En Sıcak Konular

Taha Kıvanç


Taha Kıvanç
0 0 0000

Bir yanlışlık var…



Ülkeyi yöneten siyasi kadrodan herhangi birinin yerine kendinizi koyun ve şu haberi yüksek sesle okuyun: “Manisa 1. Er Eğitim Tugay Komutanı Tuğgeneral Naim Babüroğlu, bir ilköğretim okulunun askerlerce yenilenmesinin ardından düzenlenen törende, AKP İl Başkan Yardımcısı ve Yuntdağlılar Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Mustafa Uyumaz'ı, 'Lütfen fotoğraf karesine girmeyin' diye uyararak okul bahçesinin dışına çıkardı. Uyumaz bahçe dışına çıkana dek kendisine bir albay ve astsubay eşlik etti.”

Evet, haberi okudunuz, söyleyin bakalım neler hissediyorsunuz?

Şimdi de beş hafta sonra ortaya konacak sandık için iyice sabırsızlanan herhangi bir kararsız vatandaş olmanızı istiyorum. Yeniden okuyun yukarıdaki haberi ve ne düşündüğünüzü bana söyleyin…

İsterseniz ne düşündüğünüzü söylemeyin de, esas sormak istediğim soru üzerinde imal-i fikr edin: Düşündükçe aklınıza hücum edeni, yaşadığınız his kabarmasını, olayın kahramanı neden önemsemiyor?

Benim şu sıralarda anlamakta zorlandığım konu bu soruda gizli işte…

Yapılan kamuoyu yoklamalarında Türk Silâhlı Kuvvetleri (TSK) en güvenilir kurum çıkıyor. Soruyu nasıl sorarsanız sorun fark etmiyor, “Ben orduma güveniyorum” diyor Türk toplumu. Böyle olması da son derece isabetli; bir vatandaşın yaşadığı ülkenin ordusuna güvenmemesi, ya da ordunun güvenilir olmaması bir felâkettir çünkü… Askerimize güvenmek zorundayız ve güveniyoruz…

Öyleyse Manisa'daki olayda “Fotoğraf karesine girmeyin” diye uyarılan Ak Partili yerel politikacıya yapılan muameleyi nasıl yorumlayacağız? Aile fotoğrafı içerisine kimin katılacağına elbette aile karar verebilir; ancak tören askerî ve orada fotoğrafı çekilenler de bir ailenin fertleri değil. Herkes çekilen fotoğrafa girebildiği halde iktidar partisini temsilen orada bulunan kişi dışlanıyor…

Kendinizi Ak Parti yönetiminden herhangi bir kişinin yerine koyarak yeniden düşünmenizi istiyorum. Genel başkanı, il başkanı, ilçe başkanı, oyvereni, hatta uzaktan seyredeni sayın kendinizi, neler hissederdiniz?

Bu işte bir yanlışlık var.

TSK uzunca bir süredir medyada 'akreditasyon' şartı arıyor, bunu da beğenmediği basın-yayın organlarını etkinliklerinden uzakta tutma biçiminde uyguluyor. Nokta dergisinin son kapak konularından biri 'akreditasyonlu medya' için hazırlanan 'andıç' haberiydi. Her medya organını yakın takip altında tutuyor ve not veriyormuş askerler; sonra da komutana bir rapor ('andıç') halinde sunup akreditasyonun devam edip etmeyeceğine karar vermesi bekleniyormuş…

Genelkurmay Başkanlığı haberi doğruladı, tek düzelttiği, raporun henüz müsvedde olduğuydu. Rapor Genelkurmay'ın askerî etkinlikleri izlemesine izin verdiği 'akredite' medyayla ilgiliydi gerçi, ama “Neden askerî etkinlikler izlettirilmiyor?” ölçüsü hakkında bir fikir veriyordu yine de. “Böylelikle” diyordu andıç yazarı “TSK'nın basın faaliyetlerinin; bölücü ve yıkıcı akımlara destek veren basın kuruluşları mensuplarının provokasyon ve kamuoyunu kasıtlı olarak yanlış bilgilendirme girişimlerinden korunması ile bunların askeri bölge, birlik ve tesislere girerek istihbarat elde etmeleri ve bunu bölücü-yıkıcı unsurlara iletmeleri ve askeri birlik, tesis, malzeme ve personele zarar vermelerinin engellenmesi amaçlanmıştır.”

