En Sıcak Konular

Hasan Celal Güzel


Hasan Celal Güzel
0 0 0000

Aykırı bir 19 Mayıs yazısı



Sevgili Okuyucular, dün '19 Mayıs' idi. 'Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı'nı kutladık. Millî Mücadele'nin lideri, Devletimizin kurucusu Büyük Atatürk'ü bir defa daha andık. Eski bir Gençlik ve Spor Bakanı olarak 19 Mayıs Bayramı benim için unutulmaz hatıralarla doludur.

Bugün Atatürk'ün 19 Mayıs 1919'da ayak bastığı Samsun'da, artık 'CHP Mitingi' haline getirilmiş 'Cumhuriyet Mitingi' yapılıyor. Değerli yazar Engin Ardıç'ın 17 Mayıs günü Akşam Gazetesi'nde yayımlanan harikulade yazısını mutlaka okumanızı tavsiye ediyorum. Ardıç şöyle diyor: 'Şöyle Bandırma gibi bir vapur olsa, azgın dalgalarla boğuşa boğuşa... Deniz

Baykal bir güneş gibi doğsa...

Gözleri çakmak çakmak...'

Atatürk'ü Anadolu'da ilk karşılayanlar

Efendim, siz şu satırlarımı okurken, Samsun meydanında dindar vatandaşlarımız ve din adamlarımız 'irticacı' olarak nitelendirilip yerden yere vurulacak. 'Laiklik' perdesi altında Atatürk üzerinden siyaset yapılacak ve Türkiye ikiye bölünmeye çalışılacak. Kim bilir, belki gene milliyetçi geçinen bazı ehl-i hamakat ile ne hazindir ki CHP'lileşmeye başlayan bir kısım DYP'liler ve müzeye kaldırılan ANAP iltihakçıları, sırf AK Parti düşmanlığı uğruna bu 'sol kakafoni'ye iştirak edecekler. Sanki aksini isteyen varmış gibi, 'Türkiye laiktir, laik kalacak' diye bas bas bağıracaklar...

Sevgili okuyucular, 19 Mayıs 1919 günü Samsun'da Mustafa Kemal Paşa'yı kim karşıladı bilir misiniz? Belediye Meclisi'nden Hacı Molla...

25 Mayıs 1919 akşam üstü Havza'ya geldiğinde de Atatürk'ü ulemadan Hacı Mustafa Efendi ve arkadaşları karşıladı. Amasya'ya geldiği 15 Haziran 1919 günü de kendisini karşılayanların başında Müftü Hacı Tevfik ve Vaiz Abdurrahman Kâmil Efendiler bulunuyordu. Mustafa Kemal Paşa'nın kurmay başkanı Hüsrev Gerede karşılamayı şöyle anlatmaktadır: "En gönülden ve coşkun karşılama Amasya'da oldu (...) Saraydüzü'ndeki bu merasim Paşa'nın gözlerini yaşarttı. Müftü Efendi, itimat telkin eden beşuş ve nuranî çehresiyle ilerleyerek Paşa'ya yüksek seda ile; 'Paşam! Bütün Amasya emrinizdedir. Gazanız mübarek olsun' dedi. Asla beklemediğimiz bu hitap, aynı zamanda istikbalin teşhisi idi. Peşinden elini uzatan bu mübarek insanın elini öpmek ister gibi eğildi. O, üzerinde üniforması olan Anafartalar Kahramanı'nı muhabbetle kucakladı ve yanındaki zevatı birer birer tanıttı. Millî Mücadele'de ilk defa bütün bir şehir, safhalarını öğrenme ihtiyacı duymadan, çetinliği besbelli olan vatan kurtuluşu mücadelesini, bayrağını açma kararlılığındaki bir evladının safına katılıyor ve bunu, muteber bir din adamının rehberliği, delaleti, öncülüğü ile yerine getiriyordu."

Her yerde hep onlar vardı

Şimdi, atılan sloganlardan ruhları muazzep oluyor mudur bilinmez; lâkin Millî Mücadele'nin ön saflarında hep o, birilerinin hor gördüğü, mürteci

kabul ettiği din adamları vardı. Zira onlar halkın önderleriydi.

Atatürk'ü Erzurum'da karşılayanlar arasında, 15. Kolordu Komutanı Kâzım Karabekir Paşa, Vali Münir Bey ve Vilayât-ı Şarkiye Müdafaa-i Hukuk-u Milliye Erzurum Şubesi Başkanı Raif (Dinç) Hoca vardı.

