En Sıcak Konular

Hasan Tevfik



Hasan Tevfik
0 0 0000

Born of the fourth of July-2



Efendim biz kapıdaki “barikatları” aşıp sağlıcakla Amerikan toprağına ayak bastık.. (Bu da garip bir duygu. Bir metre ötesi Türk toprağı, burası Amerikan.) Rezidansın ana giriş kapısı 100 bilemediniz 150 metre.. Önünde yuvarlık bir çimlik var. Ortasında şaşalı bir Amerikan bayrağı dalgalanıyor.

Burada da sıra var ama şükür hızlı ilerliyor. Kapının iki tarafına elçilikteki Türk görevlileri koymuşlar, günün ehemmiyetini sembolize eden rozetleri dağıtıyorlar. Maksat hatıra olsun. Burayı da geçtik.

Eve girişle birlikte “hoşgeldiniz” sırası başladı. ABD elçisi ile eşleri-bakın bu da garip.. Diplomatik nezaket gereği “eşleri” diyoruz. Davetiyelerde de öyle yazar ya..
Halbuki bir eşi var!-gelen tüm konukların elini sıkıyor, kısa hoşgeldin sözcükleri söylüyor, içlerinde tanıdıkları olursa da bir-iki saniye daha uzun sohbet ediyorlar.

Şimdi bakın.. Burada da kulağınıza bir küpe takayım... Adamlarla karşılaştığınızda yanak yanağa öpüşme, çocuklara kadar hal hatır sorma, “hanımefendiyi de iyi gördüm” ya da “başkan beye hürmetler” türünden zıpçıktılık yaparsanız, yine tatsız bir soğuklukla karşılaşırsınız. Donmuş bir suratla dakikalarca suratınıza bakarlar, o kadar kişinin içinde mahçup olursunuz... Zinhar!

Ben yolunu söyleyeyim... Dallas dizisi vardı ya hani.. Biri odaya girdiğinde herkesi tek tek ismiyle selamlardı. “JR.. Bobby.. Sue-Allen..” diye. Onlarda kafalarını şöyle bir öne eğerler ya da sizin isminizi söylerlerdi.. “Ahmet bey, Şükran hanım” falan diye. İşte tam bunu yapacaksınız!

Netekim ben de öyle yaptım.. “Mr. Ambassador” deyip suratına baktım. O da sırıtıp, yarım Türkçeyle “hosgeldınız” dedi. Zaten bu adamlar sizi ailecek bile tanısalar öyle vıcık vıcık eş-dost sormazlar. Yine de “öpüşme faslı hiç yok mu yav” diyorsanız, var.. Fakat tehlikeli! Bu tür bir resepsiyon da hiç yeri değil.

Ancak samimi bir ortamda ve aileler birbirini tanıyorsa “kadını öpebilirsiniz”. Yanaktan! Erkekleri sakın öpmeye kalkmayın. “Gay” zannederler, ona göre.

Dönelim... Bu selam-sabah faslından sonra evin ortasındaki kısa holden geçip, eskiden beri dillere destan olan elçilik bahçesine açılıyorsunuz. Ben diyeyim iki, siz deyin dört futbol sahası büyüklüğünde, tamamı çim kaplı bir arazi. Etrafı ağaçlık. Onun ardında ne var diye sorarsanız, onu da söyleyeyim-başkası bilmez zaten-müştemilatlar var. Bahçevanlar falan kalıyor.

Her taraf çim dedik ama çimler gözükmüyor ki.. Öyle bir kalabalık yani. Herkes burada. Daha bismillah üç bakan, en az beş katı milletvekiline rastladık. Dışişleri, askerler, misyon temsilcileri, ABD ile şöyle ya da böyle irtibatlı bir ton kurum, organizasyon, dernek, öğretim üyeleri vs vs vs...

Neyse bunlar konumuz değil.. Bahçenin tam karşısına bando koymuşlar. Bu askeri bando sırf bu tören için ABD’den gelmiş. Masrafa bak. Diyeceksiniz, “niye, ne güzel işte”. Adamlar pek bir şey çalmadılar ki. Bir kaç çok popüler Amerikan klasik parçası, adet olduğu üzere yani nezaketen bir Türk tınısı, bir de marş. Kimse de dinlemedi zaten. Yani kabalıktan değil. Dinlemek istesiniz de kalabalığından uğultusundan, hay huyundan mümkün değil. Onlar da durumu erken fark ettiğinden “yemek müziğine döktüler” işi.

En göz doldurdukları zaman Amerikan Bayrağı’nın gelişi ve iki ülkenin milli marşlarının seslendirildiği an oldu. Bundan önce Elçi bey çıkıp Türkçe bir konuşma yaptı ve herkesin gönlünü çeldi. Zaten biliyorsunuz böyle şeylere hiç dayanamayız. Adam belli ki bir gece önceden hatmettiği Türkçe metni kıra döke konuşunca başta hanımlar herkesin yüreğinin yağı kesildi. Sonra da Amerikan sancağı geldiği için herkesi sessizliğe davet etti.

İtiraf edeyim ben birşey yapacaklar zannettim. Yani şöyle asker işi afili bir hareket. Biz yemin törenlerinde askerlerin tüfekleriyle akrobatik haraketler yapmasına alışık olduğumuzdan, koskoca bayrağın dümdüz gelip durması biraz kuru kaldı. Ama bandonun Allah’ı var, bizim milli marşı bi-hakkın çaldılar. Dolu dolu dinledik yani.

Sonra... Diyemeyeceğim.. En tatlı yerleri yine bir sonraki yazıya kaldı efendim. Malum yer meselesi.



Bu yazı 170 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 12 Ocak 2007 Diplomatik televole turu!
    • 12 Ocak 2007 Hangi bayan diplomat kan revan içinde bulundu?
    • 12 Ocak 2007 Diplomatik eşcinseller meselesi – II
    • 12 Ocak 2007 Diplomatik eşcinseller meselesi - I
    • 12 Ocak 2007 Harlem’le özel bir gece
    • 12 Ocak 2007 Ross Wilson’la başbaşa: Kuzey-Kuzeydoğu!
    • 12 Ocak 2007 İkinci perde!
    • 12 Ocak 2007 İkinci perde!
    • 12 Ocak 2007 25 diplomatın pastırma notları!
    • 12 Ocak 2007 Bir Türk subayı ile bir Amerikan subayının farkı!
    • 12 Ocak 2007 Elçilik Bahçesi’nde havai fişek saldırısı
    • 12 Ocak 2007 Born of the fourth of July-2
    • 12 Ocak 2007 Amerikan elçisinin kapısı kimlere açılır? (4 Temmuz-1)
    • 11 Ocak 2007 Amerikan tarzı kravat ve Westmacott’un kırmızı çorapları!
    • 11 Ocak 2007 Türk kadınların elini öpün; Türkiye’deki yabancıların üzerinde kıyafet durmuyor!
    • 11 Ocak 2007 ABD Büyükelçisi’nin eşine kendi adıyla seslenin!

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,656 µs