En Sıcak Konular

Taha Kıvanç


Taha Kıvanç
0 0 0000

Ancak romanlarda olur



Ben ikide bir "Cumhurbaşkanlığına Tayyip Erdoğan aday olacak ve seçilecek" diyorum ya, bir yazar dostum eteğimden çekerek "Aman, biraz ihtiyatlı ol" uyarısında bulunuyor. Tayyip Bey'in gönlünden Cumhurbaşkanlığı geçtiğine inanıyor inanmasına, itiraz ettiği sonrası; "İki kişi kendisini ziyaret edip vazgeçmesini söyleyecek, o da vazgeçecek" diyor yazar dostum...

Geçenlerde muhalefetten önemli bir politikacıyla sohbet ederken, baktım, onun ağzında da, neredeyse sözcüğü sözcüğüne benzer bir cümle var: "İki kişi gelir, 'Aday olma' der, o da olmaz..."

Yazar dostum bizde çok gevşek kullanılan 'derin devlet' kavramına farklı bir anlam yüklüyor. Ona göre, ara sıra bir araya gelerek ülke hakkında kritik kararlar veren bir yapılanma gerçekte var. "Öyle kalabalık bir grup değil bu, belki beş-altı kişi" diyor... "Kimler?" sorusuna da, önce bilmediğini söylese de, şimdilerde hayatta olmayan bir işadamının anını anarak, "Onun gibi beş-altı kişi" diyor...

Hayır, Tayyip Erdoğan'a "Aday olma" diyecek o kişiler olmayacakmış... "Onlar güçlerini yitirdiler, dediklerini dinleten 'millî güçler' şu sıralarda" dedi en son buluştuğumuzda... Aynı dostum, 'Kurtlar Vadisi' dizisinin yeni bölümlerinin 'millî güçler' tezini destekleyeceği iddiasında; yazılarında en sert o karşı çıktı engellemeye...

Buraya kadar özetlediğim düşüncelerinden herhalde siz de çıkardınız: O yazar dostumla güncel konuların en kritik bir ikisinde farklı düşüncelere sahibiz...

Onu dinlerken, romanlarına düşkün olduğum Stephen Frey'in sondan bir önceki eseri 'The Power Broker' (Güç Simsarı) geldi aklıma. Her yıl en az iki ağır gerilim romanıyla (ilk iki romanı Türkçeye de çevrildi) okur karşısına çıkan Frey aslında bir finansman şirketi yöneticisi; politik yazsa da eserlerinde alt-motif hep finans çevreleri... 'Power Broker' bir başkanlık seçimi öncesi yaşananları anlatıyor. En güçlü aday, geçmişte şampiyonluk derecesinde spor (tenis) yapmış olan bir siyahî senatör...

O romanda da birbirinden habersiz iki 'gölge örgüt' var; biri sırf beyazlardan oluşuyor, diğeri de siyahlardan... Beyazlar siyah senatörün başkanlığını engellemek üzere komplo yarışındalar; siyahlar ise kendileri gibi birini Beyaz Saray'a yerleştirmek için çaba gösteriyorlar, ama onların da bir derdi var: Adamın iplerinin kendi ellerinde olmasını ve Beyaz Saray'a taşındıktan sonra da sözlerini dinlemesini istiyor örgüt. Bunu da fâş olursa kazanmasını önleyecek, seçildikten sonra ise koltuğundan edecek bir kasetle sağlama hesabındalar...

Birbirinin siyah/beyaz izdüşümü olan iki örgütün ortak özelliği şu: Her ikisi de büyük işadamları, güçlü bürokratlar, dediği dedik askerler, sözü geçen âkil adamlardan oluşuyor...

Tam da, yazar dostumun, 'derin devlet' ile kast ettiği türden insanlar...

