En Sıcak Konular

Toktamış Ateş


Toktamış Ateş
0 0 0000

Sayın Doğramacı’ya ödül...



AKP'nin mutlak bir çoğunluğa sahip olduğu günümüz TBMM'nin, Sayın İhsan Doğramacı'ya bir hizmet ödülü vereceğini ilk duyduğum zaman, "Pes" demiştim.

 "Eğer bu Meclis İhsan Doğramacı'ya böyle ödül veriyorsa, Sayın Doğramacı'nın yapamayacağı hiçbir şey yoktur..."

O İhsan Doğramacı ki; yarı faşist 12 Eylül döneminde, generallerin gölgesine sığınarak, Türk Yüksek Öğrenim sistemini alt üst etmiş ve yüksek öğretim kurumlarında "demokratik" denilebilecek ne varsa ortadan kaldırarak, bu kurumlara "kışla düzeni" getirmiş olan bir insandır. O İhsan Doğramacı ki; 12 Eylül'ün göstermelik Danışma Meclisi bile, Yüksek Öğretim Kurumu (YÖK) 'ü anayasal bir kurum olarak metne koymamışken, son metni kaleme aldıran "5 General'i", (nasılsa) ikna ederek, son akşam metne eklettiren insandır. Ve o İhsan Doğramacıya TBMM AKP çoğunluğu, hizmet ödülü vermekte... Bunu, doğru değerlendirmek gerekir.

* * *

YÖK yasa tasarısı duyulduğu andan itibaren, yani 1982 Kasımından itibaren, bu yasa ve mantığına karşı çıktım. Bu konuda, sayısız yazı ve 4 kitap yazdım. Bu gün, bu yasanın getirdiği düzenin sakıncaların birini, sizlerle paylaşacağım ama; önce, o zamanlardan beri aklımı kurcalayan bir "acaba?"ya, öncelik vermek istiyorum.

Hiç yakıştırmak istemesem de... 2547 sayılı YÖK Yasası yürürlüğe girdiği an; önce gene generallerin gölgesinde, bir Yüksek Öğretim Kurulu belirlenmiş ve ardından da, yasalara uygun olarak, mevcut üniversitelerin rektörleri atanmıştı. Ve atanan rektörlerin isimlerini gazetelerden okuduğumuz anda, hayretler içinde kalmıştık. "Atatürkçülüğü" dilinden düşürmeyen 12 Eylül generalleri, öyle isimler seçmişlerdi ki, şaşırmamak mümkün değildi. Aşırı dini duyarlılığıyla tanınan öğretim üyeleri mi isterseniz, 12 Eylül'ün kapısına kilit vurduğu MHP'ye yakın isimler mi isterseniz... Hepsi mevcuttu. Birtakım insanlar, o gün yazdığım ve sık, sık yinelediğim üzere; "Rüyalarında görseler inanmayacakları mevkilere gelmişlerdi."

YÖK düzeni gelene dek, üniversitelerimizde çatışma vardı ama; türban sorunu yoktu, dinci örgütlenme yoktu. Bunları, YÖK düzeni getirdi. Bu kadrolaşmayı görünce, "Bu generaller bizimle alay mı ediyorlar?" diye düşünmüştüm. Ve yaptıkları şeyleri, cehaletten yaptıklarını sanmıştım. Ancak şimdi, bunun bilinçli bir politika olduğunu görüyoruz. Yapılan şey, "Tavşana kaç tazıya tut" politikasının yaşama geçirilmesiymiş... Çok yazık. Ve şimdi Sayın Doğramacı, o günkü hizmetlerinin karşılığı olan ödülü İslami duyarlıkları yüksek olan bir Meclis'in elinden alıyor.

* * *

Üniversitelerde demokrasiye son veren bir sistemin kurucusuna, demokrasi mücadelesi yürüten bir partinin çoğunluk olduğu bir parlamento, neden ödül versin? Yukarıdaki görüşüme itirazı olan varsa, bunu bana açıklaması gerekir. 2547 sayılı YÖK Yasası, üniversitelerde demokrasiyi yok etmiş ve önceleri seçimle gelinen tüm makamlara "atanma", yani tayin sistemi getirmişti. Zaman içinde bu sistemde, göstermelik bazı iyileştirmeler yapılmışsa da, sistemin özü ve ana mantığı, hiçbir biçimde değişmemişti.

Bizler, o zamanların (oldukça) genç öğretim üyeleri, eski sisteme karşıydık ama, arzuladığımız sistem asla böyle bir sistem değildi. O zamanlar, en azından kendi kendimizi yönetir ve bu çerçevede, yöneticilerimizi kendimiz seçerdik. Aslında bir "feragat mesleği" olan öğretim üyeliğinin, böyle "tatmin araçları" vardı. Sayın Doğramacı ve getirdiği sistem, bunu ortadan kaldırdı. Yıllardır aynı şeyleri defalarca ve defalarca yazmaktan bıktım. Bu nedenle, YÖK sisteminin getirdiği olumsuzlukları yeniden sıralamak istemiyorum. Zaten istesem de yerim kalmadı. Fakat yazımın başında da vurguladığım gibi, bir noktayı sizinle paylaşacağım. Bu tek nokta bile, sistemin "mantıksızlığını" göstermeye yeter sanıyorum.

Üniversite öğretim üyelerinde emeklilik yaşı, biraz da mesleğin özelliğinden, haklı olarak 67'dir. Ancak eğer YÖK üyesi gibi, rektörlük gibi bir makamda iseniz, emeklilik söz konusu değildir. Yani 68 yaşında ders veremezsiniz ama, YÖK başkanı olabilirsiniz, rektör olabilirsiniz. 80 yaşında da YÖK üyeliği yapabilirsiniz ve "yaşlı" sayılmazsınız... Bu bile, sistemin mantıksızlığını göstermeye yetmiyor mu?

 
 

bugün



Bu yazı 817 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 2 Ekim 2008 Tartışmanın kazandırdıkları...
    • 12 Temmuz 2008 Korkular ve yalanlar
    • 10 Nisan 2007 Sayın Doğramacı’ya ödül...
    • 14 Ocak 2007 Ayağına kurşun sıkmak
    • 6 Ocak 2007 ABD’nin Ortadoğu planları

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    17,645 µs