En Sıcak Konular

Fehmi Koru


Fehmi Koru
0 0 0000

Yolun sonuna yaklaşırken



Başbakan Tayyip Erdoğan, Kanal-7'deki 'İskele Sancak' programında Mustafa Karaalioğlu'na, Hrant Dink suikastı ile cumhurbaşkanlığı seçimi arasında irtibat kurmayı yanlış bulduğunu söyledi. Kendilerine ulaşan istihbarat bilgileri üzerine yaptıkları 'kurmay' değerlendirmesi böyle demek... Ben ise iddiamda ısrarlıyım: Yeni cumhurbaşkanı seçilene kadar, Türkiye'de, kalbimizi küt küt attıracak hayli muhataralı günler yaşanacak...

Bunun sebebi çok basit: Cumhurbaşkanlığı 'devlet' ile 'millet'in tam kesişme noktasını teşkil ediyor; 'devlet-millet' ayrılığından çıkar sağlayan çevreler ile kendilerini 'devlet' yerine koymaya alışmış odaklar açısından, Ak Partili bir cumhurbaşkanı, yolun sonu anlamına geliyor. O çevreler ile o odaklar buna izin vermemek için ellerinden geleni yapacaklardır. Gidişi durdurma amacıyla kullanabildikleri her şeyi ve herkesi cepheye süreceklerine hiç kuşkum yok.

Ülkeyi karıştırıp sonuç almanın belli başlı iki yöntemi var: Siyasî cinayetler ve kitle eylemleri... Geçmişte, hemen her nâzik dönemde, hassas gelişmeler yaşanırken, bu iki yöntemden biri derhal devreye sokulmuştu. Bizim insanımıza 'husumet' ve 'kindarlık' gibi kötü huylar yakışmaz; ancak Alevi-Sünni çelişkisini vurgulayan nice kitle eylemi sahneye kondu kritik dönemeçlerde, nice civan ideolojik hesaplaşmalara kurban edildi.

Eşkıyanın ne yapacağının belli olmadığı bir ülke burası...

Yapılması gereken, eşkıyanın var olduğu değerlendirmesi üzerine oturan tedbirler almaktır. Cumhurbaşkanlığı seçimiyle Hrant Dink olayı arasında doğrudan bir ilişki bulamasa bile, hükümet, siyasî suikastları ve kitle eylemlerini önleme amaçlı tedbirler almak zorunda.

Gelişmeleri yanlış değerlendirmiyorsam, hükümet, bugüne kadar pek görmeye alışık olmadığımız türden bir kararlılık sergiliyor; 'ipin ucu' edebiyatıyla vakit geçirmek yerine sonuç getirecek ataklar yapıyor. Trabzon'da, ilin en üst düzey iki temsilcisine aynı gün işten el çektirilmesi ve yerlerine derhal yeni yetkililerin gönderilmesi bu kararlılığın bir göstergesi...

Ülkemizde alışıldık tavır devlet görevlilerinin üzerine toz kondurmamaktır; hatalı olsalar bile... Oysa, özellikle terörün başını gösterdiği ortamlarda, hatalı davranan, hatta davranışı hatalı olmasa da hatalı davrandığı algılamasına muhatap görevlilerle sonuç almak mümkün değildir. Ortamın oluşmasından doğrudan sorumlu olan yetkililerin, sorumluluklarını hatırlatacak tarzda davranabilmesi işin doğasına aykırı bir defa; son bir yıl içerisinde görülen ve toplumu derinden sarsan üç siyasî eylemin engellenememesinin en önemli sebebi budur.

Hükümetten daha büyük bir kararlılık beklemek hakkımız...

Son bir yılın siyasî cinayetleriyle sınırlı bir soruşturma yeterli olmaz; daha geriye gitmekte yarar var. 1990 Ocak ayında Prof. Muammer Aksoy'la başlayan süreçte çok değerli aydınımızı kaybettik; sonunda bir grup insan bütün suikastlardan sorumlu tutularak dosyalar kapatıldı. Bırakın kamuoyunu, cinayette hayatını kaybedenlerin aileleri bile sonuçtan tatmin olmuş değil. Bu dosyaların hepsi yeniden açılmalıdır.

Bizdeki türden olaylarla karşılaşan ülkeler, özel yetkilerle donatılmış bir 'Kamu Güvenliği Bakanlığı' oluşturup eğilip bükülmeyeceğine inanılan bir kadroyu göreve getirdi. Siyasî suikastlar ve kitle eylemlerinin dosyaları, bir bütünün halkaları oldukları görüşüyle, yeniden gözden geçirildi ve sonuca ulaşıldı o ülkelerde. Bizde de aynısı neden yapılmasın?

Yolun sonuna yaklaşırken Yunus Emre'yi hatırlayabiliriz: “Dağ ne kadar yüce olsa / Yol onun üstünden aşar.”

yenişafak



Bu yazı 350 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Eylül 2012 Ak Parti kongresinin düşündürdükleri...
    • 28 Eylül 2012 Yalan dünya, hem de ne yalan
    • 23 Eylül 2012 Tartışma sağlık alametidir
    • 20 Eylül 2012 Darbeler, CHP ve Deniz Baykal...
    • 18 Eylül 2012 CHP’nin özrünün anlamı
    • 16 Eylül 2012 Hayasızca saldırının düşündürdükleri
    • 11 Eylül 2012 O da bir gün bitecek...
    • 9 Eylül 2012 Ne olur, ne olamaz...
    • 6 Eylül 2012 Suriye politikasına yeniden bakmak
    • 29 Ağustos 2012 Türkiye Pakistan, Hatay da Peşaver değil...
    • 26 Ağustos 2012 Hayatları oyun
    • 19 Ağustos 2012 Orhan Pamuk tiksiniyormuş, ben acıyorum...
    • 14 Ağustos 2012 Milletvekili neden kaçırılır?
    • 12 Ağustos 2012 ‘Yeni gazetecilik’ denen şey
    • 9 Ağustos 2012 Tuzak varsa tedbir nerede?
    • 3 Ağustos 2012 Komutan tanıklık yaptı
    • 31 Temmuz 2012 Abdullah Gül ‘yeniden’ ha, gerçekten mi?
    • 24 Temmuz 2012 Kılıçdaroğlu siyaseti kirli (mi) görüyor
    • 18 Temmuz 2012 CHP’nin Ak Parti açmazı
    • 17 Temmuz 2012 CHP makas değiştirirken...

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,566 µs