Gerçek hayatla romanlar arasında kurduğum ilişkiler pek çoğunuzun garibine gidiyor, biliyorum. "Alt tarafı bir roman bu" ve romanlar ile hayat arasında birebir ilişki kuranlarla zaman zaman ben de dalga geçiyorum. Öyle ya, ABD'de biri beyaz biri siyah iki 'gölge örgüt' olduğuna, birbirlerinin varlığından haberdar olmadan tam tersi amaçlar için çaba gösterdiklerine, cinayet dâhil her türlü kirli yöntemi mubah saydıklarına, üç kuruşluk menfaat için ülke çıkarını feda edebildiklerine... Kim inanır?

ABD'de öyle örgütler olmadığına göre, bizde de 'derin' denebilecek bir yapılanma yoktur; "Var" diyenler, var olsaydı içinde yer alabilecek konumda bulunan etkili kişiler tarafından ayıplanıyor hemen. Herhalde, "Derin devlet olsa benim de bir parçası olmam gerekirdi" diye düşünüyor o tipler...

Bir dostum, "Belki de öyle bir örgüt var ve 'Yok' diye ortaya atılan kişi de üye, üyelik şartını yerine getirmek için inkâr etmediği ne mâlum" dedi ve ekledi: "Belki öyle bir örgüt var, ama 'Yok' diye ortaya atılanı üye yapmayacak kadar sofistike bir gruptan oluşuyor..."

Benim kafam iyice karıştı. Frey'in romanında 'gölge örgüt' öyle herkesi üye kabul etmiyor; üye sayısı bir düzineden az zaten... Dahası, bugün kurulmuş bir örgüt de değil bu, taa Birleşik Devletler'in kuruluş günlerine dayanıyor ve eksilen üye yerine derhal yenisi alındığı için nesilden nesile geçerek geliyor... Bizde benzeri olsa, Cumhuriyet öncesine dayanması, bugüne kadar da en az beş-altı nesil değiştirmesi gerekirdi.

"Dediğimizi yapmazsan ekonomini çökertirim, seni ele-güne rezil ederim" dediğinde karşısına çıkacak irade bırakmayan bir örgütün bizdeki izdüşümü? Iııh...

Belki merak edeniniz vardır diye not düşeyim: 'Power Broker' romanında, seçilmemesi için beyaz örgütün, seçildiğinde kucağa oturması için siyah örgütün çabaladığı senatör bu ikili kumpası da bihakkın atlatıyor...

Yeni Şafak



Bu yazı 714 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 17 Eylül 2012 Hem okudum, hem de yazdım
    • 4 Eylül 2012 CIA başkanı neden geldi?
    • 16 Temmuz 2012 Vicdanım buna da elvermiyor
    • 2 Temmuz 2012 Suriye nasıl bir ülke, Suriyeliler nasıl insanlar...
    • 21 Mayıs 2012 Bir geziden ilk notlar
    • 15 Mayıs 2012 ‘Yeni CHP’ nihayet sözcüsünü buldu
    • 16 Nisan 2012 Hangi patron, hangi yönetici, hangi yazar içeri alınır?
    • 23 Mart 2012 Ben demedim, o dedi
    • 13 Mart 2012 Köşemi bugün Cumhurbaşkanı Gül’e bırakıyorum
    • 9 Mart 2012 TR325 kodadlı becerikli uzman...
    • 20 Şubat 2012 ‘Operasyon’ diye ben buna derim
    • 30 Ocak 2012 Davos’ta Türkiye dersi
    • 27 Aralık 2011 Bu yılın Cumhurbaşkanlığı büyük ödülü...
    • 12 Aralık 2011 Ak Parti üzerine hesaplar
    • 9 Aralık 2011 Gül vetoya ne zaman karar verdi?
    • 14 Kasım 2011 Kriz çıkaranlar gidiyor, ama yerlerine gelenler de yabancımız değil
    • 24 Ekim 2011 Kaddafi’nin son demleri...
    • 3 Ekim 2011 Dr. Sallaso’nun kunduzunun izinde
    • 29 Ağustos 2011 Ben meraklı bir insanım, özür dilerim
    • 26 Ağustos 2011 Bütün kepazeliklerin anasını açıklıyorum

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    7,276 µs