En Sıcak Konular

Engin Ardıç


Engin Ardıç
0 0 0000

Seçim yasağını bugünden başlatıyorum!



Çünkü bıktık, hem biz, hem de okuyucu. Yetti gayrı.

Bugün politika yok. Oyunu kime vereceğini hâlâ bilemeyen varsa, türlü çeşitli amigolara takılsın. Bizden kesik.

Bizim konumuz TIME dergisi. Ülkemizde bunu “taym” değil de, Türkçe okunduğu gibi, “time” şeklinde telaffuz edenler çoktur.

Türk kamuoyu, özellikle de basın, her ne hikmetse, biz kendimizi bildik bileli, bu derginin bokunda boncuk bulmuştur.

Oysa dünyanın en sıkıcı dergilerinden biridir.

Newsweek ondan azıcık daha “hareketlidir”, o kadar. Fransız basınında bile koskoca Le Nouvel Observateur’ün hiçbir tadı tuzu kalmamış, L’Express ve Le Point zaten uzun süredir keyifsiz, Le Figaro Magazine falan da iyice magazine ve kadın okura yatmış durumdadırlar. Ara ki, Louis Pauwels’in yönetimindeki o içi dopdolu FM’i bulasın. Ara ki, Jean-Jacques Servan-Schreiber ile Françoise Giroud devrindeki o kavgacı Express’i bulasın.

“Sol” bitince Fransız dergiciliği de bitmiştir. Der Spiegel özel dosyalarla, kapsamlı araştırmalarla Almanya’da direnebiliyor. Amerikan dergileri de, ortalamanın üzerindeki Amerikalı’ya, haftanın yurt ve dünya olaylarını topluca, kısa ve öz şekilde sunarlar, azıcık yorum da katarlar. (Ortalama Amerikalı’ya bu bile ağır gelir.)

Türkiye, bu TIME dergisine bir tür kutsal kitap gibi bakmış, “otoritesini” asla sorgulamamıştır.

Öyle ki, zaman zaman bir Türk’ün orada kapak olması, burada sevinç çığlıklarıyla karşılanmış, “TIME dergisi gibi yüce bir yayın organı bizi adam yerine koydu” yaklaşımıyla en zavallı aşağılık duyguları dışa vurulmuştur.

Örneğin bu derginin ünlü Mustafa Kemal Paşa kapağı, seksen beş yıldır bizim için “iftihar vesilesi” sayılmıştır. (Aynı derginin Adnan Menderes’i de kapak yapmış olduğu istemeye istemeye hatırlanıyor.)

Bu dergi şimdi de “türbanlı bir Türk kızını” kapak yapınca kıyamet koptu...

Çünkü gâvur eşektir ve ancak bizim işimize gelen konuları kapak yapmakla yükümlüdür!...

Gâvur o kadar eşektir ki, ülkemizde toplasan toplasan alt tarafı bin sekiz yüz adet satan derginin anketine biz buradan yetmiş bin oy göndeririz ve Atatürk’ü “yüzyılın en büyük adamı” seçtirmeye çalışırız! Bunu gazete köşelerinden yönetir, İngilizce bilmeyene oraya gönderilmek üzere “matbu mektup” dağıtır, “vatandaş seçimde mutlaka oyunu kullan” kampanyasını “vatandaş TIME dergisinin anketinde mutlaka oyunu kullan”a çeviririz.

Çünkü bu dergi “dünyanın en bilmemne” dergisidir, yücedir, büyüktür, hiçbir satırı tartışılamaz ve de her türlü hokkabazlık, saçmalık ve “şark kurnazlığıyla” Atatürk’ü bir seçtirsek, meydan muharebesi kazanmış gibi olacağız...

Gâvur bizim sandığımız kadar eşek olmadığını gösterip oylarımızı çöpe atar, Atatürk’ü de listeden çıkarınca da, çok bozuluruz.

Şimdi de kapağına başı bağlı kız koydu diye bozuluyoruz.

Bu yaklaşım, çarşaflı kadın ya da hamal fotoğrafı çeken turiste “ne güzel yerlerimiz var, niçin tutup da bunları çekiyorlar” diye kızma ve bunun arkasında mutlaka bir düşmanlık arama yaklaşımıdır. Yani, işine gelmeyen gerçekliği yoksayma, başını devekuşu gibi kuma gömme ve de birileri o gerçekliğin farkına varınca, görüp gösterince de huysuzlanma yaklaşımıdır.

Bu yaklaşım son günlerde “AKP’nin seçimi gene kazanacağını, CHP’nin gene nal toplayacağını anlayınca hırçınlaşma ve dellenme” şeklinde basınımızda yeniden sergileniyor.

İri kalçalı, kıt eğitimli ve kıt akıllı kenar mahalle karılarımıza yakışır ama basınımızın da onlardan farkı yokmuş.

Bre budalalar, başı bağlı kız, Türkiye’nin gerçeğidir. Eee, başı açık kız? O da Türkiye’nin gerçeğidir.

Fakat denge sağlamak ya da bizi memnun etmek için kapak yapsalar, ortaya “mesleki açıdan” sakil bir görüntü, başarısız bir “dizayn” çıkar. Yıllarca dergicilik yaptım, bana kapak öğretmeyin.

Ayrıca bizi memnun etmeye niçin çalışsınlar? Adama bu ilginç gelmiş, bunu çekmiş ve bunu kullanmış. Amerika’da “Atatürk ilke ve inkılaplarına uymak” diye bir zorunluluk da yok ki! Onlar “George Washington ilke ve inkılaplarını” tanırlar! Onun temelinde de eşitlik, ayrıca inanç ve düşünce özgürlüğü yatar.

Peki ne yapacağız? Bu dergiyi “lanetleyecek” miyiz? “Atatürk’ü kapak yaparsa televizyonun üstüne koyun, Recep Tayyip Erdoğan’ı kapağa çıkarırsa yakın” kampanyası mı düzenleyeceğiz? Yoksa “yasak yayınlar listesine” mi sokacağız?

Yooo, okuyup gülüp geçeceğiz, o kadar.
 



Bu yazı 920 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 26 Eylül 2012 Tayyip gitsin de Hitler mi gelsin?
    • 15 Ağustos 2012 Atraksiyon
    • 29 Temmuz 2012 Akşam diyordun Abbas
    • 23 Temmuz 2012 Özeleştirini yap Kemal arkadaş!
    • 16 Temmuz 2012 Fransa'nın Kılıçdaroğlu'su
    • 15 Temmuz 2012 Onları geri kazanalım
    • 4 Haziran 2012 Ay birbirinizden farkınız mı vardı?
    • 26 Mayıs 2012 İç savaş istediklerini söylemiştim
    • 29 Nisan 2012 Coşku duyulacaaak... Duy!
    • 13 Nisan 2012 Osmanlıca dersi de konulsun
    • 8 Nisan 2012 Osmanlı'da garaj mes'elesi
    • 23 Mart 2012 Hatırlayalım hatırlatalım
    • 7 Mart 2012 ''Haybeden Şef Gezisi''
    • 29 Şubat 2012 Senin de adın Kemal
    • 12 Şubat 2012 Lafının ardında dur
    • 19 Ocak 2012 Aman oğlum, vururlar ha
    • 6 Ocak 2012 Zurnanın zırt dediği yere henüz gelmedik
    • 5 Ocak 2012 İlker Paşa bize de ifade versin
    • 2 Ocak 2012 CHP'yi destekliyorum
    • 19 Aralık 2011 Olmayanı olduramazsınız

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,581 µs