En Sıcak Konular

Yahya Bostan



Yahya Bostan
0 0 0000

Türkiye’de “kırmızı-beyaz” devrim mümkün mü?



Geçtiğimiz haftalarda Ankara Tandoğan’da düzenlenen Cumhuriyet mitingi ve Pazar günü İstanbul Çağlayan’da düzenlenen o miting… Yüzbinlerin katıldığı şaşaalı miting demokratik bir talebin olgunca dile getirilmesi açısından önemli. Elbette kürsüde konuşanlar ile mitinge katılan yüz binler arasına kalın bir “demokratik hassasiyet” çizgisi çekmek kaydıyla…

Türkiye’de son aylarda yaşanan Cumhurbaşkanlığı krizi alttan alta bir şeyi tetikledi: Seçim devrimi umudu… Son zamanlarda yaşananlar, daha önce Ukrayna, Gürcistan, hatta Sırbistan ve Kırgızistan’da yaşanan devrimlerde uygulanan metotlarla büyük benzerlikler taşıyor. O devrimleri yakından izleyenler için bu şaşırtıcı değil. Elbette yazının hemen başında metotlar arasında benzerlik kurmanın “aynı kaynaktan beslendikleri” anlamına gelmediğini, bunu da kastetmediğimizi söyleyelim.

Renkli devrimler nasıl gerçekleşti?

Daha önce ADAM Araştırma Merkezi’nde Türkiye’nin çevresindeki renkli devrimler ile ilgili ilginç bir çalışma yapmıştık. Bu çalışmada Ukrayna, Gürcistan ve Sırbistan’da renkli devrimlerin nasıl gerçekleştiği ile ilgili önemli sonuçlara ulaşmıştık. Yaptığımız araştırma sonucu karşımıza şöyle bir tablo çıkıyordu: Toplumlarda iktidarların politikalarından kaynaklanan önemli bir rahatsızlık vardır ancak bu sandıklara yansımaz. Çünkü toplum “sivil” olarak kendi içerisinde örgütlenememiştir, politize değildir. Dahası muhalefet bölük pörçüktür. Bunun için öncelikle o toplumlarda sivil toplum örgütleri kurulur ve toplumun seçime katılması için önemli çalışmalar yapılır. Uluslar arası STK’ların –ki Türkiye’de Soros ile anılır- bu sürece desteği göz ardı edilemez. Uluslar arası STK’lar biryandan kitleleri örgütlenmeleri konusunda teşvik ederken, diğer yandan muhalefeti birleşmesi için cesaretlendirir. Çünkü renkli devrimlerde kritik nokta seçimlerdir ve ancak seçimlerle yönetim değişir. Muhalefetin birleşmesi renkli devrimlerde başarının anahtarıdır.

Kitlesel organizasyon sağlanır… Dahası iktidar karşıtı gösterilere de hız verilir. Bu gösterilerde kadın ve genç sayısı oldukça fazladır. Kitle gösterilerinde genç ve güzel kadın yüzlerinin öne çıkması tutarlı bir bilinçaltı çalışmasıdır: “Waldo, sen neden burada değilsin” der gibidir… Ayrıca gösterilerde konserler ve tiyatral etkinlikler gözden kaçmaz…

Doğu bloku ülkelerinde renkli devrim sürecinde yaşanan sıkıntılar oldukça ayrıntılı. Bu yüzden o kısımları geçip sürecin en kritik noktasına geleceğim: Muhalefetin birleşmesi… Ukrayna’da da, Gürcistan’da da, Sırbistan’da da devrimlerin ortak noktası muhalefetin iktidara karşı birleşebilme kabiliyetini gösterebilmiş olmasıdır. Eğer o birleşmeler olmasaydı, şu anda hiçbir ülkede “renkli” devrimden bahsedemezdik.

