En Sıcak Konular

M. Ali Kışlalı


M. Ali Kışlalı
0 0 0000

Türkiye çaresiz mi?



Türkiye, Irak topraklarında yuvalanmış binlerce PKK militanını pasifize etmekte çaresiz mi? Bu konuda, Irak'ı fiili işgali altında bulunduran ABD'ye, Kuzey Irak'ı kontrol eden Barzani ve Talabani'ye etki yapma gücü yok mu?
Bu soruların yanıtları aylardır, hatta yıllardır aranıyor.
Irak topraklarına egemen olan güç ABD olduğuna göre, oradan yardım bekleniyor. Onlara baskı yapılmaya çalışılıyor. Ama şimdiye kadar bir netice alınmış gibi gözükmüyor.
Mevcut durum hem PKK'yı hem de Barzani-Talabani ikilisini memnun ediyor.
ABD'nin Irak'ta başı dertte olduğundan ve orada dayandığı tek etnik grup Kürtler olduğundan, onlara karşı kuvvet kullanmasının söz konusu olmadığını herkes biliyor. Ama kuvvet kullanmasa, basit telkin yoluyla bile orada çok şeyi değiştirebileceği de açık bir gerçek. ABD önerisiyle iki orgeneralden oluşturulan, mücadele için eşgüdüm komitesinden de netice alınamadığı görülüyor.
Bütün bunların özet anlamı: ABD orada, Türkiye'nin bütün ısrarına karşın, en ufak bir çözüm aramıyor.
Türkiye de, sürdürdüğü tüm ısrarlarına karşın, hiçbir gelişme elde edemiyor.
Bu, Türkiye'nin çaresizliğini, aczini mi gösteriyor?
Durum, Kıbrıs'taki Rumların, Türklere 1963'te uyguladığı kanlı saldırılar sonu ortaya çıkanla ciddi benzerlikler içeriyor.
Kıbrıs Cumhuriyeti, Londra ve Zürih antlaşmalarıyla kurulmuş, Türkiye de Yunanistan ve İngiltere ile birlikte, yeni devletin garantörü olmuştu. Rumlar bu anlaşmaları hiçe sayıp, kanlı baskılarla Türkleri tüm görevlerinden uzaklaştırdı. Tüm dünyanın, bu arada ABD'nin gözleri önünde cinayetler işledi.
Türkiye bu sırada 27 Mayıs'ın neticelerini yaşıyordu.
Türk Silahlı Kuvvetleri kendi bünyesini düzenlemekle, müdahale sırasında bozulan disiplinini, bütünlüğünü yeniden kurmakla meşguldü. Binlerce subay emekliye ayrıldı. Yeni komuta kademeleri oluşturuluyordu. Kimsenin Kıbrıs Cumhuriyeti'nin garantörlüğü vecibesinin gereklerini düşünmeye vakti ve olanağı yok. Onun için de Makarios, Kıbrıs'ı bir Rum cumhuriyeti haline getirince, en basit çıkarma gemilerini bile inşa etmemiş Türkiye, müdahale edemedi. Elleri kolları bağlı, çaresiz adada Türklerin uğradıkları eziyeti, içi kan ağlayarak seyretti.
Bütün dünya, mevcut antlaşmalara ve Türkiye'nin çabalarına karşın kılını bile kıpırdatmadı.
Türkiye acz içinde yıllarca olayı seyretti. Türk köylerine soykırım uygulaması başlatıldığında, ancak hava kuvvetleriyle bombalama yapabildi.
Ancak 10 yıl sonra, gerekli hazırlıkları tamamladığında, müdahale edebildi.
Ama Türkiye'nin başta NATO içindeki müttefikleri ve diğer dostları bu müdahaleye karşı çıktılar... En büyük dost ABD, TSK'nın hiç beklemediği bir ceza uygulayıp, 'silah ambargosu' ilan edip, askerin elini kolunu bağladı.
Bugün K. Irak'ta yuvalanmış PKK terör örgütü, Türkiye için ciddi tehdit.
İki olay arasında, her ikisini de yakından izlemiş bir basın mensubu olarak, büyük benzerlikler olduğunu düşünüyorum. İkisinde de başrolü Türkiye'nin 'büyük dostu' ABD oynuyor. İkisinde de Türkiye acz içinde, çaresiz gibi görünüyor. Birinci olayda Başbakan İnönü "Olaylar böyle devam eder, müttefiklerimiz bize beklediğimiz anlayışı göstermezlerse, bu dünya yıkılır yenisi kurulur, orada Türkiye yerini bulur" diyor. Ama TBMM'de hemen düşürülüyor. Çözüm için aradan 10 yıl geçmesi bekleniyor.
Irak'taki PKK için ne kadar beklenecek?
Bu ayrı bir yazı konusu.



Bu yazı 645 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 10 Ocak 2007 Türkiye çaresiz mi?
    • 5 Mayıs 2006 PKK, İran ve Türkiye

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    3,525 µs