En Sıcak Konular

Gülay Göktürk


Gülay Göktürk
0 0 0000

Darbeler ve özel hayatlar



Peki Muhtıra'yı verenler seçim sonuçlarından memnun olmayacaklarını anladıklarında ne olacak?" diye sormuştum geçen yazımda ve içimi karartan bazı ihtimallerden bahsetmiştim.

Hepsi de sonuçta aynı kapıya -demokrasinin tatil edilmesi kapısına- çıkan çeşitli uğursuz ihtimallerden... Gelen okur mektuplarından bir kısmı "karamsar olmakla" eleştiriyordu beni. Hatta "eşeğin aklına karpuz kabuğu düşürmekle" ya da "seçmeni olumsuz yönde manipüle etmekle" suçlayanlar da vardı. Ahh, keşke o yazıyı okuyuncaya kadar böyle demokrasi tuzaklarını akıl edemeyecek kadar naif bir demokrasi karşıtı cephe olsaydı karşımızda...

Ne yazık ki, bizler bu kötü ihtimalleri kağıda dökmedik diye o ihtimaller yok olmuyor ortadan. Bütün işi gücü böyle planlar kurmak, bu planları hayata geçirmek üzere hazırlıklar yapmak olan insanlar harıl harıl çalışıyor zaten. Benim yazdığım o kötü ihtimaller bütün politik mahfillerde, devletin her kademesinde, basın kulislerinde her gün her dakika ciddi ciddi konuşuluyor.

Duymayanlar sadece sizlersiniz; siz sıradan vatandaşlar... Şimdiye kadarki bütün darbelerde, büyük siyasi kırılmalarda olup bitenlerin perde arkasını otuz yıl sonra yazılan anılarla öğrenmek zorunda kalan sizler...

İşte ben o yazıyı öncelikle bunun için yazdım. Tepedekilerin bildiğini siz de bilesiniz, uyanık olasınız diye... Yarın öbür gün bu uğursuz senaryolardan biri sahneye konacak olursa, daha ilk sahnesinde uyanıp, "Bir dakika biz bu senaryoyu biliyoruz" diyebilesiniz diye...

Ama öte yandan, duygularımı da yansıttım tabii. Haftada dört kez sizlerle aklımı, fikrimi, varımı yoğumu paylaşırken, duygularımı hiç işe karıştırmadan kendime saklamam mümkün müydü? Şimdiye kadar iki buçuk darbenin ve onlarca "darbe gerginliğinin" tam göbeğinde yaşamış; herbirinde hayatı altüst olmuş biri olarak, tam "artık bir daha olmaz" diye derin bir nefes alacakken, böyle açık bir tehditle karşı karşıya kalınca, müsaade edin de biraz karamsar olayım.

* * *

27 Nisan'dan bu yana çok sayıda insanla dertleştim. Özgürlüğüne kıymet veren insanlarla... Daha önceki darbeleri yaşamış ve darbeler yemiş arkadaşlarımın, "global dünyanın vatandaşı" olmayan hazırlanan üniversiteli gençlerin, dişiyle tırnağıyla iş kurmaya çalışan genç girişimcilerin, samimi mesajlarıyla bana içini açan başörtülü kadın okurlarımın kendi hayatları için duydukları korkularını dinledim.

"Muhtırayı okuyunca ilk babam geldi aklıma" dedi emektar bir arkadaşım, "eğer bu defa da içeri girersem, babamı bir daha göremem. Ben çıkana kadar ölür bu defa..." İçim sızladı. "Ben artık bu defa gazeteciliği bırakırım; zaten atarlar ya, atmasalar da öyle hapis tehdidi altında şifreli yazılar yazmaya yüreğim dayanmaz artık; ama nasıl geçinirim, şu anda hiç bilmiyorum" Bu da bir gazeteci arkadaşımdı.

