En Sıcak Konular

Şahin Alpay


Şahin Alpay
0 0 0000

Hrant Dink (1954-2007): "İşte size bedel..."



"Şişli Savcısı'na gidip ifade verdiğimde de hayli umursamazdım. Sonuçta yazdığıma ve niyetime güveniyordum. Savcı, yazımın bir başına hiçbir şey anlaşılmayan o cümlesini değil, yazının bütününü değerlendirdiğinde, benim 'Türklüğü aşağılamak' gibi bir niyetim bulunmadığını kolaylıkla anlayacaktı ve bu komedi bitecekti...
Savcı, bilirkişi raporuna rağmen cezalandırılmamı istedi... Davanın her celsesinde 'Türkün kanı zehirlidir' dediğim dile getiriliyordu gazete haberlerinde, köşe yazılarında, televizyon programlarında."

"Her seferinde 'Türk düşmanı' olarak biraz daha meşhur ediliyordum. Adliye koridorlarında üzerime saldırıyordu faşistler, ırkçı küfürlerle. Pankartlarla hakaretler yağdırıyorlardı. Yüzlerceyi bulan ve aylardır yağan telefon, e-mail, mektup tehditleri her seferinde biraz daha artıyordu... Hakim 'Türk milleti' adına karar vermişti ve benim 'Türklüğü aşağıladığım' hukuken tescillenmişti. Her şeye dayanabilirdim; ama buna dayanmam mümkün değildi. Benim anlayışımla, bir insanın birlikte yaşadığı insanların etnik ya da dinsel herhangi bir farklılığı nedeniyle aşağılanması ırkçılıktı ve bunun bağışlanır bir yanı olamazdı..."

"Bu süreçlerden herhangi birinden aklanamazsam ülkemi terk edeceğim. Çünkü böylesi bir suçla mahkum olmuş birinin benim kanaatimce aşağıladığı diğer yurttaşlarıyla birlikte yaşama hakkı yoktur... Ama gelin görün ki beni Türkiye insanının gözünde yalnızlaştırmaya ve açık hedef haline getirmeye çalışan derin güç, bu açıklamama da bir kulp buldu ve bu kez de yargıyı etkilemeye çalışmaktan hakkımda dava açıldı... Şu çok açık ki, beni yalnızlaştırmak, zayıf ve savunmasız kılmak için çaba gösterenler, kendilerince muratlarına erdiler."

"Daha şimdiden, topluma akıttıkları kirli ve yanlış bilginin tesiriyle Hrant Dink'i artık 'Türklüğü aşağılayan' biri olarak gören ve sayısı hiç de az olmayan önemli bir kesim oluşturdular. Bilgisayarımın güncesi ve hafızası bu kesimdeki yurttaşlar tarafından gönderilen öfke ve tehdit dolu satırlarla yüklü..."

"Canım, 301'in bu kadar da abartılacak bir yanı yok. Mahkum olmuş, hapse girmiş biri var mı? Sanki bedel ödemek sadece hapse girmekmiş gibi... İşte size bedel... İşte size bedel... Evet kendimi bir güvercin ruhu tedirginliği içinde görebilirim; ama biliyorum ki bu ülkede insanlar güvercinlere dokunmaz. Güvercinler kentin ta içlerinde, insan kalabalıklarında dahi yaşamlarını sürdürürler. Evet biraz ürkekçe ama bir o kadar da özgürce."

Yukarıdaki satırlar Hrant Dink'in başına gelenleri, adeta başına gelecekleri bilerek, veda edercesine kaleme aldığı, Agos'un 10 Ocak tarihli son sayısında yayımlanan yazısından. Hrant, bu yazısında adeta ölümünden kimlerin sorumlu olduğunu da teşhis ediyor...

Hrant Dink benim bir dostumdu. Sımsıcak yüreği, aslan gibi karakteri olan bir insandı. Vicdanı hür, fikri hürdü. Doğru bildiklerini söylemekten çekinmeyen, birinci sınıf bir entelektüeldi. Ermeni olduğu kadar Türk'tü. Türk-Ermeni dostluğunu yeniden tesis için hayatını ortaya koymuştu ve bu uğurda da hayatını verdi. Türkiye, Türklük ve insanlık adına büyük utanç duyuyor, büyük acı çekiyorum. Hrant'ı öldürenler, Türkiye'ye, Türklüğe ve insanlığa çok ağır bir darbe indirdiler.

Hrant'ı öldürenler Türkiye'yi ve Türklüğü gerçek anlamda aşağıladılar... Türkiye'ye ve Türklüğe bundan daha büyük bir hakaret yapılamazdı... Türk demokrasisine ve Türkiye'nin dünyadaki saygınlığına ve itibarına bundan daha ağır bir darbe indirilemezdi... Türklüğün gerçek düşmanlarının işlediği bu cinayetin Türkiye'ye bedeli maalesef çok ağır olacak.

Hrant Dink bedenen öldü. Ama Türkiye'nin özgürlük ve demokrasi davasına yaptığı büyük katkıyla ebediyen yaşayacak.

 



Bu yazı 209 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 21 Temmuz 2012 Oyumu geri alıyorum
    • 2 Haziran 2012 Nükleer yalanlar ve gerçekler
    • 19 Mayıs 2012 Uludere, Ankara'nın karanlık dehlizlerinde
    • 29 Ekim 2011 Anadolu'daki bekleyiş, AB standartları
    • 20 Ağustos 2011 Şiddet, çözüm değil şiddet üretir
    • 19 Ekim 2010 Türkiye gittikçe Batı'ya yaklaşıyor
    • 26 Haziran 2010 Türk dış politikası liberaldir
    • 22 Mayıs 2010 Ey asker, siyasete karışma!
    • 8 Mayıs 2010 İsmet İnönü'ye de adil olmalıyız
    • 1 Mayıs 2010 Niye profesyonel ordu?
    • 3 Nisan 2010 'Lider sultası'ndan kurtulabilir miyiz?
    • 20 Mart 2010 Ermeni sorunu, aydınlar ve siyasiler
    • 6 Mart 2010 Vesayet rejimi nasıl kuruldu ve işledi?
    • 20 Şubat 2010 Demokrasilerde 'kontrol ve denge' nasıl sağlanır?
    • 13 Şubat 2010 Militarizm ne Ortaylı'ya, ne de MHP'ye yakışır
    • 2 Temmuz 2009 Genelkurmay Başkanı'na açık mektup
    • 11 Haziran 2009 'Türkiye çantada keklik değil'
    • 23 Nisan 2009 Zorunlu asimilasyon başarılı olamadı
    • 12 Şubat 2009 TSK'nın saygınlığını korumalıyız
    • 7 Haziran 2008 Militan demokrasi değil, militan devlet

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,628 µs