Sivas'ta, O'nu Müftü Abdurraif Efendi karşıladı. Müftü Efendi,

parlak bir karşılama yapabilmek için cübbesinin eteklerini toparlayarak ev ev, dükkân dükkân dolaşmıştı. Atatürk'ün kalacağı eve konulacak eşyayı da kendi evinden taşımıştı. Ayrıca, Hacı Bektaş Tekkesi'nden Cemaleddin Efendi, Postnişin ve Türbedar Salih Niyazi Baba da O'nun yanında yer almışlardı.

Erzurum ve Sivas Kongreleri delegeleri ile ilk Büyük Millet Meclisi üyelerinin önemli bir kısmı da din adamları ve ulemadan oluşuyordu.

Demir ve çelik alaylar

Millî Mücadele'de din adamları, ellerinde silah beldelerini de korumuşlardır. Isparta'da Hafız İbrahim Efendi 'Demiralay', Afyonkarahisar'da Hoca İsmail Şükrü Efendi 'Çelikalay' ismi altında gönüllü alayları teşkil etmişlerdi. Düzenli ordunun kurulması üzerine Çelikalay 68. Alay içinde yer almıştır. Demiralay da 'Mürettep Alay' olarak 57. Tümen kuruluşu içine dâhil edilmiştir.

Daha yüzlercesini, binlercesini saymak mümkün... Cumhuriyet'in ilanından sonra Atatürk, 24 Eylül 1924 tarihinde Amasya'yı ziyareti esnasında yaptığı konuşmada, "Efendiler! Bundan beş sene evvel buraya geldiğim zaman (...) birçok zevatla beraber Kâmil Efendi Hazretleri'yle görüştüm (Atatürk Kâmil Efendi'ye 'Baba' derdi). Efendi Hazretleri halka dediler ki: 'Milletin şerefi, haysiyeti, hürriyeti ve istiklâli hakikaten tehlikeye düşmüştür. Bu felaketten kurtulmak için icap ederse vatanın son bir ferdine kadar ölmeyi göze almak lâzımdır (...) Yegâne kurtuluş çaresi halkın doğrudan doğruya hâkimiyeti ele alması ve iradesini kullanmasıdır'. İşte Efendi Hazretleri'nin bu aydınlatıcı vaaz ve nasihatinden sonra herkes çalışmaya başladı. Bu münasebetle, Müftü Kâmil Efendi Hazretleri'ni takdirle yadediyorum.

Ve genç Cumhuriyetimiz bu gibi ulema ile iftihar eder" (Daha fazla bilgi için bknz. Prof. Dr. Ali Sarıkoyuncu, Türkler, 15. cilt, s. 935-948)

***

Sevgili okuyucular, niyetimiz Millî Mücadele'yi tamamen din adamlarının inhisarına bırakmak değil. Başta değerli komutanlarımız askerlerimiz olmak üzere milletimizin her ferdi bu mukaddes mücadelede elbette hak sahibidirler.

Lâkin, sanki Millî Mücadele'yi dine karşı yapılmış gibi göstermeye çalışan ve şehitlerimizin kemiklerini sızlatanlara karşı, onlara göre 'aykırı' bir 19 Mayıs yazısı yazalım dedik.

Bu Millet, neyin ne olduğunu çok iyi biliyor.

radikal



Bu yazı 569 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 27 Mayıs 2012 27 Mayıs'ın hesabı sorulmalıdır
    • 5 Mayıs 2012 Darbeciler! Ordu artık hizmetinizde değil...
    • 29 Ekim 2011 Dikkat! PKK'nın tuzağına düşmeyelim
    • 3 Aralık 2010 Hedefteki ülke: Türkiye
    • 26 Ağustos 2010 Kardeş Pakistan'ın yardımına koşmalıyız
    • 27 Haziran 2010 Oyunun hedefinde iktidar ve Başbakan var (2)
    • 17 Haziran 2010 Terör ve politika
    • 27 Mayıs 2010 50 yıllık utanç: 27 Mayıs
    • 13 Mayıs 2010 Rusya ile tarihî anlaşma
    • 6 Mayıs 2010 CHP-MHP-BDP koalisyonu
    • 20 Nisan 2010 Kıbrıs'ta beklenen sonuç
    • 16 Nisan 2010 'Nerede muhabbet, orada Muhammed'
    • 11 Nisan 2010 CHP ve MHP'ye son Anayasa çağrısı
    • 8 Nisan 2010 Baykal'ın uzlaşma teklifi üzerine
    • 25 Mart 2010 Anayasa reformuna neden karşı çıkıyorlar? (1)
    • 12 Mart 2010 12 Mart Muhtırası
    • 4 Mart 2010 Ermeni iftiraları konusunda bayatlamış Amerikan politikası
    • 21 Şubat 2010 AK Parti'yi kapatma hazırlıkları
    • 31 Ocak 2010 Fişleme üzerine...
    • 21 Ocak 2010 Bu iddialar cevapsız bırakılamaz

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,648 µs