En Sıcak Konular

Meliha Okur


Meliha Okur
0 0 0000

'Kimlere' rezil olduk?



Uşak Arkeoloji Müzesi'nden Karun Hazineleri diye bilinen koleksiyonun en değerli parçasının çalınması olayı tam bir kepazelik. Bu, çok büyük bir parça olduğu için, olay çok yankı yaptı, ama belli ki, Türkiye eski eser hırsızlığının önemli kaynaklarından biri haline gelmiş. Daha önce de, basına yansıyan eski eser hırsızlığı olaylarına değinmiş, bir hatırlatma babından, son birkaç yıla ilişkin kısa bir liste yayımlamıştım. Bu olaydan sonra, Birgün gazetesi, son 10 yıl içinde çalınanların tam listesini yayımlamış (31 Mayıs), ilgilenenlere tavsiye ederim, yürekleri cız ederek de olsa bir göz atsınlar, durumun vahametini bir kez daha görecekler. Fazla söze mahal yok.

Gelelim, olayın 'dış basın'da yer alması üzerine yükselen 'Dünyaya rezil olduk' vahlanmasına.

Keşke 'rezil' olunacak bir dünya var olsaydı da, zararı yok rezil olmuş olsaydık. Irak işgalinin hemen ardından Bağdat Müzesi talan edildi, o günden bugüne geçen zaman içinde, ülkede arkeolojik eser piyasası oluştu. Hatta, geçen sene, Türkiye'de de, Bilgi Üniversitesi'nde, Gül Pulhan'ın öncülüğünde konuya ilişkin geniş katılımlı bir toplantı yapıldı. Dahası, sadece hırsızlık, talan değil, halen ülke, işgal altında ve tarihi yerle bir ediliyor.

Irak ilk değil, bu işin uzun ama çok uzun ve malum bir geçmişi var, ama her şeye rağmen keşke o 'geçmiş' geçmişte kalsaydı. Oysa, tam tersine, en vahşi haliyle geriye döndü. Irak'tan önce, 1989'da, Afganistan'da Sovyetler'in geri çekilmesinin ardından, Kâbil müzesi boşaltıldı. O günden bu yana, ülkedeki eski eser kaçakçılığı hacminin, uyuşturucu ticareti hacminden fazla olduğu söyleniyor. Dünyanın diğer fukara ülkelerinin talanının kaydı, hesabı yok. Bu mu rezil olunması söz konusu olan dünya?

Diğer taraftan, çalan, çaldıran, göz yuman veya sadece korumaktan aciz olan hepsi suçlu, hatta rezil, orası zaten tartışma götürmez de, peki, birileri çalıyor, çaldırıyor da kimler alıyor, birileri koruyamıyor da, kimden koruyamıyor? Bunlar sıradan şeyler değil, en değerli parçalar zaten ayrıca sorunlu, bunların sıradan alıcıları olamayacağı kesin. Daha az değerli olanlarının alıcısının da sıradan birisi olması beklenemez değil mi? Tarihi mimari süslemeleri, elyazmalarının sizce alıcısı kim olabilir? Bunların değerini anlayacak birileri değil mi? Alıcılar müzeler değil, şahıslar ise, nedir, bu her şeyi göze alıp tarihi mülk edinme hırsı? Kültürlü, bilgili olmanın hiç de önleyemediği, tam tersine azdırdığı marazi bir açgözlülük değil mi? Ayrıca, bu adamlar, bu kadar değerli parçaların nasıl piyasaya düşebildiğini tahmin edemezler mi?

Bakın, 'Museums Journal'in editörü Jane Morris, 'Londra ve Cenevre'nin, çalınmış eski eserlerin iki ana piyasası' haline geldiğinden şikâyet ediyor (The Guardian, 24 Nisan 2003). Çalan tabii ki rezil de, alanın durumu ne? Birileri koruyamadığı için rezil de, piyasaya göz yumanlar ne? Tekrar ediyorum, bunlar adi hırsızlık ve talan olayları değil, işin içine tarih, kültür, sanat giriyor, bu durumda alıcı, mutlaka çalınmış oto alan birinden farklı bir adamdır.

İşte işin en acıklı taraflarından biri bu. Müzesini, arkeolojik alanını, tarih eserlerini talan eden, göz yuman veya korumaktan aciz 'kıymet bilmez' toplumların, hırsızı veya kayıtsızı ile, zengin, kültürlü, sanatsever, yani 'kıymet bilen' gelişmiş toplum insanı bir noktada buluşuyor. Rezil bir durum olduğu kesin ama kimin kime ne kadar rezil olduğu üzerinde biraz düşünmek lazım. Ve yine nihayetinde, insan canının da, tarih ve insanlık mirasının da işgal altında yerle bir edildiği bir dünyada, hangi hırsıza, aracıya, işbirlikçiye yaptığı işin ne kadar kepaze bir şey olduğunu anlatabileceğiz? Sadece bu konuda değil, insanlığı ilgilendiren her konuda, ayağımızı basacağımız zemin giderek daralıyor, bu, çok ürkütücü bir şey. Keşke gerçekten rezil olunacak bir dünyada yaşasak, vaat ettiklerine karşın, mahcubiyetine razı olurduk.

Bu yazı 684 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 11 Ağustos 2012 Elin samanına niye muhtacız!
    • 4 Aralık 2010 WikiLeaks neyi sarstı?
    • 5 Haziran 2009 Ve aleyküm selam
    • 18 Ocak 2007 'Yaradılışçılar' kudurmaz
    • 17 Ağustos 2006 Mitinge davet
    • 11 Temmuz 2006 Filistin halkı yalnız
    • 1 Haziran 2006 'Kimlere' rezil olduk?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,248 µs