En Sıcak Konular

Nedret Ersanel



Nedret Ersanel
0 0 0000

Devlerin füze savaşı: Hedef Türkiye!



“Soğuk” havanın gelişini, ABD’nin Polonya ve Çekoslavakya’ya füze yerleştirme kararına bağlayabiliriz. Gerçi Sovyetler’in eski pakt üyelerinde hissedilen Amerikan ağırlığı ve “Turuncu devrimler”e kadar geri götürmek de olası.

Soğuk savaş nostaljisini körükleyen üç seri adımdan söz etmek gerekirse, ABD füzelerinin Rusya periferisine yerleştirilmesi fikri, Rusya’nın karşı adım olarak Avrupa’nın kuzey göbeğinde sayılan topraklarına (Kaliningrad) “karşılık füzeler” konuşlandırma tehditi ve nihayet AKKA’yı askıya alması sayılmalı.

Missileme olarak yapılan ve “füze kalkanı”nın yakalamaması için havada birkaç füzeye ayrılan Rus denemesini hiç söylemiyoruz.

İki Başkan, (tıpkı eski günlerdeki gibi) bu ayın başında, Amerikan Başkanı’nın Main eyaletindeki aile evinde biraraya geldiler. Kuşkusuz böylesi bir kâbul ancak Rusya’ya yapılıyor.

İlk konu İran’ın nükleer hevesiydi. Toplantı sonunda ev sahibi, iki ülke arasında bir fikir birliği sağlanıp sağlanamadığını söylemedi ama diplomatik dille “tutumlarının aynı” olduğunu belirtti.

Putin ise, “görüşmede ortak noktalar aradıklarını, zaman zaman da bulduklarını” söyledi!

Aslında iki ülke arasında nükleer gücün sivil kullanımı konusunda bir problem bulunmuyor.

‘Start’ mı ‘Finish’ mi?

Hatta bu konuda yeni bir anlaşmayı aynı toplantının sonunda imzaladılar. Sorun, “Stratejik Nükleer Silahların Azaltılması Anlaşması (START)”. Çünkü süresi 2009  yılında doluyor.

1991 yılında imzalanan START anlaşması, iki ülkenin nükleer silahlarını sınırlandırıyor. Aslında “du” demek daha doğru olur. Zira “Soğuk Savaş”ın sona ermesini takiben her iki ülke de bu anlaşmayı unuttu.

Peki şimdi nasıl gündeme geldi? Bu sorunun yanıtını aslında ilk satırlarda verdik. Washington’un, Avrupa’da bir füze savunma sistemi kurmaya karar vermesi ile herkes START’ı anımsamakla kalmadı, “soğuk savaş”ı da hatırladı.

Şimdi yapılmaya çalışılan, Kremlin ve Beyaz Saray’ın yeni bir START’la işleri “eski” rayına oturtması. 

Sorun ise ABD’nin bunu samimiyetle isteyip istemediği!

Çünkü, Doğu Avrupa’ya yerleştirilen füzelerin kaldırılması ihtimalinden önce, bu füzelerin “buraya”, neden ve şimdi yerleştirilmesi kararı alındığı sorgulanmalı. Moskova uzun süredir bu soruyu sadece kendine değil, ABD’ye de soruyor.

Şeker Elma: İran’ı vurmak!

Aldığı yanıt ise doğrusunu söylemek gerekirse, yaratıcı diplomatik yalanların ötesinde, “şeker elma”sına benziyor. Washington’a göre bu füzelerin sebebi, İran’dan Avrupa’ya yönelecek olası füzelerin önünü kesmek.

Tabii bu yanıtın kimseyi ikna etmesi mümkün değil. Moskova da İran’ı engelleme adına konuşlandırılması planlanan füzelerin “yeri” konusunda son derece şüpheli. Bu garip coğrafyanın seçilmiş olmasını açık biçimde “kendi üzerine” alıyor.

Yine Ruslara göre, bu füzeler Tahran için hazırlanıyorsa, yerleri yanlış ve farklı bir ülkede olması daha mâkul. Dahası bu denli uzak mesafeden “füze avlamak” akil olmadığı gibi, vurulması halinde de yüksek miktarda reaktif maddenin Avrupa’nın üzerine yağacak.

Bu noktadan sonra uzlaşma kilitleniyor, güven ortadan kalkıyor ve herkes kendi kozunu masaya sürmeye başlıyor.

