En Sıcak Konular

Mehmet Ali Birand


Mehmet Ali Birand
0 0 0000

Türk düşmanları çok memnun



Türkiye’ye kötü gözle bakanlar, şu sıralarda hayatlarından çok memnunlar. Avrupa’dakiler “Oh, işte kurtulduk” diyor, Amerika’da farklı hesaplar yapılıyor, Irak’ta da bombalar hazırlanıyor.


Telefondaki muhatabım çok keyifsizdi. “Ben hep söylüyordum. Türkiye’nin Kopenhag Kriterleri’ni hazmedemeyeceğini biliyorduk. İşte ortaya çıktı” diyordu. Başından bu yana, hep Türkiye’ye müzakere tarihi verilmemesi için mücadele etmişti. Ardından da, müzakerelerin durdurulmasına çalıştı. Şimdi, Avrupa Birliği’nde kendi gibi düşünen tüm Sivil Toplum Kuruluşlarını, parlamenterleri organize ediyor. Amacı, Türkiye’deki krizin daha da derinleşmesi durumunda, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin tutumunu örnek gösterip, müzakerelerin dondurulması için kampanya açmak. Eğer krizden çıkamazsak bu kampanyanın başarı kazanacağından emin olabilirsiniz.

 

Avrupa’nın birçok kesimi, Türkiye’nin bu şekilde, hiç değilse uzunca bir süre buzdolabına kaldırılmasından memnun kalacaktır. Üstelik kendileri sorumlu olmayacak. Ankara’yı sorumlu tutabilecekler.

 

Şu sırada sadece Avrupa’da değil dünyadaki gerçek o ki, Türk düşmanları ellerini ovuşturuyorlar.

 

Kıbrıs Rumları, Türkiye’nin sıkışmasını kendi lehlerine kullanabileceklerinin heyecanı içindeler.

 

Ermeni diasporası da hareketlenmeye hazırlanıyor. Hem Amerikan Kongresi’ndeki taslak, hem de Avrupa ülkelerinin parlamentolarında bekleyen önerilerin daha kolaylıkla kabul edileceğinden eminler.

 

Türkiye’nin iç kavgaya düşmesi, sivil-asker ilişkilerinin gerilmesi herkesin işine geliyor.

 

Kürt sorununu köpürtmeye ve Türk-Kürt çatışmasını başlatmayı planlayanlara da gün doğuyor. Onlar da hazırlanıyorlar. Irak’taki kargaşa, Kuzey Irak’taki durum, Türkiye’yi köşeye sıkıştırmak isteyenlerin iştahlarını arttırıyor.

 

Türkiye’nin etrafı tuzaklarla dolu, oysa biz birbirimizi yiyoruz. Gerçek Türk düşmanlarına gün doğuyor. Eninde sonunda, bir devin ellerini ve kollarını bağlayabileceklerini görüyorlar.

 

Bizler ise göremiyoruz.

 

Sonuçlarını iyi hesap etmeden bir çatışmaya doğru, büyük bir hızla sürükleniyoruz.

 

Kendi kendimize kötülük ediyoruz.

                                               *                                 *                                 *

 

BİRLEŞİN, BU SON FIRSATTIR...

 

Ben bir seçmenim ve önümüzdeki seçimlerde kime oy vereceğimi hesaplıyorum. Benim gibi, daha nice milyon kişi, aynı hesapları yapıyor.

 

AK Parti’ye gönül bağlayanların sorunu yok. Asıl sorun yaşayanlar, AKP dışında sol veya sağ kesime oy verecek olanlar.

 

Seçmen, kullanacağı oyun boşa gitmesini istemez. İktidar olacak veya güçlü bir muhalefet konumuna girecek partiyi tercih eder.

 

Bugün ise bakıyoruz, AK Parti dışındaki sağ ve tabii soldaki bölünmüşlük sürüyor. Önümüzdeki seçimler ise, her zamankinden daha kritik. AK Parti üçte iki çoğunluk elde edebilecek gibi görünüyor. Böyle bir olasılık da son derece tehlikeli. Muhalefetsiz bir AKP iktidarı, Meclis dışı güçleri (TSK ve medya) harekete geçirir ve ülke birbirine girer.

 

İşte bundan dolayı, tüm güçlerin birleşmeleri gerekiyor.

 

Sağda en akla yakını, DYP-ANAP birleşmesidir.

 

“Küçük olsun benim olsun” mantığı ile hasis hesaplar yapma dönemi artık kapanmalıdır.

 

Gerçekleri açıkça görelim.

