En Sıcak Konular

Halim Selim


Halim Selim
0 0 0000

Çocukluğum, cennete dönüyor…



Sabah uyandığımızda şükürle başlamalıyız güne… Güneşin ışıklarının gezinmesi yüzümüzde… Bizi okşaması masum sıcaklığın… Pencere önündeki çiçeklerin bizim uyanmamızı beklediğini düşünmek sonra… Biz uyanınca sanki hafif bir dalgalanma olur yapraklarında…

O an bahçeden gelen gülüşme sesleri duyulur… Huzurla, büyük bir güvenle doğrulursun yataktan… Ihlamur ağacının cama yaslanan dallarına bakarak yüzünü yıkarsın o tertemiz suyla… Açarsın pencereyi, ıhlamurun çocuksu kokusu odaya dolar…

Camın önünde durursun bir süre… Bütün anlar sanki tek bir anın içine sığmıştır… Cennetten bir kapının açıldığını hissedersin kalbine… O duyguyla, pencerenin önündeki sedire oturur Kur’an-ı Kerim’i açarsın… Ve kalbinde açılan kapıdan içeri kendini bırakırsın…

( Son hatırladığı an bu olmalıydı, dünyayı terk etmeden önce… Geri dönmedi bir daha… Hep kalbinde, cennette kaldı… Kalbinin dışına hiç çıkmadı… Tertemiz sular kirlendi, gıdalar değiştirildi, çocuklar öldürüldü, organları satıldı… Dünyada tabiatını kaybetmemek için direnen kim varsa hepsi birer birer bulundu, toplatıldı, nano teknolojinin esir kamplarına sürüldü…

Onu bulamadılar… Zihnini, kalbinin içine saklamış, cennette Hz. Âdem’e emanet edilen kelimelerin değiştirilmemesi için o kelimeleri kalbinin toprağına gömmüş, demire sığınmış ve hiç durmadan zikretmişti…

Şimdi, onun gözlerine bakınca, o hüzünlü masumluğunun içinde görüyorum ki gözyaşı var… Binlerce yıldır birikmiş gözyaşları… Bütün insanlığın gözyaşı, onun gözlerinde birikmiş… Ümidin, masumluğun ve acının bu kadar iç içe olduğu bir bakışı başkasının gözlerinde bulamazsınız…

Ürkerek, ellerine dokunuyorum… Sanki ilk kez kendinden birinin ona dokunduğunu hissediyor… Cennetten bu dünyaya, benim gözlerime döndürüyor bakışlarını… Gülümsüyor… Acının tarihini buluyorum bu gülümsemenin içinde…

( Allah’ım, güzel Allah’ım, ben tutamıyorum artık gözyaşlarımı ve ağlamaya başlıyorum… Yağmurdan sonra topraktan çevreye nasıl bir cennet kokusu yayılırsa, bu defa benim gözyaşlarımla cennet kokuyor dünya…

Ona dokununca bakışlarını cennetten bana döndürmesinin sebebini anlıyorum şimdi… Yıllarca hiç konuşmadan beni beklemiş sanki…

Kalbin içindeki bu buluşmamızı eşya ile sonsuzluğun sınırında gerçekleştirdiğimizi söylüyor… Artık gitmek istiyorum diyor bu dünyadan… Kalbimi al, kelimeleri koru, zihnini ateşe kapa, dünyadaki kötülüğü durdurmak için gözyaşının gücünü kullan…

Kur’an-ı Kerim’i usulca kapatıyorum, ıhlamur kokularını takip edip, bahçeye çıkıyorum…

Ağaçların sevindiğini hissediyorum, ben çıplak ayaklarımla toprağa basınca… Annem, neden uyanır uyanmaz inmedin bahçeye diyor… Cennete gidip geldim anne diyorum… Cennetin kapısında, kendimle konuştum… Çocukluğumla… Ve insanın gözyaşının gücünü öğrendim… Kötülüğü durdurmak için hepimiz gözyaşı dökmeliyiz… Ağlamalıyız hepimiz… Hiç durmadan ağlamalıyız anne… Yoksa çok geç olacak… Ihlamur kokularını, güneşin masum sıcaklığını, ağaçların sevincini, tertemiz pınarları, bütün neşemizi, organlarımızı, zihnimizi kaybedeceğiz…


( Bahçede, tavaf yönünde, kalbî bir çocuk sesiyle ezan okunmaya başlıyor…

Anlıyorum o zaman…

Çocukluğum, cennete dönüyor…



Bu yazı 2,267 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 10 Eylül 2014 İnsanlık tehlikede! Ey mazlumlar!
    • 5 Eylül 2014 Bilinmeyiz biz! Görünmeyiz! ‘Bir’ işaret bekliyoruz!
    • 1 Eylül 2014 Kalbe çağrı! Günah işlemişseniz de gelin! Yeter ki günahı terk edin!
    • 27 Ağustos 2014 Ey ‘nar’ kardeşlerim! Yol bitti!
    • 22 Ağustos 2014 Ey Mehdiyet! Kaldır başını secdeden!
    • 18 Ağustos 2014 Şeytanın ‘Dünya Krallığı’ kime hizmet eder?
    • 11 Ağustos 2014 Kıyam-et!
    • 6 Ağustos 2014 Terk edin sahte şeyhleri, mürşitleri! Kur’an’a dönün yüzünüzü!
    • 31 Temmuz 2014 Ey kabalist sufiler! Süslü cinler! Bildik sizi!
    • 25 Temmuz 2014 Kalbin cihadı başladı!
    • 21 Temmuz 2014 Belki de Ahir Zaman! Ey zalimlerin en zalimi! Hesap zamanı!
    • 14 Temmuz 2014 İşte ‘Mehdiyet’ sırrı! Kur’an ve ‘hidayet’!
    • 9 Temmuz 2014 Fırat, Dicle ve ISIS! Kıyamet alametidir!
    • 4 Temmuz 2014 Ramazan! ‘Oku’duk mu? Kur’an’ı anladık mı?
    • 29 Haziran 2014 Ey Mehdiyet! Kalbimiz ağlıyor!
    • 25 Haziran 2014 Ey mazlumlar! ‘Hakikat’ vakti artık!
    • 21 Haziran 2014 Şam, Kudüs ve İstanbul için fazla zaman kalmamıştır!
    • 17 Haziran 2014 Şirk-etlerin zombileri kapımızda! ‘İslâm’ adına hem de!
    • 12 Haziran 2014 Zaman yaklaştı! Zulme karşı ‘tuğrul kuşu’!
    • 7 Haziran 2014 Rabbim affet!

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    37,125 µs