İran nükleer füze yaparsa, Ankara…

Bu bilgileri hafızamızda tutup, yakına gelelim. İran’ın nükleer füze sistemleri geliştirmesinden kaygılanan ülkelerden biri de Türkiye. Bu doğal. İlişkiler eskisinden çok daha farklı ve sıcak olsa da, bugüne değin tüm Ortadoğu’nun en büyük silahlı kuvvetlerine sahip olan iki ülkenin arasındaki dengenin bozulması hiç istenen bir şey değil.

Bu halde, yani Tahran’ın bu güce kavuşması halinde Ankara’nın ne yapacağı konusu Batı’da (ABD, Avrupa, İsrail anlayınız.) üç ihtimalli bir analizle değerlendiriliyor. Bunu “temenni” olarak okumak da olası.

1) Kendi nükleer kapasitesini yaratacak. 2) Konvansiyonel askeri güçlerini ve orta menzilli füze sistemlerini ABD ve İsrail’le işbirliği yaparak güçlendirecek. 3) Yine ABD ve İsrail’e yaslanarak nükleer savunma sistemleri yerleştirecek.

Hemen fark edileceği gibi, bu seçeneklerin tamamı Batı’ya bağlı önermeler. İran bizim sınırımızda durduğu sürece de bu mimari hep Türkiye’de kalacak ve böylece Ankara'nın eli bağlanacak.

Bu konuda “Foreign Affairs” dergisi Temmuz sayısında bakın ne söylüyor; “Doğu Avrupa’ya konuşlandırılacak füze sistemleri, Türkiye’yi bu projenin dışında tuturak eşit olmayan iki güvenlik bölgesi yaratıyor. Bu Türkiye’nin güvensizlik duygusunu pekiştirecektir. ABD’nin Türkiye’yi koruyacak füze savunma sistemi geliştirmesi-Patriot sistemi yerleştirerek olabilir-gerekiyor.”

İlginç değil mi?

Rusya Türkiye’yi kurtarır mı?

Dün iyibilgi okurlarına çok ilgi gören “İran-Türkiye: Rusya’nın mükemmel doğalgaz planı başlıklı bir analiz sunduk. Lütfen bundan sonraki bölümü o analizi de dikkate alarak okuyunuz.

Dönelim… Rusya, Amerikan füzelerinin Tahran’a yönelik koordinatlarının yerini beğenmeyince, alternatif coğrafyalar sundu. “Doğu Avrupa’ya değil, buraya koyun” dedi.

Bunlardan biri Azerbaycan! İkinci önemli yer ise Türkiye! Moskova resmi görüşmelerde de, kamuoyuna yaptığı açıklamalarda da Türkiye’nin ismini öncelikli ve tekrarlayarak önerdi.

Bu öneri, İran füzelerine karşı kendini savunmasız hissedecek Ankara’yı rahatlatıyor. Yani bu fikrin okumasından Kremlin’in de Batı’nın ne yapmak istediğini çözdüğü anlaşılıyor.

ABD, Türkiye’yi İran nükleer füzeleri karşısında yalnızlaştırarak, Batı’ya yeni bir yolla mahkum bırakmayı planlarken, Rusya, bu yan atağı karşılıyor.

Moskova ne kadar kızıl?

Peki Putin bunu niye yapıyor?

ABD füze sistemlerinin Türkiye’ye konuşlandırılması sadece Ankara’yı rahatlatacak değil. Rusya’yı da rahatlatacak.

Rusya, Türkiye ile arasının tüm tarih boyunca yaşanan ikili ilişkilerin ötesinde olduğunu düşünüyor ve bu yakınlaşmanın, Rusya’ya yönelik Batı füzelerinin Türkiye’den hareketlenme ihtimalini azaltacağını görüyor.

Bu birincisi. Yine Rusya, bu füzelerin İran’a karşı konuşlandırıldığı tezine dayanarak, Türkiye ile İran arasında bir sert kriz yaşamadığı sürece füzelere iş düşmeyeceğine güveniyor.

Bu anlamda Türkiye ile İran’ın yakınlaşması için elinden geleni de yapıyor, en azından husumet çıkarabilecek konuları tahrik etmiyor. Kuzey Irak, terörist PKK-PJAK gibi "ortak" dosyaların da iki ülke arasında bir yakınlaşma sağladığını görüyor.

Keza Türkiye’deki ABD muhalifi tansiyonun da işine yaradığının, iki ülke arasında imzalanan doğalgaz anlaşmalarının da temasları artırdığının ayırdında.