Türkiye’deki benzer süreç

Hafta sonu Cumhuriyet mitingini izlerken aklıma o devrimler geldi. Çağlayan’daki ve Tandoğan’daki o mitingleri de sivil toplum örgütleri düzenledi. Ankara’dakini Atatürkçü Düşünce Derneği, İstanbul’dakini Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği… Elbette ADD’nin başında emekli bir Jandarma komutanı var. O ayrı…

Diğer ülke şehirlerinde olduğu gibi, Çağlayan’da da çok renkli bir görüntü vardı. Ne turuncu, ne mavi, ama kırmızı-beyaz… Çağlayan’da da kadın katılımcılar oldukça fazlaydı ve basında “güzel yüzler” ön plana çıkmıştı. Özellikle Ukrayna’da olduğu gibi, Çağlayan’da da konserler verildi, şarkılar söylendi, yani miting eğlenceli hale getirildi. Belki de tüm mitinglerde ortak nokta rahatsızlıktı… Ukrayna’da bu artık çamura saplanan sistem, Gürcistan’da değişim yaşayamama sıkıntısı idi… Türkiye’de ise bu rahatsızlık “yaşam tarzı” hakkında kitlelerin kaygı duyması.

Ukrayna’dakine çok benzer bir şekilde seçim sürecinin Anayasa mahkemesine gitmesinden bahsetmeyeceğim. Ancak şimdi en kritik süreçteyiz. Herkes haklı olarak şu soruyu soruyor: Bu tepki sandığa yansıyacak mı? Yani muhalefet birleşecek mi?

Muhalefet birleşebilir mi?

Deniz Baykal yaptığı açıklamada muhalefeti tek bir çatı altında birleşmeye çağırdı. Bu “kırmızı-beyaz” devrim için kritik bir eşik. Peki, başarıya ulaşabilir mi? Bu sorunun yanıtını renkli devrimler üzerinde çalışma yapmış nadir isimlerden TÜRKSAM başkanı Sinan Oğan’a sordum. Oğan şöyle söylüyor:

Birleşme olumlu sonuçlanmayacak. Türkiye’deki muhalefetin yapısı diğer ülkelerdekinden farklı. Türkiye’de oturmuş bir yapı var. Oradaki siyasi partiler arasında pek bir fark yok. Bu sebeple olmaz. CHP önderlik ediyor gibi görünüyor. Ancak Türkiye’de üç parti var. AKP, CHP ve MHP… MHP seçimlerde CHP ile yan yana gelmez.

Oğan Türkiye’deki sürece “kırmızı-beyaz” devrim demenin iddialı olduğunu söylüyor. Oğan “Türkiye’deki devrim demokrasi çerçevesinde yapılıyor” diyor ve ekliyor: Diğerlerinde parlamento işgal ediliyordu. Türkiye’de bunlar yaşanmaz. Bir sivil devrimin genel şartlarına bakıldığında Türkiye’de sivil devrim süreci yaşanıyor.”

Oğan’ın ilginç tespitleri de var. TÜRKSAM başkanına göre tüm bölgede batı desteğiyle gelmiş iktidarlar bir bir sarsılıyor. “Ukrayna’da şu anda karşı devrim yaşanıyor, Gürcistan’da yaşanabilir” diyor Oğan. Ve ince bir hatırlatma yapıyor: Türkiye’de AKP’nin iktidara gelmesi de aslında pek farklı bir süreç değildi.

Elbette Oğan'ın şu haklı uyarısını da not etmek gerekiyor: Diğer ülkelerde yaşanan devrimler dış kaynaklıydı. Ancak son zamanlarda özellikle Ukrayna'da ortaya çıkan karşı-renkli devrim yerli hareketlenmelerin sonucu. Aynen şimdi Türkiye'de olduğu gibi...

