En Sıcak Konular

Mahmut Övür


Mahmut Övür
0 0 0000

'Tez AK Parti, antitez DTP'



AK Parti ile DTP ilişkilerine bakınca insanların kafası karışıyor.
Acaba yeni bir gerginlik dönemi mi başlıyor?
Aslında DTP'li bir Meclis'in hiç de sakin geçmeyeceği başından belliydi.
Çünkü ortada alışık olmadığımız bir siyasi parti ve bir "siyaset dili" var.
DTP'lilerin bu siyaset diliyle demokrasiye katkı sunup sunmayacakları hem merak ediliyor hem de kaygı ile izleniyordu.
Aynı şey iktidardaki AK Parti ve muhalefet partileri için de geçerli.
Onların da, DTP'nin bu farklı "siyasi dili" karşısında ne yapacakları merak konusuydu.
Acaba, empati mi yapacaklar, yoksa bildiğimiz klasik tepkici yolu mu sürdürecekler?
Doğrusu iki tarafın tavrını anlamamız için çok beklememiz gerekmedi.
Daha işin başındayız ve Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir'in açıklamalarıyla ortalık karıştı...
Nedeni de Baydemir'in siyaset dili...
Baydemir tartışma yaratan konuşmasında şöyle diyordu:
"Diyarbakır'a karşı açıkça savaş ilan ediyorlarsa 'hodri meydan' diyorum. Biz buradayız. Savaştan kaçmayız. Başbakan en sevdiği ve en güvendiği adayını burada belediye başkanı olarak göstersin. Diyarbakır bir kaledir. Bugüne kadar birçok kişi düşürmek istedi ama düşmeyecektir."
Siyaset dili "savaş" ekseninde gelişirse "üslubun" böyle sert olması kaçınılmaz.
Bu nedenle başta Başbakan Erdoğan olmak üzere verilen cevaplar da sert oldu.
Peki bu gerginlik yaratan tartışma siyaset kulislerinde nasıl yankılandı?
DTP Milletvekili Hasip Kaplan şöyle diyor:
"Keşke böyle sert olmasaydı. Ama burada sözü edilen 'savaş' kelimesi yanlış yorumlanıyor. Kastedilen mücadeledir. Bu da şunu gösteriyor: AKP'nin Doğu ve Güneydoğu'da rakibi DTP'dir. Nasıl İzmir ve Mersin'de CHP ise oradaki rakibi de biziz. AKP bir seneye kalmadan yerel seçime gitmek istiyor. Bu nedenle yönetimde olmadıkları illeri almak istiyorlar. Biz de Van'ı, Siirt'i istiyoruz. Bunda büyütülecek ne var?"
Kaplan'ın yerel seçimlerle ilişkilendirdiği bu gergin tartışmaya siyaset kulislerinde farklı bakılıyor.
Kimi DTP'nin siyaseti gererek tabanını ayakta tutmak istediğini, kimi de AK Parti'nin "devlete hoş görünmek" istediğini ileri sürüyor.
Ancak yaşanan bu tartışmanın aslında "yeni bir siyasal sürecin başlangıç noktası" olduğunu söyleyenler de var.
Bir siyaset uzmanı bu sürecin nasıl gelişeceğini çarpıcı bir iddiayla şöyle anlatıyor:
"AK Parti ve DTP, diğer muhalefet partilerini devreden çıkartacak bir strateji izliyorlar. Aralarında 'özgürleşme ve farklılaşma adına enteresan bir kavga' yaşanacak."
Siyaset uzmanı bu yaklaşımını netleştirmek için biraz daha ayrıntı veriyor ve şöyle diyor:
"Önümüzdeki sürecin en önemli problemi terör ve bölünme olacaktır. Hükümetin bu konuda almaya çalıştığı her tedbire karşı kim sesini çıkaracak? Elbette DTP. Peki bu noktada CHP ve MHP ne yapacak?
Doğal olarak DTP'nin yanında yer alamayacaklarına göre mecburen ya tavırsız kalacaklar ya da hükümetin yanında yer alacaklar... Tam bir sıkışma noktası.
Tez AK Parti, anti tez DTP olacak. Türkiye'nin ezberini bozacak söylemi DTP ortaya koyar, Türkiye'nin mevcut tezini ise AK Parti savunur. Bu durumda ikisinin de pozisyonu güçlenir. Başka siyasal partilerin araya girme şansı yok."
Siyaset uzmanı görüşlerini yeni bir iddiayla noktalıyor:
"CHP ve MHP çıpası Türkiye'yi özgürleştirmez. AK Parti, DTP'yi çıpa alarak Türkiye'yi özgürleştirmeye çalışıyor."
İlginç değil mi?
Siyasi partiler arasında yaşanan her tartışmaya sadece "gerginlik" eksenin de bakmamak gerekiyor. Belki de her gergin tartışmanın arkasında ummadığımız bir gerçek yatıyor.

sabah



Bu yazı 605 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Eylül 2012 AK Parti kongresi ve Barzani
    • 28 Eylül 2012 AK Partili Babuşçu iddialı: Yüzde 55
    • 23 Eylül 2012 CHP'nin 'Balyoz' ikilemi
    • 20 Eylül 2012 Otobüste 200 er
    • 18 Eylül 2012 CHP günahlarından arınıyor
    • 11 Eylül 2012 CHP hâlâ derdini anlatamıyorsa
    • 1 Eylül 2012 Ya silah ya siyaset
    • 30 Ağustos 2012 CHP neden Kürt raporu yazamıyor?
    • 19 Ağustos 2012 Barışı kirletmemek lazım
    • 14 Ağustos 2012 Aygün'ün kaçırılmasında garip sorular
    • 10 Ağustos 2012 Diyarbakır'dan Şemdinli'ye bakmak
    • 24 Temmuz 2012 Üç CHP'li anlaşamıyorsa...
    • 19 Temmuz 2012 CHP'de 'maymuncuk liste' savaşı
    • 18 Temmuz 2012 CHP, zamanın ruhunu yakalar mı?
    • 17 Temmuz 2012 CHP kurultayı gölgede mi kaldı?
    • 8 Temmuz 2012 Siyasetin yeni aktörleri
    • 6 Temmuz 2012 CHP'de kurultay pazarlamacıları
    • 3 Temmuz 2012 Zana'nın demokratik yolu
    • 24 Haziran 2012 Uçak düşürme bir tuzak mı?
    • 19 Haziran 2012 Gülen'in kararı neyin sinyali?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,569 µs