En Sıcak Konular

Umur Talu


Umur Talu
0 0 0000

Yiğidi öldür...



Öl dürmeyin tabii.
Bir de buradan "öldür" diye çağrı yapacak değiliz.
Lafın gelişi:
Yiğidi öldür, hakkını ver!
Ve hakkı verilecek yiğit çoktur.

Erdoğan: "Allah için" iyi oyaladı. Eminim ki, son günlere kadar kendisi çok çıkmak istiyordu.
Gül de dört koldan başbakanlığa hazırdı.
"1. adam" Çankaya'ya giderse, "2. adam" ın parti ve hükümet başına geçmesi normaldi de, anormal şuydu:
"1. adam" ın "2. adam" ı üstüne çıkarması. Kendisi dururken onu Çankaya'ya yollayabilmesi.
"Tek parti" dönemi bir yana, Çankaya'ya çıkabilenlerden ne Bayar, ne Özal, ne Demirel, ne de kendisi zaten çıkamayan Ecevit bunu yapabildi.
Ne derseniz deyin, Erdoğan yaptı.
Elbette çok şeyden etkilenmiş, belki çekinmiştir ama, en önemlisi nefsine karşı yaptı.
"Ben olmayacaksam güçsüz biri olsun" kolaylığına karşın, kendisi kadar güçlü birini tercih ederek yaptı.
Belki, Arınç' ın "Üçümüzden biri" tavrına karşı, "Ne sen, ne ben" deyip yaptı;
Belki son anda partiyi, başbakanlığı, gündelik işleri, o karizmayı, kudreti, ilişkileri daha çok önemsedi, ama yaptı.


Baykal: Erdoğan' ın Çankaya'ya çıkmaması için cansiperane dövüşen, tüm politikasını, partisini buna bağlayan "Ana muhalefet lideri" mutludur çünkü o tek hedefi tuttu.
Kendisi bir yana, elbet Genelkurmay'ın, Tandoğan'ın, bir çok telkin, tavsiye, tepkinin, hatta diğer muhalefetin de öndeki siyasi temsilcisi olarak amacına ulaşmıştır.
Yoksa ulaşmamış mıdır?


Türban: Sonuçta "Emine Hanım" ın değil, "Hayrünnisa Hanım" ın başında Çankaya yolunda.
İki uçta bir çokları için belki hiç farkı yok ama, muhalefet birinciye kilitlenmişti.
Nitekim Baykal da önemli olanın "türban değil, Erdoğan" olduğunu, yani onun yolunun kapalı olması gerektiğini söylemişti.
Yine de en sıcak mesele herhalde.


Büyükanıt: Görevinde ve sonunda "Erdoğan'a geçit vermek" le de anılacak olmalı.
Tüm gerilimler arasında tüm temaslar içinde, normalde böyle olmaz ama işte Türkiye şartlarında, "Gül üstünde" uzlaşmaya katılmışsa, gerilimlerin aşılması için önemli bir şey yapmış sayılacak.
"Sözde değil, özde" deyişi ise tutmuş mu olacak, tutmamış mı kalacak?


Gül: Hem Meclis'i, hem AKP ve tabanı, hem "Erdoğan'a kökten karşı olanlar" ı, hem dış dünyayı, hem "piyasalar" ı bir yerde buluşturacak sabırlı çizgiyi, siyasi yatırımı yıllar boyu sürdürmek, o "devlet adamı" profilini çizmek, "Cumhuriyet'in temel değerleri" üstüne kuşkular içinden gelip bir yandan "Cumhuriyet Devleti'nin iyi temsilcisi"
sayılmak kolay iş değildi.
Yine değil!
Erbakan' ın davetiyle başlayan, sonra ona rağmen karşı adaylıkla ve partiyi bölerek, yenisini kurarak, eski lideri tasfiye ederek süren siyasi kader. İktidarı mecburen başbakan olarak başlatıp dönem bitmeden Çankaya'ya ulaşan bir "Amerikan rüyası"!
Bir zamanlar dava ettiği devletin müstakbel başı.


Toplum: Elbette orta yerlerden cart diye bölündü. Ama meydanlardaki tepkilerle de, meydana çıkmayan tepkilerle de böyle bir netice belirledi.
Kimi "Erdoğan'ın aday olmaması" nı belirledi; kimileri ise adayın dışarıdan veya sıradan isim değil, "AKP'nin güçlü adamı" olmasını.


Normallik: Ne olduğunu ben de bilmiyorum.
Ama, uzun imparatorluk geçmişi, hiç sömürge olmamışlığı, bağımsızlık savaşı, 87 yıllık meclisi, 84 yıllık cumhuriyeti, öyle böyle çok kurumu mevcut demokrasisi, manevi gelenekleri, kültürleri ile maddi, dünyevi hırsları, arzuları, hedefleri, çatışmalarıyla karışık, karmaşık bir toplumun, bir arada yaşayabilmek, birlikte yürüyebilmek için bir yol daha bulabilmesi olabilir!


Mutlak iktidar: AKP'nin elinde, çifte kavrulmuş. Seçimlerle birlikte belki daha kabarmış. Ancak elde saatsiz bomba. En azından mayın tarlası. Gücün baş döndürmesiyle kendinden geçme durumunda, herkes için büyük tehlike.


Gerilim: Biliyorsunuz; hep aramızda, yanımızda, içimizde, kalbimizde. Mutlaka yine geçerli sebepler, ciddi bahaneler, müsait zeminler, öfkeli eller, acıtacak canlar bulacak. O ölmez bir yiğittir!
Olsun

sabah



Bu yazı 909 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 19 Ocak 2009 Kravatın vicdanı
    • 15 Ocak 2009 Yeraltı ordusu!
    • 26 Aralık 2008 Hakikatin içyüzü
    • 15 Aralık 2008 Onların oğulları kızları...
    • 11 Aralık 2008 Bak şu bakana!
    • 23 Kasım 2008 Üç ana...
    • 17 Kasım 2008 Taş ile bomba... Kanun ile adalet
    • 13 Kasım 2008 Ya öyle değil de böyle ise...
    • 19 Ağustos 2008 Kırk tilki kırk ayak
    • 28 Temmuz 2008 Kahpelik!
    • 28 Ekim 2007 Kasrı Şirin mi şirin!
    • 10 Ekim 2007 Düşünmeye davet
    • 26 Ağustos 2007 Biat kültürü imiş!
    • 21 Haziran 2007 Büyük lokma... Büyük konuşma
    • 20 Haziran 2007 Susurluk, Ankara Sauna, Atabey Kaldırım, Danıştay Trabzon, İstanbul bomba Cumhuriyet
    • 17 Haziran 2007 Her senaryo aktörünü bulur
    • 11 Haziran 2007 Şimdi incir zamanı
    • 3 Haziran 2007 Bana her şey seni hatırlatıyor!
    • 29 Mayıs 2007 Bunu da gördük!
    • 28 Mayıs 2007 Kanmayın kıymayın!

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    3,140 µs