En Sıcak Konular

Kürşat Bumin


Kürşat Bumin
0 0 0000

Çağlayan'da bu mevzuu için de toplanalım



Kendi seçimimi peşinen açıklayayım: Bu hafta sonu Çağlayan'da İstanbul Valisi, İçişleri Bakanı ve de hükümetin 1 Mayıs'ta İstanbullulara çektirdiği eziyeti protesto gösterisi düzenlenirse, tereddütsüz oradayım...

1 Mayıs'ta İstanbullulara uygun görülen önlemler ve uygulamalar olsa olsa bir "otokrat"ın hayalgücünün eseridir.

Valiyi anladık da, İçişleri Bakanı ve hukümetin bu önlem ve uygulamalara yeşil ışık yakması-yakabilmesi, gerçekten anlaşılır gibi değil. İki gün önce Çağlayan'da yüzbinlerin protestosunu gören hükümet Çağlayan katılımcılarının çoğalmasını mı istiyor nedir...

Bir kere her şeyden önce, İstanbul'un valisine haddinden fazla "bol geldiği" bilinmelidir.

Demek ki İstanbul'un "Ben şunu yaptım, şunu yapmak zorundaydım..." diyerek sıraladığı önlemlerin alınabileceği bir şehir olmadığını anlamamış henüz. 15 milyonluk bir şehri kasaba mı sanıyor nedir...

Metro, vapur ve otobüs seferlerini iptal et, canlı yayın araçlarının çanaklarına el koyarak haber akışını engel ol, otomobilleri köprü ve otoyollarda tek şeritte kontrol sırasına sok, yüzlerce kişiyi gözaltına al, polisin gaz ve şiddet kullanımında elini serbest bırak (...) ve sonra da büyük bir pişkinlikle "Sağduyulu İstanbulluların beni anladığından eminim" diyerek olup bitenin sorumluluğunu DİSK'e havale et...

Böylesi ile epeydir karşılaşmamıştık...

Valilik İstanbullarının temel hak ve özgürlüklerini polis marifetiyle neredeyse bir tam gün engellemiştir.

Valiye açık hava gösterisinin "huzur" içinde geçmesi için gerekli önlemleri almaktan imtina etmesini söyleyen yok tabii ki. Ama insaf, bu mudur "huzur"? Vali muhtemel "provokasyonlar"a karşı tabii ki önlem alacaktır; ama işyerlerine ulaşmak için yola koyulan İstanbulluların tamamına şüpheli muamelesi yapmak hakkını nereden alıyor? "Geliyorum" diyen ve gelen Hrant Dink cinayetindeki sorumluluğunu "Koruma istememişti" diyerek geçiştirmeye çalışan bir vali, elinden gelse 1 Mayıs'ta aranmadık İstanbullu ve otomobil bırakmayacak...

Bu yılki 1 Mayıs'a ilişkin bir gazetede yer alan haber-yorumlara da kısaca değinmek isterim. Zaman gazetesi 1 Mayıs'a ilişkin gelişmeleri okurlarına aktarmak için büyük bir habercilik örneğine imza atarak olup biteni Emniyet Genel Müdürlüğü'nun konuya ilişkin düzenlediği "provokasyonlar" merkezli bir raporu esas almış. Gazetenin 1 Mayıs kutlamalarında yer alacak örgütlere ilişkin dökümü şöyle: "DHKP-C, MLKP, TKP / ML, MKP, TKİB, TİKP, TKEP-L ve PKK / Kongra Gel". Açılımlarını sorsanız kendileri de –mutlaka- zorlanacaktır ama olsun!

Gazetenin haberini süslesin diye kullandığı fotoğraf da çok dikkat çekici: "Önceki yıllardaki olaylarda göstericilerin bazıları çiçeklere bile saldırmıştı" altyazısı üzerinde önündeki laleleri elindeki sopa ile hırpalayan bir genç kız görüyoruz!

Gazetenin internet sitesinde sıcağı sıcağına dolaşıma soktuğu "1 Mayıs göstericileri feribotta pankart açtı" başlıklı haberi de eğlenceli. Şu ifadeler özellikle: "1 Mayıs göstericileri, feribotta kontrolü ele geçirip pankart açınca sahile yanaşmalarına izin verilmedi."(!) / "...emniyet güçleri, normal vatandaşların bulunduğu araçların serbest bir şekilde iskeleden ayrılmasına izin verdi. Eylemciler..."(!)

Yine söz konusu sitede karşıma çıktı. Meğer gazete kardeş dergi Aksiyon'dan şu haberi de kullanmış: "Askeri Taksim'e çekme planı". Yani: "1 Mayıs'ta Taksim meydanına askerin girmesini gerektirecek provokasyonlar olması endişelendiriyor. Aynı gün cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turu için oylama yapılacak. Hedef askerin gelip Taksim gezi parkına konuşlanmasını sağlayacak provokatif eylemlerin altyapısını hazırlamak. Çünkü EMASYA planları gereği; Taksim meydanında gelişecek olaylara askerin doğrudan müdahale yetkisi var. Böyle bir durumda polis de askerin emrine giriyor..."

Peki ben önümdeki gazeteden böyle uzun uzun niçin söz ediyorum? "Silahlı kuvvetler" üzerine düşünmek bu günlerde özellikle gerektiği için. Ama her türden "silahlı" için tabii ki...

Toplumumuzun da bugününü ve geleceğini her türden "silahlı" güçten bağımsız olarak düşünmesini ve tasarlamasını dilerim...
 

 

yenişafak



Bu yazı 247 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 17 Aralık 2011 'Harbe hazırlık' ve Bahçeli'den 'suikast hazırlığı' yorumu
    • 20 Kasım 2011 Çadırlarda yaşayan depremzedeler kışlalara yerleştirilsin
    • 19 Kasım 2011 'Bedelli' tartışması ışığında Uğur Kantar cinayeti
    • 22 Mayıs 2011 'Darbecilik genleri': Büyük bir keşif!
    • 7 Şubat 2011 Kıbrıslı Türkler ne diyor?
    • 16 Ocak 2011 RTÜK Kanunu'nun 'yayın ilkeleri'
    • 26 Eylül 2010 Yeni anayasa'?
    • 10 Temmuz 2010 Kötümser mi –yoksa- iyimser mi olmalıyız?
    • 28 Mart 2010 Paket'e ilişkin 'üç tarz'ı siyaset'
    • 7 Aralık 2009 DTP'ye de dokunma!
    • 29 Kasım 2009 İki karar da problemli (2)
    • 16 Kasım 2009 'Dersim Açılımı'
    • 5 Ekim 2009 'Yargı' bizi çıldırtmadan…
    • 14 Eylül 2009 'Vatan hizmeti'nin sapkın bir tarifi: İşkence yapmak
    • 2 Ağustos 2009 Çözüm 'Türkiye modeli' çerçevesinde aranmasın sakın
    • 27 Temmuz 2009 YÖK'ün aldığı kararın 'önümüzü açtığı' doğru mu?
    • 9 Şubat 2009 Bir tahliye kararı
    • 18 Ekim 2008 Başbakan'ın desteği
    • 12 Temmuz 2008 Konuyu ikisi de bilmiyor muydu zaten?
    • 23 Haziran 2008 'Lalalık pedagojisi'ne devam

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,691 µs