En Sıcak Konular

Mustafa Karaalioğlu


Mustafa Karaalioğlu
0 0 0000

ABD üzerinden Barzani'ye söz geçirme sorunu



ABD Dışişleri Bakanı Rice'ın ziyaretinden sonra Türkiye-ABD ilişkilerini yeniden tanımlamak ihtiyacı ortaya çıktı. Çok kısa bir süre önce, "gergin ve problemli" olarak tanımlanan ilişkilerde; bugün sanki öyle bir süreç yaşanmamış gibi bahar havası esiyor olması da yerli yerinde bir tanımı zorunlu kılıyor.

Anlaşılan o ki, bazı tanımlar gerçeği pek yansıtmıyordu. Aslında, Rice ziyaretinin satır araları ve cümleler de bir ölçüde bu durumu teyid ediyor. Mesela, Erdoğan-Rice görüşmesinin daha başlangıcında şöyle bir diyalog yaşandı. Erdoğan, Türk-Amerikan ilişkilerindeki temel konuları sıralayıp Ankara'nın yaklaşımlarını ortaya koydu. Irak, İran, Afganistan, PKK, terörle mücadele, ikili ilişkiler... Başbakan'ın uzun analizinden sonra konuşan Rice'ın ilk cümlesi şu oldu. "Bu konuların hepsinde özünde sizinle mutabıkız Sayın Erdoğan..."

Böyle bir cümle, iki ülke arasındaki ilişkilere dair bütün o gerilimli tanımları geçersiz kılıyor. Belki de bu tanımlama problemi nedeniyle yeni bir mekanizma kurma ve "stratejik vizyon belgesi" üretme ihtiyacı doğuyor. Amerika, Türkiye'yi ilişkilere sahip çıkmadığı için kritik ederken, Türkiye PKK ağırlıklı olarak bir dizi konuda şikayette bulunuyor. Gündem, her defasında konjonktüre bağlı olarak bir-iki konuya sıkışıyor ve hangi konu öne çıkarsa ilişkilerde o renk hakim oluyor.

Aynı sıkıntıyı hissettikleri için bir stratejik vizyon belgesi hazırlama fikri önce Amerikalılar'dan çıktı ama Ankara da fikir olarak epeyidir buna hazırdı. Belgenin hiçbir bağlayıcılığı olmayacak, altına imza atılmayacak, hukuki değer taşımayacak ama bir referans kağıdı olarak iki ülke ilişkilerinde koordinat oluşturacak. Dışişleri bürokrasisinin deyimiyle, "Bu belge sayesinde Türkiye ile Amerika arasında sürprizler önlenecek!..." Bu gelişmenin bir başka anlamı da şu: Uzun yıllar Pentagon ekseninde askeri ağırlıklı olarak yürütülen ilişkiler şimdi ABD Dışişleri Bakanlığı eksenine kayıyor. Yani daha kapsamlı ve yoğun bir gündeme doğru...

PKK KOZU PATLAR

Hiç şüphesiz, Türkiye açısından o gündemin "aktüel" konu başlığı da Kuzey Irak ve PKK olacak. Son ziyarette de bıkmadan usanmadan tekrarlanan PKK'yla mücadele konusu, açık bir şekilde ABD'nin dostluk sınavı özelliği taşıyor. Türkiye tabiî ki, sert önlemler istiyor ama bu yolda atılacak başka adımların varlığını da işaret ediyor. ABD'nin Kuzey Irak'ta askeri varlığı bulunmadığı gerekçesiyle bölgede aktif bir tutum izleyememe gerekçesi masada dursa da, buna karşılık Ankara şu öneriyi getiriyor: "O zaman PKK'nın başta Bağdat olmak üzere birçok Irak şehrindeki bürolarını kapatın." Ya da "Barzani'ye PKK ile ilişkiler konusunda baskı yapın."

PKK ile ilişkileri dengede tutarak bunu bir koza dönüştürme eğilimini gösteren Barzani'ye de mesaj şu: "Bugüne kadar, kullanmak isteyenlerin elinde bu koz patladı..." Ama, öte yandan Kerkük'te önümüzdeki yılın sonunda bir referandum yapılacağı ve içeriğinin hâlâ belirsiz olduğu gerçeği de Ankara'yı düşündürüyor. Belirsizlikler önümüzdeki 2 yılda bir şekilde hallolacak. Yani, daha çok Kerkük konuşacağımız bir sürece giriyoruz.

YAKLAŞAN SIKINTI KERKÜK

Ankara, çözümü sağlayacak bir cümle üzerine oylama yapılmasını umuyor ama şehre yerleştirilen ve 300 bin olduğu iddia edilen Kürt nüfusunun gölgesinde dürüst bir oylama da beklemiyor. İşte bu noktada da ABD'nin Barzani'yi uyarması, Kerkük'ün bir Kürt şehri olmadığını anlatması ve bu yönde attığı adımları engellemesi beklentisi var. Ama zaten, Irak Anayasası da Kerkük'te yapılacak oylamanın dürüst olmaması durumunda uluslararası müdahaleye açık hüküm içeriyor. Yani, PKK ile mücadeleden başlayan talepler, Kerkük'teki Türkmen varlığını korumaya kadar uzanıyor ve her durumda işbirliği seçeneği önem kazanıyor.

Bu yazı 549 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 29 Nisan 2011 Erdoğan ne yapmış oldu?
    • 26 Ocak 2011 CHP değişmese ne olur?
    • 27 Eylül 2010 ''Seçkinler'' demokrasiye entegre olacak mı?
    • 3 Haziran 2010 İsrail’in başındaki bela
    • 14 Aralık 2009 DTP KAPALI, PKK AÇIK Bu karar kimi cezalandırdı?
    • 24 Kasım 2009 Aynı analiz, aynı nakarat
    • 6 Ağustos 2009 Ayıp
    • 28 Temmuz 2009 367’nin mucidine bir küçük soru
    • 2 Aralık 2008 Ergenekon davası nasıl başarısız olur?
    • 30 Kasım 2008 Erdoğan’ın en önemli seçim vaadi
    • 19 Ekim 2008 151 oy neyi anlatıyor
    • 17 Eylül 2008 Satır aralarından Başbuğ
    • 8 Mayıs 2008 O yemekte ne konuşulmadı
    • 13 Nisan 2008 ‘AB şimdi’nin iki faydası
    • 10 Mart 2008 CHP’den başka küçülen Atatürk kurumu var mı?
    • 14 Ocak 2008 Alevi ezberleri
    • 1 Ocak 2008 ‘2007’nin en önemli olayları’ listem
    • 24 Kasım 2007 Kritik operasyon soruları
    • 5 Temmuz 2007 MHP siyasetini bekleyen yüzleşme
    • 28 Haziran 2007 ‘Gül olamaz’ daha iyi bir gerekçeydi

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    3,636 µs