En Sıcak Konular

Umur Talu


Umur Talu
0 0 0000

Haberin var mı!



Türkiye'yi uzun süre(dir) kilitlemiş gerilim neydi; nerede patlak vermişti? Elbet "gerilimin esası" değildi; ama şiddetli bir dışavurumdu. Hatırladınız mı?

"Şemdinli"!

Cumhurbaşkanı, hükümet, Genelkurmay, muhalefet, yargı, Savcı, medya, sivil toplum örgütleri, siz, biz, hepimiz ve sonraki çeteler meteler filan, bu olay etrafında dalgalanıp durmadı mı?

Eeee?

Önceki gün "Şemdinli davası" nın üçüncü duruşması vardı. "Asıl dava" yani. Savcısı "komplo" suçlamasıyla gönderilmiş, ama iddianamesi biraz sansürle dahi aynen kalmış dava.

Belki beraatla biter, belki mahkumiyetle. O yargının işi.

Ama önceki gün bu dava varken, dün, Türkiye'nin en büyük medyasında duruşmayla ilgili hemen hemen tek satır dahi yoktu; yahut hakikaten tek satır vardı. Bir de sağda solda istisnalar.

Şekerim, bu davanın davası değil miydi, günlerce bu ülkenin tüm kurumlarını birbirine sokan?

Gülüm, bu dava üstüne bin bir yorum, haber, spekülasyon, baskı, tehdit, komplo kuşkusu, cepheleşme yaşanmadı mı? Tatlım, sonuna kadar dendi, sonra vazgeçildi, kafa karıştı, memleket kaynadı, değil mi?

Yok.

Sanki ne Şemdinli vardı ülkede, ne vaka, ne dava!

Sanki hayaldi, kabustu, geldi geçti.

Oysa, sanık astsubaylar ile itirafçının avukatları mahkeme heyetinden çeşitli taleplerde bulunmuş, tümü reddedilmişti duruşmada. Görevsizlik kararı verilerek, dosyanın askeri mahkemeye gönderilmesi isteği de dahil. Sanıklar hala tutukluydu; tahliye olmamıştı.

Oysa, duruşmanın seyrinden şikayetçi olan sanık astsubayların avukatı,

"İnsan Hakları Derneği'nin kendileriyle ilgilenmesi" için çağrı yapmıştı.

Aynı esnada Ankara'da çığlık çığlığa, yoksul hanelerin birinden daha bir

"şehit er" cenazesi kalkıyordu. Komutanların da katılımıyla. Türkiye ısrar ve inatla kendini anlamayı, kendi dertlerinin esasını, davasını takip etmeyi, buna ayrımsız, insani, vicdani, ahlaki ve hukuki bir ilgiyle sarılmayı reddediyordu sanki.

Önceki gün, Gazze'de, İsrail'in füze saldırısında 11 Filistinli "öldü".

"Medya dili" böyle işte: "Öldü"!

Oysa, "öldürüldüler".

Dokuzu sivildi; ikisi çocuk, ikisi sağlık görevlisi.

İsrail ordusu öldürdü.

Canlı bomba ile İsrailli çocukları, sivilleri de öldüren Hamas, tamam,

"terörist" ti.

"İsrail ordusu"na ne diyecektik; sadece "ordu" mu?

Neden seçim bile kazanan Hamas ebediyen sadece terörist kalırken, İsrail ordusu sadece ordu diye anılmaya layıktı?

Mesela, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin İsrail ziyaretinden yeni dönmüş Cumhurbaşkanı, Başbakanı, Genelkurmay Başkanı, kimi medya komutanı ne demeyi tercih ederlerdi?

"Hamas terörist", tamam; anladık.

"Plajda katliam utancı" nı, çoluk çocuk katlini üstlenmeyip "Hamas mayını" diyen İsrail ordusu neydi peki?

Neydi?

Bombası, füzesi canlı değil, cansız diye, nasıl bir peşin masumiyeti hak ediyordu İsrail devleti?

Devlet diye, dost diye, lobisi, parası, ajanı, ABD'si var diye, cinayetten, katliamdan, basbayağı terörden vicdani, ahlaki, hukuki olarak sorumsuz tutulmayı neden hak ediyordu?

"Terörist, cellat, cani, vahşi Zerkavi" nin öldürülmesiyle adeta bayram yerine dönen (tamam, dönsün) bir kısım Türkiye medyasında, Filistinli çocukları öldüren İsrailli cellatların bir adı yok muydu?

Bir manşete dahi müstahak değiller miydi!

Bu yazı 609 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 19 Ocak 2009 Kravatın vicdanı
    • 15 Ocak 2009 Yeraltı ordusu!
    • 26 Aralık 2008 Hakikatin içyüzü
    • 15 Aralık 2008 Onların oğulları kızları...
    • 11 Aralık 2008 Bak şu bakana!
    • 23 Kasım 2008 Üç ana...
    • 17 Kasım 2008 Taş ile bomba... Kanun ile adalet
    • 13 Kasım 2008 Ya öyle değil de böyle ise...
    • 19 Ağustos 2008 Kırk tilki kırk ayak
    • 28 Temmuz 2008 Kahpelik!
    • 28 Ekim 2007 Kasrı Şirin mi şirin!
    • 10 Ekim 2007 Düşünmeye davet
    • 26 Ağustos 2007 Biat kültürü imiş!
    • 21 Haziran 2007 Büyük lokma... Büyük konuşma
    • 20 Haziran 2007 Susurluk, Ankara Sauna, Atabey Kaldırım, Danıştay Trabzon, İstanbul bomba Cumhuriyet
    • 17 Haziran 2007 Her senaryo aktörünü bulur
    • 11 Haziran 2007 Şimdi incir zamanı
    • 3 Haziran 2007 Bana her şey seni hatırlatıyor!
    • 29 Mayıs 2007 Bunu da gördük!
    • 28 Mayıs 2007 Kanmayın kıymayın!

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,672 µs