En Sıcak Konular

Fehmi Koru


Fehmi Koru
0 0 0000

Türkiye'yi konuşmak...



CHP lideri Deniz Baykal çağrılı olmasaydı, onu izlemek üzere bizler peşine takılmasaydık, 43 yıldan beri her yıl yapılan 'Uluslararası Güvenlik Toplantısı' bizim medyaya fazla yansımayacaktı. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in 'tarihî' çıkışına ve nükleer alandaki çalışmalarını sürdüren İranlılar ile onların gözünü oymaya hazır muarızlarının ağız dalaşına rağmen...

Şu kadarını rahatlıkla söyleyebilirim: Konferansta cereyan edenleri gözümüzle görmemiz, kulağımızla işitmemiz iyi oldu.

Türkiye bir yol ağzında; kim nereden bakarsa baksın, bu durumu fazla gecikmeden görüyor. Doğru adımlar atmaya devam eden bir Türkiye'nin geleceğin olaylarını etkileyebilme gücünü herkes fark ediyor. Buna karşılık, bir hatalı adım, Türkiye'yi bütün gelişmelerin dışında tutabilecek başka yanlışların önünü aralamış olacak...

Sadece Türkiye'nin hep doğru tercihler yapması, hatalardan kaçınması da yeterli değil, başkalarının da Türkiye ile ilgili kararlarının hep doğru olması gerekiyor; bu da işimizi güçleştiren bir etkiye sahip. Güvenlik konularının Davos'u diye bilinen konferansın en ilginç tartışmalarından biri konferans dönüşü Ankara'ya uğrayan Avustralya Dışişleri Bakanı Alexander Downer ile Fransa'da cumhurbaşkanı seçilmesi beklenen Sarkozy'nin yakınlarından Claude Lelouche arasında geçti. Dünyanın öteki ucundaki bir ülkenin dış politika sorumlusu Türkiye'nin dünyaya olumlu katkılarını vurgulamak ihtiyacı duyarken, dış politika uzmanı Fransız danışman “Demek oralardan öyle görünüyor” havalarındaydı.

Güvenlikle ilgili bir konferansta Türkiye'nin adının neredeyse her konuşmacı tarafından anılması iyi bir şey mi? İyi veya kötü, güvenlik alanına giren hemen her konuda varlığı görmezden gelinemeyecek bir ülke Türkiye... Hemen her ihtilâfta bir biçimde adı geçiyor, her çözüm arayışında varlığı güçlü bir biçimde hatırlanıyor.

Konferansın herkese verdiği en önemli izlenim, ABD'de etkin konumda olanlar ile İsrail'de sorumluluk taşıyanların İran'ı hedef haline getirmeleri... Vaktiyle 'Şer üçgeni' diye anılanlardan Kuzey Kore'nin adı hiç geçmedi; nükleer silâha sahip hale geldiğini şu yakınlarda ilân etmesine rağmen... Hatta Suriye'nin de adını anan pek çıkmadı. Varsa yoksa İran... İsrail Dışişleri Bakanı Tzipi Livni'nin başlattığı İran karşıtı atağı, Alman Şansölye Angela Merker devam ettirdi, Amerikalı katılımcılar daha da ileri taşıdılar. En karşıt sözler sarf edenlerin hep kadınlar olması da dikkat çekici.

Burada yapılan tartışmaların bir garip yönü de, Irak'ta çok sayıda can almaya devam eden temel hatanın pek az dile getirilmesi oldu. Sanki ortalık sütlimanmış gibi konuşulması, yapılan yanlışlara tüy dikme anlamı taşımasına rağmen İran'la uğraşılması, İsrail'in Kudüs'te gerilimi tırmandırıcı girişimlerinin es geçilmesi, 'ihtilâfların anası' olan Filistin sorununa karşı sergilenen duyarsızlık, hayal kırıklığı sebebi sayılmalı.

Özel bir girişim gibi görünse bile yarım yüzyıla yakın bir süredir Münih'te yapılan bu toplantıya Türkiye'nin de yakın ilgi göstermesi ve iktidar sözcülerinin ülkeyi ilgilendiren konularda tartışmalara katılması yararlı olur. Başta Almanya olmak üzere pek çok ülke en üst düzey politik katılımı esirgemiyor bu toplantıdan; yapılan tartışmalar kimin nerede durduğuna ışık tutuyor.

Öyle gerekti, Münih'ten sonra Washington'a ulaştım. Dün ABD başkentine indiğimde, uçağın yolcularının önemli bir bölümünün Münih'teki toplantıya katılmış Amerikalı siyasîler ve bürokratlar olduğunu fark ettim.

Amerika da bir başka yol ağzında bugünlerde.

yenişafak



Bu yazı 380 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Eylül 2012 Ak Parti kongresinin düşündürdükleri...
    • 28 Eylül 2012 Yalan dünya, hem de ne yalan
    • 23 Eylül 2012 Tartışma sağlık alametidir
    • 20 Eylül 2012 Darbeler, CHP ve Deniz Baykal...
    • 18 Eylül 2012 CHP’nin özrünün anlamı
    • 16 Eylül 2012 Hayasızca saldırının düşündürdükleri
    • 11 Eylül 2012 O da bir gün bitecek...
    • 9 Eylül 2012 Ne olur, ne olamaz...
    • 6 Eylül 2012 Suriye politikasına yeniden bakmak
    • 29 Ağustos 2012 Türkiye Pakistan, Hatay da Peşaver değil...
    • 26 Ağustos 2012 Hayatları oyun
    • 19 Ağustos 2012 Orhan Pamuk tiksiniyormuş, ben acıyorum...
    • 14 Ağustos 2012 Milletvekili neden kaçırılır?
    • 12 Ağustos 2012 ‘Yeni gazetecilik’ denen şey
    • 9 Ağustos 2012 Tuzak varsa tedbir nerede?
    • 3 Ağustos 2012 Komutan tanıklık yaptı
    • 31 Temmuz 2012 Abdullah Gül ‘yeniden’ ha, gerçekten mi?
    • 24 Temmuz 2012 Kılıçdaroğlu siyaseti kirli (mi) görüyor
    • 18 Temmuz 2012 CHP’nin Ak Parti açmazı
    • 17 Temmuz 2012 CHP makas değiştirirken...

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,507 µs