Jüpiter tecrübesi!

Rusya, füzelerin Türkiye’ye konuşlandırılması halinde-ki kısa dönemde ve gerekli pazarlıklar tamamlanmadan ABD’nin bu silahları Türkiye’ye aktaracağına asla inanmıyor-yararlanabileceği geçmiş bir tecrübeyi de anımsıyor.

Sovyetler Birliği’nin Küba’ya füze konuşlandırmasıyla ortayla çıkan Ekim 1962 füze krizinde yaşananlar Putin ve ekibi için önemli bir “mesel”. Zira bu krizin sonunda, Sovyetler füzelerini çekme karşılığında Türkiye’de bulunan NATO ve ABD füzeleri Jüpiter’lerin çekilmesini istemiş ve başarmıştı!

Yeni bir kriz zamanında olmaması için sebep görülmüyor.

Sonuç olarak, yeni bir soğuk savaş döneminin işaretlerinden sayılan füzelerin burnunun dibinden gitmesini istiyor Rusya. Ama bu füzelerin gideceği yerde yaratacağı sonuçları da engellemek istiyor.

Pentagon uyuyor mu?

Bu incelikli hamleler konusunda Washington ne düşünüyor? Beyaz Saray açısından bu füzelerin Doğu Avrupa’ya konuşlandırılmasından vazgeçilmesi gibi bir ihtimal şimdilik yok.

ABD, Rusya’nın 1990’lı yıllardaki durumunu aşarak yeniden tehlikeli olmaya başladığını düşünüyor. Rusya’nın Avrupa’ya yönelik enerji hamlelerine karşı “ben hâla buradayım” demek istiyor.

Yine bu füzeleri, Sovyetler’den kopan ülkelerin Batı yanlısı ve NATO üyesi olarak görmek ve Rusya’nın bu ülkeleri korkutmasını engellemenin amacıyla kullanmak, yeni START anlaşmasında da ek pazarlık kozu yapmak istiyor.

Türkiye’ye bu füzeleri kaydırmak niyetinde değil ama Türkiye’ye de füzeler yerleştirmek istiyor. Planı İran tehditi yüzünden Ankara’nın kendi ayakları ile gelerek istemesi üzerine kuruyor.



Bu yazı 4,539 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 13 Mayıs 2014 Ruslar UFO’larla bizim gibi it dalaşı yapabilir mi?
    • 6 Mayıs 2014 Berlin, Obama’nın (en iyi) arkadaşı değil
    • 29 Nisan 2014 'Manidar Zamanlama'ları Ayarlama Enstitüsü
    • 22 Nisan 2014 Albino çocuk ve beyaz kurdeleli uzaylılar inlere girebilir mi?
    • 15 Nisan 2014 'ABD'den Türkiye çıkışı' yazılır, 'ABD'den sakın çıkma' okunur!
    • 8 Nisan 2014 İsrail yanımıza, Rusya kolumuza, ABD nereye?
    • 31 Mart 2014 Erdoğan'ın yolu 'oralarda' anlaşıldı mı?
    • 25 Mart 2014 Twitter'ı kapatan Facebook'u niye kapatmadı?
    • 17 Mart 2014 Tokalaştığınız el işe yaramaz, diğer el önemli!
    • 10 Mart 2014 Büyük resme çıplak gözle bakılmaz
    • 4 Mart 2014 Dünyanın söküldüğü yer
    • 25 Şubat 2014 Aurens'in raksını Hüseyin alkışlıyor...
    • 11 Şubat 2014 Uçak gemisinden korkabilirsiniz ama büyüğü var
    • 4 Şubat 2014 Angel(a)’nın kanatları ve ışığın askerleri!
    • 28 Ocak 2014 MİT’i kelepçelemekten daha 'sembolik delil' ne olabilir...
    • 21 Ocak 2014 Akdeniz’de Çin-Rus tatbikatı ‘devlet TIR’larını rahatlatır mı?
    • 13 Ocak 2014 Rusya, İran yüzünden Londra'ya elinin tersiyle...
    • 7 Ocak 2014 Enerjiniz olmadan enerjiyi mi kontrol edeceksiniz?
    • 31 Aralık 2013 2014: Bize ne olacaksa, tüm bölgeye o olacak!
    • 24 Aralık 2013 Türkiye'nin canını o yüzden yakıyorlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    3,993 µs