 

DYP’nin yüzde 10 barajını geçme olasılığı vardır, ancak garanti değil. Ufacık bir oynama bu partiyi meclis dışında bırakabilir.

 

ANAP’ın ise, baraj aşma şansı hiç görünmüyor.

 

Doğruları söylememiz gerekiyorsa, temel felsefeleri aynı, politikaları aynı olan bu iki partinin birleşmekten başka hiçbir şansları olmadığını belirtmeliyiz. Birleşmezlerse, DYP küçük kalacak, ANAP yok olup gidecek.

 

En doğalı da, ANAP’ın dükkanı kapatıp DYP’ye geçmesi veya ANAP’ın ve DYP’nin birlikte yeni bir isim altında (seçim tarihine kadar yetiştirebilirler mi, bilemem) birleşmeleridir.

 

Gerisi, boş laftır. Gereksiz zaman harcamaktır.

 

Gelelim, CHP ile DSP’ye...

 

CHP’nin güçlenmesi ve DSP’nin yok olmaması isteniyorsa, Zeki Sezer dükkanı kapatıp, CHP’ye katılmalıdır. Sırf Rahşan Ecevit’in kaprisini tatmin etmek için, bu partiyi ayakta tutmak günahtır. Zira gelecek seçimde, un olup elenecekler. Aynı şekilde, diğer tüm partiler, Baykal’ı ne kadar istemeseler dahi aynı şemsiye altına girmeliler. Gün, hesap günüdür.

 

Yapmayın, etmeyin...

 

Gerçekçi davranın, mantıklı ve rasyonel adım atın ve küçükler, büyüklere katılsın...

                                                           *                                 *                                 *

 

İNATLAŞMANIN BEDELİNİ BİZLER ÖDEDİK...

 

Slogan atsalar ne olurdu?

 

Gösteri yapsalar, öfkelerini seslendirseler ne kaybederdik?

 

İstanbul Emniyeti, tam Türk usulü davrandı. Hayatı felç etti. Yolları kapattı, okulları tatil etti ve İstanbul’un önemli bir bölümünde yaşam durduruldu.

 

İş mi bu?

 

Bizim güvenlik kuvvetlerimizden beklentimiz her şeyi durdurup sonuç almaları değil, gösteriyi kontrol altında tutmalarıydı.

 

Bari sokağa çıkma yasağı ilan etselerdi(!).

 

Beni asıl hayret ettiren, köprülerin kesilmesi, tek şeride indirilmesi ve adına önlem denilen bir uygulamaya girilmesiydi. Polis yolun kenarına dizilmiş, arabalar kilometrelerce yığılmış ve karşılıklı bakışıyorlardı.

 

Ben anlayamadım. Anlayan beri gelsin...

posta



Bu yazı 737 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 27 Eylül 2012 Türkiye, Suriye'de frene basıyor...
    • 25 Temmuz 2012 Türkiye'siz İsrail'in eski etkinliği kalmadı...
    • 20 Temmuz 2012 Esad için yer aranmaya başlandı, ancak henüz kabul eden ülke bulunamadı...
    • 13 Temmuz 2012 Washington Ankara'yı yavaşlatmaya çabalıyor
    • 27 Haziran 2012 Türkiye karizmasını çizdirmedi...
    • 21 Haziran 2012 PKK, vurdukça devre dışı kalıyor...
    • 25 Nisan 2012 23 Nisan müsamelerinden kurtulamayacak mıyız?
    • 19 Nisan 2012 Böyle subay yetiştirirseniz, Darbe'ye hayret etmeyin
    • 2 Mart 2012 ABD raporu: Ermenistan ile ilişkiler açılmalı...
    • 21 Şubat 2012 Bu defa MİT kazandı, ancak dikkat...
    • 9 Şubat 2012 Bırakın dindar nesli, tablet nesli geliyor...
    • 23 Aralık 2011 Biz neden kızıyoruz, asıl Sarkozy utansın...
    • 15 Aralık 2011 Gül 2014'e kadar Çankaya'da...
    • 10 Aralık 2011 Erdoğan çekildi, partinin haline bakın...
    • 30 Kasım 2011 Başbakan'ın ameliyat sonucu saklanmamalı...
    • 27 Ekim 2011 Devlet ne yapsa, bir türlü yaranamıyor...
    • 20 Ekim 2011 Bu açık bir cinayettir, bir savaş ilanıdır
    • 29 Eylül 2011 PKK vuruyor, ancak kışkırtamıyor...
    • 21 Haziran 2011 Erdoğan'ı tarihe asıl Kürt sorunu geçirir...
    • 22 Nisan 2011 Türkiye, BDP'ye sahip çıktı

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,715 µs