En Sıcak Konular

Şamil Tayyar


Şamil Tayyar
0 0 0000

Andıçtaki sır: 11. Madde



Hafızam beni yanıltmıyorsa, şubat ayının son günleriydi. Bir gazeteci arkadaşım olay andıçtan söz etti: ‘Ağabey, Genelkurmay basın kuruluşlarıyla ilgili bir andıç hazırlamış. star Gazetesi hakkında da ağır ifadeler varmış.’ Böyle bir çalışmadan haberdar olduğumu söyleyip, ilgisine teşekkür ettim. ‘İstersen bir tane getirebilirim’ demesin mi?

Ertesi gün elinde bir zarf, yanıma geldi. İçinden iki sayfalık bir metin çıktı. Yazının başlığı, ‘Star Medya Yayıncılık A.Ş’ idi. Andıçın sadece gazetemizle ilgili bölümüydü. Bu gelişmeden yöneticilerimi haberdar ettim, andıçtaki değerlendirme notlarını kendi içimizde yorumlamaya çalıştık.

Aradan iki hafta geçmeden 8 Mart günü Nokta Dergisi’nde andıçın tam metni patladı. Bunun üzerine bana daha önce andıçın iki sayfasını getiren gazeteci arkadaşıma sordum: ‘Bunu nereden aldın?’ Verdiği cevap ilginçti: ‘Ben de bir gazeteci arkadaşımdan aldım, ısrar etme söyleyemem.’

Buradan çıkardığım sonuç şudur: Aslında bu andıç, Genelkurmay Askeri Savcısı Albay Saim Öztürk’ün açıkladığı gibi, yayın için 8 Mart (Nokta’nın andıçı yayınladığı tarih) beklenmiş değil. Andıç, başka gazetelere de servis edilmiş ama yayınlanması sağlanamamış.

Bu arada dikkatimi çeken bir önemli nokta daha var. Altını çiziyorum. Andıç, Nokta Dergisi’nde yayınlandıktan hemen sonra Sabah Gazetesi’nin web sayfasında da yayınlandı. Ancak bir farkla... Andıçın star Gazetesi ile ilgili bölümü 11 maddeydi. Oysa, Nokta’da 10 maddeydi. Elimdeki metne baktım, Nokta gibiydi.

Sabah’ın yazdığı ancak Nokta’da olmayan 11. madde aynen şöyle: ‘Muhafazakar kimliği ile bilinen Hadi Özışık’a ise haftada bir gün yazılması teklif edilmiştir. Özışık’ın yazılarının entelektüel bakımdan günlük olarak yazmaya yeterli olmaması nedeniyle böyle bir kararın alındığı tahmin edilmektedir.’

Yanıt bulunması gereken soru şu: Ortada birden fazla andıç mı var? Nokta, andıçı patlatınca, Sabah elinde mevcut olan ancak yayınlamadığı farklı andıçı mı servise koydu? Bu soruya verilecek yanıt, eminim ki, araştırmanın seyrini değiştirecektir. UTAH adresine yeni adresler eklenebilir...

Arınç’ın başına gelenler pişmiş tavuğun başına gelmedi

Emekli Jandarma Albay Erdal Sarızeybek’in piyasaya yeni çıkan ‘Ya Gazi Paşa Duyarsa’ isimli bir kitabı var. Yazar, 2003 yılında Manisa’da görev yaptığı sırada Hilafiye Vakfı’na irticai faaliyetlerde bulunduğu gerekçesiyle operasyon kararı aldıklarını, operasyon sırasında vakıf binasının Arınç’ın annesinin evi çıktığını yazıyor.

Arınç’a bu iddiayı sordular. ‘16 Mayıs’ı bekliyorum’ dedi. Arınç, o gün ne der, bilemem. Ama Arınç’ın başına gelenlerin pişmiş tavuğun başına gelmediğini bilenlerdenim. Daha önce çalıştığım gazetede yazmıştım. Şimdi top ayağıma tekrar geldi, yeniden yazmak istiyorum.

Arınç milletvekili olmadan önce Şanlıurfa’daki bir konuşmasından dolayı hakkında inceleme başlatılmış. Memleketi Manisa’ya dönünce, adresinin azizliğine uğramış. Hakkındaki arama emirleri, 8 yıl boyunca Şanlıurfa-Manisa hattında şekilden şekle girmiş.

