En Sıcak Konular

A. Turan Alkan


A. Turan Alkan
0 0 0000

Sezer gibisi mi? N'asla!



CHP lideri Deniz Baykal, hayatının en leziz günlerini yaşıyor olmalı: 27 Nisan'dan bu yana o, "Cumhuriyetçiler"in tabii lideri. Anayasa Mahkemesi'ni alenen ve göz göre göre tehdit etmiş olmasına rağmen hâlâ "dokunulamamış" bir kişi.
Hele Başbakan'ın "gerekirse kapı kapı dolaşır uzlaşma ararım" sözüyle yaptığı "U" dönüşünden sonra Baykal, siyasi hayatımızın en muteber bilgesi durumuna geldi. Partisi, en iyimser seçim anketlerinde bile % 20-23 civarında oy toplayacakmış gibi görünse de, CHP'nin 2002'de aldığı 19,39'un üzerine koyacağı her puan, daha şimdiden azîm bir zafer olarak takdis edilecek!

Bundan iyisi can sağlığı; dolayısıyla sayın Baykal, Başbakan'ın U dönüşünden sonra haklı olarak kasılıyor ve sanki devrin İsmet Paşası'ymış gibi altın çerçevelik raconlar kesiyor: Bakın ne demiş: "Uzlaşma bir liderin, kendi partisinden bir veya birkaç ismi getirip 'bunlardan birini seçin demesi' değildir. Önce yöntemde anlaşmak gerekir. Uzlaşma, adayın ortak belirlenmesidir. Partilerin ortak bir isim belirlemeleridir. Partilerin, toplumun her kesiminin üzerinde uzlaşabileceği bir ismi ortaklaşa ortaya çıkarabilmelidir. Anımsayın, Sayın Ahmet Necdet Sezer ismi üzerinde uzlaşma nasıl oldu? Meclis'teki bütün partilerin uzlaşmasıyla bu isim belirlendi. Sayın Sezer, politize olmamış, hukukçu kimliği ön planda bir isimdi. DSP militanı değildi, MHP'li değildi, ANAP'lı değildi, o zamanki muhalefet partilerinden birinin yandaşı veya sempatizanı değildi. Tarafsız bir kişilikti. Öyle bir isim üzerinde bütün partiler uzlaştılar. Uzlaşma böyle olmalı."

Bana göre Sayın Baykal'ın en büyük özelliği ve meziyeti, dilediği zaman sözlerine dünyanın en mâkul fikriymiş gibi bir tabiilik ve akıcılık kazandırabiliyor olmasıdır; bu konuşmasında Sayın Sezer hakkında kullandığı, "tarafsız bir kişilikti" sözü, kapsamlı bir illüzyon hükmündeki bütün konuşmasının anahtarı derecesinde önemlidir; bu hükme rızâ gösterdiğiniz anda, "vallah'ül azim adam, kitabın orta yerinden konuşuyor" dememeniz için hiçbir sebep kalmıyor.

Hayır efendim hayır; şahsen bir daha Sayın Sezer veya benzerlerini "anımsamaya", "onun gibisini bulsak da yeniden seçsek ne güzel olur" vezninden zemin hazırlama etüdlerini zımnen tasdik etmeye hiç niyetim yok. Kendisini, görevinin ilk yıllarında gönülden sevmiş ve desteklemiştik ama sonraları ne olduysa zât-ı âlileri beni ve benim gibi düşünenleri hemen her konuşmasında, bayram mesajlarında kelimelerle dövmeye, ayrıksamaya, Türk toplumundan ziyade bürokratik iktidarın devlet başkanı gibi davranmaya başladığından beri şahsi sempatimi geriye çekmiş bulunuyorum. Sayın Sezer veya bir benzerinin yeni devlet başkanlığı için uygun bir profil teşkil ettiğine kat'iyyen inanmıyorum. Kendisi hakkında saklayabileceğim son sempati kırıntılarını -akçalı işlerdeki titizliğine daima şapka çıkarırım- ise, son anayasa değişikliği paketini veto ettikten sonra tasarının elifine bile dokunulmadığı; esasen onbeş gün boyunca enine boyuna incelediği halde- sırf iş 15 gün daha uzasın diye bekletmesi esnasında yele vermiş bulunmaktayım.

Sayın Baykal'ın "Sezer gibisi" teklifine, Cüneyt Arkın'vari bir ses tonuyla "N'ayır" diyor ve ekliyorum:

Aslâ! Çünkü n'olamaz!

Parantez içinde belirtmeliyim ki, şu yedi yıl artı bilmem kaç aylık müddet zarfında Sayın Sezer'in hâl ü etvârı beni öyle soğuttu ki, hâlen temdit dakikalarını tamamlamak için oturduğu postta, "Sezer gibisi"ni yeniden görmektense Sayın Baykal'a tahammül etmeye bile rızâ gösteririm dersem anlayın gerisini...

Aşk ile bir dahi: N'asla!

zaman



Bu yazı 435 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 4 Ağustos 2010 Sfenks'in sorusu, Heron'un gözleri...
    • 19 Nisan 2010 Sizin hiç böyle bir dostunuz oldu mu?
    • 22 Mart 2010 Yargıya ne gerek var üstâd?
    • 17 Mart 2010 Herkes kendi işini yapsa...
    • 31 Ağustos 2009 Evet, 'ordu göreve!'
    • 11 Mayıs 2009 Mühimmat ama mühim değil: Çatapat!
    • 20 Nisan 2009 'Karmaşa'yı arz ediyorum komutanım!
    • 4 Şubat 2009 'Bırakalım çocuklar doğru dürüst bir içki içsin!'
    • 15 Ekim 2008 Taş kımıldıyor; iyi oluyor!
    • 11 Ekim 2008 Türkiye Kürtleri'nin geleceğine dair
    • 20 Eylül 2008 Predator!
    • 6 Eylül 2008 Allah rızası için laik olalım lütfen!
    • 26 Temmuz 2008 Bir numaralı adam kim?
    • 19 Temmuz 2008 Deniz anası gibisin kardeşim
    • 21 Haziran 2008 Türkiye, "askerî bir cumhuriyet" midir?
    • 31 Mayıs 2008 Dinleme kaydı!
    • 2 Nisan 2008 Buldum, buldum!..
    • 3 Mart 2008 Rektör be!
    • 23 Ocak 2008 Laikliği, laikçilerden kim koruyacak?
    • 24 Aralık 2007 Bütün dogmaları döven dogma!

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,768 µs