En Sıcak Konular

A. Turan Alkan


A. Turan Alkan
0 0 0000

Esas mesele vatan ise hukuk teferruat mıdır?



Evet, ortalama gazete okuyucusu, aşağıdaki metni anlamakta güçlük çekecektir; doğrusu bu metni anlaşılır hale getirmek mesele değil fakat o zaman "metnin rûhu" kayboluyor.
*

"Kadı ile Müfti arasında mahiyet bakımından şu fark görülür: Müfti, şer'i kanunları delillerinden istinbad edip müdevven hale getirir; kadı, bu kanunlardan, kendisine arz olunan hadiseye temas eden hükmü bulup tatbik eder. Kadı, ululemrin vekili olan bir memurdur. Müfti, nefsinde aşağıda sayılan 5 hasleti cem'edip, iftâ içün taayyün eden insandır:

1- İyiniyet. İftâda esas olup bütün neticeler bu asla dayanır. Fetvânın sıhhatine yahut fesâdına, niyetine bakılarak hükmolunur.

2- İlim, hilm, vekar ve sekînet. Bu dört vasfı nefsinde toplamayan bir insanın fetvâ vermekten çekinmesi icâb eder. Sekînet, huşû ile huzûu (tevâzu) da tazammun ettiği için bu vasıflarda esas unsurdur ve seciyenin sağlamlığını, yüksekliğini gösterir.

3- Bilgide kuvvet. Fetvânın kuvvetli bir bilgiye dayanması lâzımdır. Fetvâ verilen hususta bilgisi zayıf olan yanılır; bundan da umumi idare müteessir olur ve halk zarar görür.

4- İstiğna ve kifâyet. Bu sayede cevap veren bildiğini serbestçe söyler ve bu hürriyetten halk faydalanır.

5- Hak ile bâtılı kolayca ayırd edebilecek kudret. Bu, ancak insanları tanımak, zâlimi mazlumdan ayırmak, halkın örflerini bilmek, muhitte yapılagelen hiyleleri, tertipleri vb. ihâta eylemek ile elde edilir." (Ebul'ûla Mardin, "Fetvâ", İslâm Ansiklopedisi, c. 4, MEB Yayını)

*

Bir başka metne geçelim; "fazla mest-lastik kokusu var" diye beğenmeyip battal ettiğimiz Mecelle'nin on altıncı kitabı "Kazâ"nın "Hâkimin evsafı beyanındadır" kısmına: Madde 1892: "Hâkim, hakîm, fehîm, müstakîm ve emîn, mekîn, metîn olmalıdır". Öyle bir tarif ki, her kelimesini şerh için bir cilt yetmez. "Hâkimin âdâbı beyanındadır" faslında ise daha ilginç hükümler var; 1895. maddede diyor ki: "Hâkim, meclis-i muhakemede alışveriş ve mütalefe gibi mehâbet-i meclisi izâle edecek ef'al ve harekâttan içtinab etmelidir." Sonraki madde; "Hâkim iki hasımdan hiçbirisinin hediyesini kabul etmez" (...) "Hiçbirisinin ziyafetine gitmez." Sonraki madde, "Esna-yı muhakemede hâkim, tarafeynden yalnız birisini hanesine kabul etmek ve meclis-i hükmde biriyle halvet veyahut da ikisinden birine el ya göz ya baş ile işaret eylemek veya anlardan birisine gizli lakırdı yahud diğerinin bilmediği lisan ile söz söylemek gibi töhmet ve suizanna sebeb olabilecek hal ve harekette bulunmaz." Sonraki madde; 1899: "Hâkim, beyn'el hasmeyn adl ile me'murdur." (Mecelle-i Ahkâm-ı Adliyye, Dersaadet, 1308)

Vaay vaay vaay; peki ya esas mesele vatan ise ne olacak vaziyet?

*

Dedim ya, bunlar eski, küflü, sâkıt, modası geçmiş, mer'iyetten kalkmış fersûde metinler; kıymet-i harbiyesi kalmamış, eprimiş hükümler. Neyse ki şimdi âlemlere parmak ısırtan bir anayasa nizamımız, iç ve dış düşmanlar da dahil olmak üzere hayranlıktan herkese baygınlıklar geçirten bir hukuk devletimiz var. Pek şükür yargımız bağımsızdır ve bilumum siyasi telkin ve tazyiklere karşı "emîn, metîn ve mekîn" bir istiğnâya sahiptir.

Ya bir de yüce yargımız siyasallaşsa, siyasi tehdid ve tenkidlere muhatap kalsaydı ne olurdu hâlimiz?

*

Son alıntı rahmetli Metin Toker'den (Milliyet, 8.9.2000); diyor ki: "Demokratik rejim açısından 'askerler devleti'nin sakıncalarını görüp de 'yargıçlar devleti'ninkilerini pas geçmek pek de makbul bir davranış sayılmayabilir."

Zaman



Bu yazı 339 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 4 Ağustos 2010 Sfenks'in sorusu, Heron'un gözleri...
    • 19 Nisan 2010 Sizin hiç böyle bir dostunuz oldu mu?
    • 22 Mart 2010 Yargıya ne gerek var üstâd?
    • 17 Mart 2010 Herkes kendi işini yapsa...
    • 31 Ağustos 2009 Evet, 'ordu göreve!'
    • 11 Mayıs 2009 Mühimmat ama mühim değil: Çatapat!
    • 20 Nisan 2009 'Karmaşa'yı arz ediyorum komutanım!
    • 4 Şubat 2009 'Bırakalım çocuklar doğru dürüst bir içki içsin!'
    • 15 Ekim 2008 Taş kımıldıyor; iyi oluyor!
    • 11 Ekim 2008 Türkiye Kürtleri'nin geleceğine dair
    • 20 Eylül 2008 Predator!
    • 6 Eylül 2008 Allah rızası için laik olalım lütfen!
    • 26 Temmuz 2008 Bir numaralı adam kim?
    • 19 Temmuz 2008 Deniz anası gibisin kardeşim
    • 21 Haziran 2008 Türkiye, "askerî bir cumhuriyet" midir?
    • 31 Mayıs 2008 Dinleme kaydı!
    • 2 Nisan 2008 Buldum, buldum!..
    • 3 Mart 2008 Rektör be!
    • 23 Ocak 2008 Laikliği, laikçilerden kim koruyacak?
    • 24 Aralık 2007 Bütün dogmaları döven dogma!

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,288 µs