası üstlenecek' lafını da eklemek gereği duymuş esprisine.

Normal şartlar altında bu bölümü hiç söylemesine gerek yoktu ama anormal şartlar altındayız maalesef. Gülmeyi zor beceren, mizah anlayışı azgelişmiş anal-retentif insanlar çoğunlukta bu toplumda.

Espri çok güzeldi Cem... Anlayan anladı, anlayamayanı da boş ver... Sakın ha lüzumsuz ahlak tartışmalarına filan da girme. Çünkü ortada ahlaksızlık durumu gayet tabii ki yok. İki lafından birinde 'O.... çocuğu' diyebilen bir toplumda kimsenin kimseye ahlak öğretecek hakkı zaten yok.

Dahası mizahçının bazen gerektiği zaman ahlaksız olma hakkı da vardır.

Akşam



Bu yazı 909 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 20 Nisan 2009 Cemaat ile TSK diyaloğa girmeli
    • 22 Aralık 2008 Erdoğan’ın kızının resmini görünce utandım
    • 11 Aralık 2008 Modernizmin ölümü ve anlamsızlık
    • 11 Kasım 2008 Fehmi Koru’nun yazısının şifreleri
    • 3 Kasım 2008 Acımasız düzen
    • 31 Ekim 2008 Medya Faşizmi nedir?
    • 28 Ekim 2008 THY’nin devrimci kararı
    • 24 Ekim 2008 Krizi fırsata çevirmek
    • 22 Ekim 2008 Kriz komplo olabilir mi?
    • 2 Ekim 2008 New York şehrinin kapanması
    • 16 Eylül 2008 Doğan’ın büyük kötülüğü
    • 17 Ağustos 2008 Medya da temizlenecek
    • 7 Ağustos 2008 Taşlar yerine böyle oturur
    • 27 Temmuz 2008 Faili meçhul hayatım
    • 17 Haziran 2008 Derin devlet gurusu
    • 23 Mayıs 2008 S-muhtıra
    • 1 Mart 2008 ABD’ye nanik yapılmaz
    • 29 Şubat 2008 Bölgenin ‘Büyük Abi’si
    • 9 Şubat 2008 Fakirlik ebedi oldu
    • 15 Ocak 2008 Enerji güvenliğinde stratejik ortaklık

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,125 µs