En Sıcak Konular

Erdal Şafak


Erdal Şafak
0 0 0000

Büyük oyun



Buyurun size -dün belirttiğimiz gibi- Brüksel'den "Jeostrateji" parfümlü yazıların ikincisi. Marshall Fonu öncülüğündeki Brüksel Forumu'nun "Küreselleşme Çağında Transatlantik Meydan Okumaları" konulu toplantılar dizisinde konuşmacı ya da panelist olarak mikrofona gelenlerin (ABD Senatosu'nun güçlü üyelerinden John McCain'den Belçika Başbakanı Guy Verhofstadt'a, Türk kamuoyunun iyi bildiği Richard Holbrooke'tan NATO Genel Sekreteri Jaap de Hoop Scheffer'e, AB'nin ortak dış politika ve güvenlik Yüksek Komiseri Javier Solana'dan AB Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso'ya, yine çok iyi tanıdığımız Komisyon Başkan Yardımcısı Günter Verheugen'e kadar) tümü konuyu hangi perspektiften işlerlerse işlesinler, bir şekilde sözü süpergüç adaylarına getirdiler: Rusya, Hindistan ama ille de Çin. Özellikle NATO'nun Hollandalı Genel Sekreteri Jaap de Hoop Scheffer'in ittifakın yeni vizyonunu anlatırken kullandığı bir deyim dikkatimizi çekti: "Transatlantik bölgesi dışındaki küresel müttefik adaylarımız..." NATO'nun ana karargahı Brüksel'de olduğuna ve orada görevli üst düzey temsilcilerin ve komutanların hiç de azımsanmayacak bölümü toplantıları izlediğine göre, bu bilmeceyi çözmek için daha uygun fırsat ya da mekan bulamazdık. Epey uğraştık ama sentez yapmaya yeterli bilgiye ulaştık. Özetle şöyle: NATO: Dünya jandarması NATO harekat alanı ve planını yeniliyor. Bir başka deyişle görev tanımını değiştiriyor. Bu amaçla bünyesinde Transformasyon Komutanlığı oluşturdu. Öylesine stratejik bir önem yüklendi ki bu yeni birime, NATO'nun can damarı Operasyon Komutanlığı ile eş değerde konuma getirildi. Transformasyon Komutanlığı'nın başında Amerikalı bir orgeneral var. Ve o asker ABD Silahlı Kuvvetleri bünyesinde kurulan Transformasyon Komutanlığı'nın da başında! Bu ne demek? Cevap: NATO'yu ABD kendi stratejik vizyonuna göre yeniden yapılandırıyor. Sorulara devam edelim. Peki bu yeni vizyon hangi temele oturtuluyor? Cevap: Asimetrik tehditler, yani terör bir yana bırakılırsa, yakın geleceğin yeni çatışma alanları belirleniyor. Bir soru daha: Yeni çatışma alanları olarak nereleri düşünülüyor? Cevap: Orta Asya ama özellikle de Pasifik. Coğrafi veya jeostratejik sınırları böyle çizilen bölgede "düşman" adaylarını tahmin etmek güç değil: Rusya, Hindistan ve onlardan da önce, onlardan da olası, onlardan da önemli veya tehlikeli Çin! Önümüzdeki sonbaharda Baltık kıyısındaki Riga'da yapılacak NATO zirvesini şimdiden not edin. "Dönüşüm planları"nın ilk somut yansımasını orada göreceksiniz: Gürcistan, Ukrayna, İsveç ve Finlandiya'ya üyelik perspektifi Riga'da verilecek. Hepsi de Rusya'yı çevreleyen veya kuşatan ülkeler. Bitmedi; ayrıca Japonya, Güney Kore, Avustralya ve Yeni Zelanda ile "İmtiyazlı askeri ilişkiler" kurulması kararı da orada alınacak. Onlar da Çin'i kuşatıyor veya Pekin'e ulaşma menzilinde yer alıyor. (Aslında İran'la nükleer krizin ardında da Çin'le olası hesaplaşmanın kodları gizli.) Yeni vizyona tek köstek Fransa'dan geliyor: "NATO dünyanın jandarması mı olacak?" ABD şimdilik Paris'i yatıştırmaya çalışıyor ama Brüksel'de konuyu yakından izleyen tüm uzmanlar ve gözlemciler aynı görüşte: NATO askeri misyonuna siyasal görev de eklemeye hazırlanıyor. Bu, pek de uzak olmayan gelecekte Mehmetçiğin, Güney Kore'ye dönmesi (sıcak çatışma şart değil) demek olacak. Bakalım 1950'lerin efsanesi General Tahsin Yazıcı'nın yeri kime nasip olacak?

Bu yazı 683 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 31 Temmuz 2012 Körfez'e büyüteç
    • 22 Temmuz 2012 Tarih yolları kesiştirince...
    • 4 Nisan 2012 Demokrasiyi taçlandırmak
    • 1 Nisan 2012 Suriye aktörleri
    • 4 Mart 2012 Fıkra gibi
    • 1 Şubat 2012 Konsey'i beklerken
    • 16 Ekim 2011 1961 Ekim'i
    • 26 Eylül 2011 New York'tan dönüş gündemi
    • 20 Ağustos 2011 Şam'la satranç
    • 12 Ocak 2011 Aslında biz bize yeteriz
    • 8 Ocak 2011 Referandum
    • 26 Aralık 2010 Krizin öbür yüzü
    • 27 Kasım 2010 Senede bir gün
    • 18 Kasım 2010 Savaş Lordu
    • 16 Kasım 2010 Beşik sallanıyor
    • 9 Ekim 2010 Sri Lanka modeli
    • 26 Eylül 2010 Dolmabahçe'de medyatik kahvaltı
    • 28 Ağustos 2010 BDP'lilerin söylemleri
    • 30 Haziran 2010 Ortaklık
    • 15 Mayıs 2010 Atina'dan

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,329 µs