"Biliyor musun," dedi bir başka dostum, - ki kendisi ne gizli örgüt üyesiydi, ne terörist; sadece bir STK'nın aktif üyesiydi ama darbenin kurbanı olacağına kesin gözüyle bakıyordu- "Tam oniki yıl taksit ödeyip bir kooperatif evi sahibi olduk. Bunlar 12 Mart'ta arananlardan bazılarını vatandaşlıktan çıkarıp mülklerine el koydular. Kocama dedim ki, ne olur ne olmaz, evi başkasının üstüne devredelim; hani yurtdışına kaçmak zorunda kalırsak eve el koyamasınlar. Günün birinde dönüp gelebilirsek başımızı sokacak bir yerimiz olur."

"28 Şubat'ta eşimi YAŞ kararıyla ordudan attılar. Hala depresyonda evde oturuyor, eve ben bakıyorum. Başörtülüyüm, Belediye'de çalışıyorum, darbe olursa ben de atılırım. O zaman tek çaremiz kalır: Oğlanın üniversiteden ayrılıp çalışması. İnanın 27 Nisan'dan beri bunu düşündükçe ağlıyorum" Başörtülü bir kadın okurum böyle yazıyordu mesajında. En tüyler ürpertici mesajı ise Güneydoğu'da bir partinin il teşkilatında çalışan bir Kürt gencinden aldım:

"Daha şimdiden 'Ne Mutlu Türküm Diyene" demeyen düşmandır dediler. Açık söylüyorum, eğer darbe olur da tutuklamaya gelirlerse intihar ederim. Ben 12 Eylül'de Diyarbakır Cezaevinde çekilen işkenceleri dinleyerek büyüdüm. Ölürüm de girmem oraya."

İşte size, darbe ihtimali karşısında hayatına ilişkin, geleceğine ilişkin bütün beklentileri tarumar olmuş insan portrelerinden küçücük bir demet... Dikkat ederseniz, Cumhuriyet mitinglerindeki kadınların "ya başımızı zorla örterlerse" korkuları gibi hayal mahsulü, temelsiz korkular değil bunlar. Olmuş şeylere, yaşanmışlıklara dayanan; son derece "yakın ve acil" bir tehlikeden kaynaklanan gerçek korkular... "Çağlayan'daki Kız"ın vehimleri bahane edilerek gerçekleştirilecek bir darbede, kimbilir kaç milyon insanın hayat tarzı, hatta bütün hayatı mahvolacak...

Çağdaş yaşam tarzını koruyoruz derken darbecilerin değirmenine su taşıyan "laikçi" dostlarımızın meseleye bir de bu açıdan; darbenin yok edeceği "hayat tarzları" açısından bakmasını istesek bir faydası olur mu acaba?


 

bugün


 
 



Bu yazı 314 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 28 Eylül 2012 Susmak için artık çok geç
    • 24 Eylül 2012 Darbecilik mahkûm oldu
    • 21 Eylül 2012 7 adımda çözüm planı
    • 14 Eylül 2012 Libya
    • 25 Ağustos 2012 Kürtler'i PKK'dan korumak
    • 8 Ağustos 2012 Tehditle canlı kalkan olunur mu?
    • 30 Temmuz 2012 Suriye Kürdistanı
    • 2 Temmuz 2012 Zana kimi, neyi temsil ediyor?
    • 18 Haziran 2012 Kılıçdaroğlu Bahçeli'nin arkasına saklanıyor
    • 15 Haziran 2012 Olmayacak duaya amin
    • 11 Haziran 2012 Oslo süreci yeniden mi?
    • 8 Haziran 2012 Erdoğan-Kılıçdaroğlu görüşmesi
    • 4 Haziran 2012 Ses kayıtları
    • 30 Mayıs 2012 Parti kongreleri neden yapılır?
    • 21 Mayıs 2012 Sivil bayramlar dönemi
    • 11 Mayıs 2012 Yine mi?
    • 9 Mayıs 2012 Solun resmi tarihi
    • 25 Nisan 2012 Keşke CHP bölünse
    • 11 Nisan 2012 Kafası karışık bir Demirtaş
    • 9 Nisan 2012 Nizam-ı alem

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,297 µs