En Sıcak Konular

Cevdet Batu



Cevdet Batu
0 0 0000

Andıçın şifresini söyleyeyim mi?



Danıştay saldırısına atıfla “Mayıs ayında tam bir yıl olacak” diyecektim, ancak bir yılı geçti. Çünkü Türkiye’de yürütülen bu garip kavganın başlangıcı biraz daha eskiye, Şemdinli saldırılarına gidiyor. Bu kavganın Çankaya ile ilgili tartışmalarla eşanlı olarak başladığını söylemeye gerek yok.

Bu öyle bir kavga ki birileri devletin en stratejik makamlarına saldırıyor, cinayetler işleniyor, bir emekli albay kalbinden bıçaklanarak hastane önüne bırakılıyor, bombalar atılıyor, PKK itirafçıları konuşuyor, gazeteciler öldürülüyor, katiller ibadethanelere giriyor… Sadece Trabzon’daki kiliseye değil, İstanbul’daki camiye de…

Birilerinin Türkiye’nin huzurunu kaçırmaya çalıştığı muhakkak. Üstelik yaratılmaya çalışılan huzursuzluk çok hassas kurumlar üzerinden yürütülüyor. Sızdırılan belgeler Genelkurmay’ın “nasırına” basıyor. Belgeler o kadar davetkar ki Genelkurmay’a “gel” diyor. Belgeler aynı zamanda hedef de gösteriyor. Hedef Emniyet ve hükümet… Yani Türkiye’de birileri kurumları minderde güreşmeye çağırıyor.

AKP hükümeti iktidara geldiğinden beri birileri bunu hep yapıyor. Ancak ne önceki Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök ne de şimdiki Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt vakarlı tutumlarından geri adım atmış durumdalar. Hatırlayın… Yaşar Büyükanıt Genelkurmay Başkanı olurken basında ordu-siyaset gerilimini işaret eden iştahı kabarmış ne çok yazı çıkmıştı…

Neyse ki Türkiye’nin önemli kurumlarının başındakiler taşıdıkları sorumluluğun bilincinde. Kamuoyunun önünde konuşup basına malzeme vermekten olabildiğince uzakta durmaya çalışıyorlar. Ancak kimi eller durmuyor. Bin bir emekle sergilenen vakar havada uçuşan belgelerden zarar görüyor.

Çankaya sürecine sayılı günler kala artık son kartlar açıldı anlaşılan. Bunlardan birisi andıçtı. Hani Genelkurmay Başkanlığı’nca hazırlanan basın değerlendirme rapor taslağı. Bu taslak geçtiğimiz günlerde basına sızdı. Ordu tekrar tartışmaların odak noktası haline geldi.

Belgenin sızması zamanlama açısından önemliydi elbette. Belgenin sızmasıyla Türkiye bir türlü başlayamadığı Çankaya tartışmasından tekrar uzaklaştı. Bu, sızan belgenin tali etkisi…  Asıl etki Genelkurmay’ı hareketlendirmesiydi.

Andıç ile Genelkurmay’ı hareketlendiremeyenler istediklerine ulaşamamış olacak ki yeni bir belge daha sızdırıldı. Hem de andıçın koru henüz küllenmeden. Bu kez sızan belge kuvvet komutanlarının 2003 yılında darbe çalışması yaptıklarını bildiriyordu. Şaşıracak bir şey yok. En azından Türkiye için yeni bir şey değil. Eski Deniz Kuvvetleri Komutanına ait olduğu ileri sürülen günlük malumu ilan etmiş olmalı.

Ne olursa olsun, sızan belgelerin zamanlamasına dikkat etmek gerekiyor. Çünkü bu kez belgeyi sızdıranlar amacına ulaşmış gibi görünüyor. Zira günlüğün sızmasından bir gün sonra askeri savcılığın andıç ile ilgili açıklama yapması, karşı bir kart açıldığı anlamına geliyor. Askeri savcı yaptığı açıklama ile manşetleri süsleyen “darbe” tartışmalarının üstünü örtüyor. Aynı zamanda Genelkurmay Başkanlığı’ndan çalındığını belirttiği andıçın Amerika’ya gönderildiğini söyleyerek köşe yazarlarına bir şeyi ima ediyor. Aslında savcı ihtimal dahilindeki üç sebebi ortaya koyuyor. Diyor ki “Genelkurmay’dan bu andıçı çalan kişi bu işi para, kadın ya da inanç için yapmış olabilir.” Ancak basının bir kısmı bir yılı aşkın süredir devam eden kavgaya kaldığı yerden devam ediyor ve hedefi gösteriyor. Utah, diyor Utah, Utah. Utah’ı ilk duyduğumda biraz geri çekilip baktım. Tartışmanın nereye gideceği şimdiden belli. Ancak şunu belirtmek lazım. Andıç olayı bir istihbarat çalışması, belli… Askeri savcının da belirttiği gibi bu casusluktan başka bir şey değil. Ancak iz sürerken çok dikkatli davranmalı. Çünkü bu tür istihbarat çalışmalarında, çalışmayı yapan kendisini açık etmemek için hedef şaşırtır. Böylece bir taşla iki kuş vurur. Genelkurmayı yıpratmak amaçlı bu çalışmayı başarıyla uygularken, diğer yandan “bunu ben değil o yaptı” der. Faili meçhuller gibi yani…



Bu yazı 362 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Eylül 2008 Kissinger Erdoğan'a ne yazdı
    • 22 Kasım 2007 Türk usulü çalışkanlık: Yumurta kapıya dayanınca!
    • 16 Kasım 2007 ‘Vahdettin haindir’ diyenler parmak kaldırsın!
    • 17 Ekim 2007 Göğsümdeki Amerikan bayrağı!
    • 14 Ekim 2007 Kimin nesi bu Facebook?
    • 7 Ekim 2007 Müjde Ar’ın gazoz kapağı
    • 5 Ekim 2007 Asıl Truva atı Fransa’ymış…
    • 26 Eylül 2007 Korku rehberi: Türbanlılarla ilgili acayip saptama!
    • 21 Eylül 2007 “Çok istiyorsa türbanı Erdoğan ve Gül taksın!”
    • 17 Eylül 2007 'Allah’tan Sami’ye: Türk muhafazakarlığının yeni harfleri!
    • 11 Eylül 2007 'Hain kılıçlar' neremize değdi?
    • 2 Eylül 2007 11 Eylül’den önce, 11 Eylül yazısı
    • 23 Ağustos 2007 Bekir Coşkun da beni kovacak mı?
    • 9 Temmuz 2007 Meydanlarda seçim kakofonisi!
    • 5 Haziran 2007 Yeniler için en önemli ders: Bir kişiden uzak durun!
    • 21 Mayıs 2007 “Putin’in gizli ordusu!”
    • 5 Mayıs 2007 Muhtıra günlerinde aşk!
    • 29 Nisan 2007 Deniz Baykal’a güzellemedir!
    • 24 Nisan 2007 Habertürk’ü yakan Melih Meriç değil, Bülent Arınç!
    • 13 Nisan 2007 Huzur formülü!

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,561 µs