Genelkurmay Başkanlığının sahiplendiği andıçın 'TSK karşıtı yazarlar' ilân ettiği isimlere bakın da kendiniz yanlışlığı görün: Mehmet Ali Birand, Cüneyt Ülsever, Hadi Uluengin, Ece Temelkuran, Çetin Altan, Hasan Cemal, Can Dündar, Nuray Mert, Yıldırım Türker, Murat Belge, Hasan Celal Güzel, Soli Özel, Ergun Babahan, Umur Talu, Mehmet Altan, Engin Ardıç, Ömer Lütfi Mete, Oral Çalışlar, Derya Sazak, Taha Akyol, Nazlı Ilıcak, Ufuk Güldemir, Şakir Süter, Güngör Mengi, Bilal Çetin, Ruhat Mengi, Okay Gönensin ve Nihat Genç…

Bunlar 'TSK karşıtları' ha!

Madem hatırlatma günümüz, aynı belgenin 'TSK yanlısı' saydıklarının listesini de sunayım: Ertuğrul Özkök, Özdemir İnce, Fatih Çekirge, Bekir Coşkun, Mehmet Y. Yılmaz, Fikret Bila, Melih Aşık, Semih İdiz, Doğan Heper, Güneri Civaoğlu, Nail Güreli, Yasemin Çongar, Güngör Uras, Güler Kazmacı, Yazgülü Aldoğan, Hakan Çelik, Kurtul Altuğ, Saygı Öztürk, Rahmi Turan, Fatih Altaylı, Erdal Şafak, Aslı Aydıntaşbaş, Muharrem Sarıkaya, Serdar Turgut, İsmail Küçükkaya, Güler Kömürcü, Ali Saydam, Deniz Ülke Arıboğan, Deniz Som, Ali Sirmen, İlhan Selçuk, Yılmaz Öztuna, Nuri Elibol, Fuat Bol, Altan Öymen…

Lâfı fazla uzatmayayım. Birazcık zorlanarak da olsa kendinizi birilerinin yerine koyun da onların yerinde siz olsaydınız neler hissedeceğinizi düşünün bakalım…

Yenişafak



Bu yazı 861 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 17 Eylül 2012 Hem okudum, hem de yazdım
    • 4 Eylül 2012 CIA başkanı neden geldi?
    • 16 Temmuz 2012 Vicdanım buna da elvermiyor
    • 2 Temmuz 2012 Suriye nasıl bir ülke, Suriyeliler nasıl insanlar...
    • 21 Mayıs 2012 Bir geziden ilk notlar
    • 15 Mayıs 2012 ‘Yeni CHP’ nihayet sözcüsünü buldu
    • 16 Nisan 2012 Hangi patron, hangi yönetici, hangi yazar içeri alınır?
    • 23 Mart 2012 Ben demedim, o dedi
    • 13 Mart 2012 Köşemi bugün Cumhurbaşkanı Gül’e bırakıyorum
    • 9 Mart 2012 TR325 kodadlı becerikli uzman...
    • 20 Şubat 2012 ‘Operasyon’ diye ben buna derim
    • 30 Ocak 2012 Davos’ta Türkiye dersi
    • 27 Aralık 2011 Bu yılın Cumhurbaşkanlığı büyük ödülü...
    • 12 Aralık 2011 Ak Parti üzerine hesaplar
    • 9 Aralık 2011 Gül vetoya ne zaman karar verdi?
    • 14 Kasım 2011 Kriz çıkaranlar gidiyor, ama yerlerine gelenler de yabancımız değil
    • 24 Ekim 2011 Kaddafi’nin son demleri...
    • 3 Ekim 2011 Dr. Sallaso’nun kunduzunun izinde
    • 29 Ağustos 2011 Ben meraklı bir insanım, özür dilerim
    • 26 Ağustos 2011 Bütün kepazeliklerin anasını açıklıyorum

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,501 µs