Doğu Avrupa bloğunda ve Kafkasya’da yaşanan renkli devrimler ile ilgili Türkiye’nin sayılı uzmanlarından Sinan Oğan’a Türkiye’deki muhalefetin birleşme kabiliyeti gösteremeyeceği konusunda katılıyorum. Şu tespiti çok haklı: Türkiye’deki siyasal yapı oturmuş durumda. CHP, DYP ve MHP belli noktalarda ortak hareket edebilir, ancak aynı çatı altına girmez… Baykal sağ-sol birlikteliğinden bahsediyor ama daha önce solda dahi birleşmenin ne kadar zor olduğu çok yakın bir zamanda ortaya çıktı. 

Hayal kırıklığı yaşanabilir

Öte yandan şunu da vurgulayalım: Ukrayna’da, Gürcistan’da, Sırbistan’da ciddi ekonomik bunalımlar ve siyasi istikrarsızlık söz konusuydu. Bu yüzden toplumdaki rahatsızlığın sandığa yansıması zor olmadı. Türkiye’de ise şu an için ne ekonomik kriz ne de siyasi istikrarsızlık var. AKP'nin ardında da ciddi bir toplumsal destek var. Üstelik bu destek "mağdur" psikolojisi ile daha da artacağa benziyor.

Daha çok “zihin arkası” okumalarından oluşan kaygılar kitleleri meydanlara çekiyor. O zaman şunu soralım: Siyasi istikrarsızlık ve ekonomik kriz yokken, toplumun güncel hayatı doğrudan bir tehdit ile karşı karşıya değilken bu protesto neden? Zor görünüyor, ancak diyelim ki AKP iktidarı yerinden edildi… Diyelim ki seçimlerde muhalefet birleşti ve alternatif bir iktidar çıkarabildi. Umarım meydanlara çıkan kitleler daha sonra Türkiye kötü yönetilir ve ekonomik olarak bunun olumsuz yansıması ile karşılaşırsa… Dahası tek parti iktidarından korkan kitleler koalisyon yönetimleri ile Türkiye’nin istikrarsızlığa gittiğini görürse… Umarım meydanlara akan kitleler bu yüzden hayal kırıklığına uğramaz! Çok değil, birkaç yıl önce benzer kaygılarla sokaklara dökülmüş ve sonra yaşanan ekonomik krizle hayal kırıklığına uğramıştık. AKP'nin bu hayal kırıklığının ürünü olduğunu kimse unutmasın!



Bu yazı 358 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 31 Temmuz 2008 ‘Dünyanın en büyük siyasi projesi’ ne demek?
    • 28 Temmuz 2008 Baykal’ın göremediği…
    • 10 Kasım 2007 Baykal’ın danışmanı kim?
    • 6 Kasım 2007 İtiraf edelim: İşte Oval Ofis’ten çıkan sonuç!
    • 31 Ekim 2007 Türkiye’nin Brzezinski’si var mı?
    • 26 Ekim 2007 Ne intikamı? ABD bizden intikam almıyor!
    • 24 Ekim 2007 Artık farkındayız: Bu provokasyona dur deyin!
    • 23 Ekim 2007 O sekiz askere ne oldu?
    • 21 Ekim 2007 Son saldırı: PKK neden bu kadar rahat?
    • 18 Ekim 2007 Bu filmi çok gördük: Oyunun farkında mısınız?
    • 15 Ekim 2007 Tuzak: Tasarı çekilirse ne olacak?
    • 11 Ekim 2007 “27 sersem Amerikalı…”
    • 10 Ekim 2007 Bakmayın, Türkiye’de iyi şeyler de oluyor!
    • 8 Ekim 2007 Saldırının üçüncü boyut okuması
    • 5 Ekim 2007 Referandum karmaşası: Bu güne nasıl geldik?
    • 28 Eylül 2007 Malezya bitti: Şimdi hasar tespit zamanı!
    • 17 Eylül 2007 Kendinizi koruyun: İran bitti, Malezya geliyor!
    • 8 Eylül 2007 Stratejik analiz: Hükümet değil devlet politikası!
    • 30 Ağustos 2007 Artık kolları sıvama zamanı!
    • 23 Ağustos 2007 Kulisleri hareketlendiren ziyaretin perde arkası!

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,728 µs