En Sıcak Konular

A. Turan Alkan


A. Turan Alkan
0 0 0000

İki analiz, bir dua!



Hangi hikmete binaen hâlâ yazarlıkla uğraştığını bir türlü anlayamadığım biri, "Cumhuriyet'in altındaki tuzak" başlığı ile bir köşe yazısı kaleme almış. Merak ettim; okumadan önce, "nedir yav bu Cumhuriyet'in altındaki tuzak; ne olabilir?" diye kendimi test etmeye karar verdim; dolayısıyla önce benim tahminî cevaplarımı, sonra da o yazarın "tuzak"tan ne anladığını sırayla okuyacaksınız.
Benim için Cumhuriyet, devletin sıfatıdır; ben devlet fikrini önemserim; çünkü devlet, birlikte yaşama irademizin en yüksek fizikî organizasyonudur. Devlet kurmak, yönetmek, işletmek ve "yönetişmek", benim için medenî bir haslettir.

Ciddiye alırım ama kutsallık atfetmem ve zamanla görmüşümdür ki benim devlet hususundaki ciddiyetim, bazılarının kutsallık atfından çok daha sahici, ayağı yere basan ve bu dünyaya ait bir tesbittir.

Bana göre Cumhuriyetimiz ciddi ve sahici birtakım tehlikelerle karşı karşıyadır; sıralıyorum:

1- Bir devletin anayasası, toplumsal ölçekte en yüksek mutabakat belgesi olmak iktizâ eder; 1982 Anayasası, son AYM kararından sonra, mahkemenin içtihadına göre her istikamette eğilip bükülebilir (esnek değil) şekilsiz bir mahiyet kazanmıştır.

2- Anayasa, devlet kurumları arasındaki güç paylaşımını, toplumla devlet arasındaki ilişkileri "hukuk"a bağlar; bu hukuk, bilumum yüksek yargı uzuvlarıyla birlikte devletin bütün kurumları için bağlayıcıdır. Türkiye'de kurumlar arasındaki güç paylaşımı, artık anayasal kurallara göre cereyan etmemekte, anayasa dışı yollardan fiilî güç gösterilerinde bulunulmakta ve bu durum maalesef, Anayasa'mızın 2. maddesinde zikredilen "demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devleti" olmak niteliğini zedelemektedir. Şöyle ki:

a- Güç paylaşımında anayasa hukukuna riayetsizlik gösterildiği için devletin "demokratik"vasfı,

b- Bir kilisenin "ekümeniklik" iddiasını karara bağlamak noktasında bir yüksek mahkememizin kendisini yetkili saymasıyla devletin "laik" vasfı,

c- Nihai kertede hukukun işletilmesi yerine, fiili güç kullanımının bazı muhitler tarafından alkışlanmasıyla "hukuk devleti" vasfı açıkça örselenmektedir.

3- Devletin ta içine uzandığı töhmetiyle gündeme gelen çeteleşme vakaları hakkında bugüne kadar tekrarlanageldiğine şahit olduğumuz örtbas hamleleri, devletin vatandaş nazarındaki güvenilirliğini zedelemektedir.

4- Devletin bazı kurumları, Anayasa'nın 10. maddesinde düzenlenen "kanun önünde eşitlik" ilkesinin özünü zedeleleyen açık davranışlarla, bir kısım vatandaşların kendini II. sınıf insan gibi hissetmesine yol açmaktadır.

Bana göre Cumhuriyetimizin geleceğini tehlikeye sokan davranışların başında bu tür yaklaşımlar geliyor; halbuki, yazının başında bahsettiğim yazar, "Cumhuriyetin altındaki tuzak" kavramıyla, bir grup öğrenciyle yaptığı görüşmedeki intibaları nakletmektedir. Buna göre yurt çapında bir cemaat, öğrencilerin yurt ihtiyaçlarını karşılamak için evler açmakta, bu evlere yönetici olarak abi ve ablalar yerleştirmekte, başarılı öğrencileri desteklemekte, daha az başarılı olanlar başarılı olmaya özendirilmekte, az bir katılım ücreti karşılığında okumaları sağlanmakta, akşamları ise bu evlerde dinî sohbetler tertiplenmekte imiş.

Yazar bu durumu şu dramatik cümleyle özetliyor: "Bu gidişle laik Cumhuriyet bir gün, bir gecede alabora olursa, kimse hayret etmesin."

İşte size iki yazardan iki "Cumhuriyet'e tehdit" analizi. Yorum yapmıyorum.

Duam odur ki Mevlâ, devletimize, Cumhuriyetimize zevâl vermesin; içimizdeki algı özürlülerden ötürü bizi helâk etmesin!

 Zaman



Bu yazı 542 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 4 Ağustos 2010 Sfenks'in sorusu, Heron'un gözleri...
    • 19 Nisan 2010 Sizin hiç böyle bir dostunuz oldu mu?
    • 22 Mart 2010 Yargıya ne gerek var üstâd?
    • 17 Mart 2010 Herkes kendi işini yapsa...
    • 31 Ağustos 2009 Evet, 'ordu göreve!'
    • 11 Mayıs 2009 Mühimmat ama mühim değil: Çatapat!
    • 20 Nisan 2009 'Karmaşa'yı arz ediyorum komutanım!
    • 4 Şubat 2009 'Bırakalım çocuklar doğru dürüst bir içki içsin!'
    • 15 Ekim 2008 Taş kımıldıyor; iyi oluyor!
    • 11 Ekim 2008 Türkiye Kürtleri'nin geleceğine dair
    • 20 Eylül 2008 Predator!
    • 6 Eylül 2008 Allah rızası için laik olalım lütfen!
    • 26 Temmuz 2008 Bir numaralı adam kim?
    • 19 Temmuz 2008 Deniz anası gibisin kardeşim
    • 21 Haziran 2008 Türkiye, "askerî bir cumhuriyet" midir?
    • 31 Mayıs 2008 Dinleme kaydı!
    • 2 Nisan 2008 Buldum, buldum!..
    • 3 Mart 2008 Rektör be!
    • 23 Ocak 2008 Laikliği, laikçilerden kim koruyacak?
    • 24 Aralık 2007 Bütün dogmaları döven dogma!

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,738 µs