8 yıl uzun süre. Bu arada Arınç, milletvekili olup Ankara’ya taşınıyor. Bir gün sekreteri, davet mektubu iletiyor, bakıyor ki, dokunulmazlığının kaldırılması istemiyle hazırlanmış bir fezleke... Komisyona koşuyor. Bir de ne görsün; hayvan hırsızlığı nedeniyle aranıyormuş. Araştırınca anlıyor, yıllar önce Şanlıurfa’da yaptığı konuşmanın seyri 8 yılda evrime uğruyor.

Sadece bu mu... 12 Eylül sonrası Refah Partisi’nin Manisa teşkilatını kuran Arınç’ı bir gün askerler garnizona çağırmış. Manisa Garnizonu’ndaki bu davet, mini bir sorguya dönüşür: ‘Bilal Paşa kim?’ Arınç şaşkın şaşkın bakar: ‘Bilal Paşa mı? Hiç adını duymadım? Böyle birini hiç tanımadım.’

Ama komutanlar ısrarlı: ‘Böyle konuşuyorsunuz ama mitinglerde size hep ‘Bilal Paşa’ diye tezahürat yapıyorlar.’ İşin aslı o zaman anlaşılıyor. Meğer miting tutanakları, Manisa’dan Ankara’ya ulaştırılmış. Evren Paşa tutanakları okurken takılmış, ‘Çabuk bana bu Bilal Paşa’yı bulun’ demiş. Manisa’daki komutanlar da Bilal Paşa’yı arıyorlarmış.

Daha fazla söze gerek var mı?

AB yolu Ankara’dan geçer

Diyarbakır Valisi Efkan Ala, yıldızı parlayan az sayıdaki valimizden birisi. Geçen Pazar günü Kanal 7’de birlikte katıldığımız program sonrasında sohbet etme imkanımız oldu. ‘AB yolu Diyarbakır’dan geçer’ sözüne itirazı vardı: ‘Çok açık. AB yolu Ankara’dan geçer. Ankara bu reformları yapar ve uygularsa AB yolu açıktır.’ Vali olarak kendilerine düşenin ise, iyi bir uygulayıcı rolü olduğunu anlattı: ‘Bir besteyi Müzeyyen Senar gibi okumak var bir de başkaları gibi.’

Ala, bu arada çok önemli bilgiler verdi: ‘Artık bölge halkı devlete güven duymaya başladı. Bunun sonucunda ihbar sayısı arttı, tutuklamalarda büyük artışlar oldu. Nevruz gösterilerine katılımlar da azaldı.’ Bunun sırrı nedir? Ala, formülü şöyle tarif etti: ‘Devletin doğru yerde konuşlanması gerekiyor. Bunu yaparsa problem yok. Devlet otoritesi özgürlükleri korumak içindir.’
 
star



Bu yazı 434 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 15 Ağustos 2012 Hüseyin Aygün vakası
    • 8 Ağustos 2012 Atatürk yaşasa ismini değiştirir miydi?
    • 1 Ağustos 2012 Hatay’da neler oluyor?
    • 30 Temmuz 2012 Suriye’ye PKK operasyonu
    • 25 Haziran 2012 Vurulan jet değil çünkü...
    • 18 Haziran 2012 Başbakan’ın başka seçeneği yok
    • 14 Mayıs 2012 Kim bu üst komutanlar?
    • 7 Mayıs 2012 CHP’de derin çatışma
    • 28 Mart 2011 Kalemim size emanet
    • 16 Mart 2011 Arşiv bir açılsa görürsünüz
    • 9 Mart 2011 Sen de yoğunlaş, koçum benim
    • 7 Mart 2011 Ergenekon’da neler oluyor?
    • 4 Mart 2011 1 Mart operasyonu
    • 23 Şubat 2011 Olmadı sayın Bakan
    • 22 Şubat 2011 O mektubu kim verdi?
    • 18 Şubat 2011 Kılıçdaroğlu-Yalçın pazarlığı
    • 16 Şubat 2011 Yeni Türkiye nasıl kurulacak?
    • 7 Şubat 2011 CHP’yi yıkmaya mı geldi yoksa?
    • 4 Şubat 2011 Böyle terbiyesizlik olmaz
    • 28 Ocak 2011 Asılacakların listesi

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    3,804 µs