En Sıcak Konular

Ferai Tınç


Ferai Tınç
0 0 0000

Başer’in yanıtındaki kodlar



PKK Terörizmi ile Mücadele Türkiye Özel Temsilcisi Emekli Orgeneral Dr. Edip Başer, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın tartışma yaratan iddialarına açıklık getirdi.

 Başer, istifasının cebinde olduğu iddialarını yalanladı ve göreve başladığı günlerde yaptığı bir açıklamayı anımsattı: "Bu tünelin ucunda ufacık da olsa bir ışık gördüğüm sürece hizmeti sürdüreceğim demiştim. Bugün bu ışığı hálá görüyorum."

Demek ki, koordinasyon mekanizması ileri sürüldüğü gibi, hiçbir işe yaramıyor değildi.

Aslında Başbakan Lübnan yolunda, kamuoyuna yansıdığı gibi tam olarak "Koordinasyon mekanizmasının sonuç vermediğini" söylemedi.

Türkiye’nin Maliki Hükümeti’ni desteklediğini belirttikten sonra, "Ama rahatsızlığımız Kuzey Irak’taki terör örgütüyle ilgili" dedi ve şu cümleyi sarf etti: "Özel temsilciler noktasındaki çalışmada da şu ana kadar olumlu gelişme yok."

Bu açıklama doğal olarak mekanizmanın sorgulanmasına yol açtı. Ertesi gün de Dışişleri Bakanı bu anlayışı kuvvetlendiren bir açıklama yaptı.

YENİ HABERLER YOLDA

Dün Bahçeşehir Üniversitesi Stratejik Araştırmalar Merkezi’nin, Ercan Çitlioğlu yönetimindeki terörizmle ilgili sertifika programı çerçevesinde düzenlenen konferansta Başer, önemli açıklamalar yaptı.

"Teröristlerde yakalanan Amerikan menşeli silahların, daha fabrikadan çıktığı ilk adımdan, teröristlerde ele geçirildiği son adıma kadar izlendiğini ve ortaya çıkartıldığını" anlattıktan sonra bunun kendine kendine olmadığını vurguladı.

Önümüzdeki günlerde de bazı gelişmeler olacaktı ve bunları bizler, gazeteciler yazacaktık.

Bunu söylemekle yetindi Başer, "Her adımın arkasında kim var, kim neyi yaptı bunlar güvenlik açısından açıklanması mümkün değil" dedi ve ekledi: "Bazıları bu mekanizmanın laf ürettiğini ileri sürüyor ama ben iş üretiyorum."

Başer’in açıklamalarından merak ettiğim bir sorunun yanıtını aldım. Koordinasyon mekanizması, teröristlerle değil, onların lojistik ve sosyal, siyasi, psikolojik altyapısıyla ilgili bir çalışmaydı ve çok hızlı bir biçimde değil ama yavaş ve derinden ilerliyordu. Başer, bu mekanizmadan henüz ümidini kesmemişti.

SINIRÖTESİ SİNYALİ

BAŞBAKAN Erdoğan Lübnan yolunda bana göre çok önemli olan fakat pek yankı bulmayan bir cümle daha kullandı. "Kuzey Irak’taki gelişmeleri hassasiyetle takip ediyoruz. Irak’a seyirci kalamayız" dedi.

Bir sıcak takip habercisi izlenimi aldım. Bu konuda yalnız değilim herhalde ki, Başer de konuşmasında ve gazetecilerin sorularını yanıtlarken, "Türkiye gerekli görürse sınır ötesi dahil her türlü eylemi yapabilir" dedi "Koordinasyon mekanizması buna engel değil."

Başer, "Benim görevim, bu tür verilecek kararları ve harekatları kolaylaştırmak" diye konuştu.

Başer sınır ötesi operasyon konusunda, terörle mücadelede deneyimli bir emekli asker olarak çok önemli noktalara dikkat çekti:

"Sınır ötesi derken basit bir olaydan söz etmiyoruz. Uluslararası etkileri olan bir olaydan söz ediyoruz. Şartlar oluşmadan yapılacak bir harekat sonuç vermez. Başarısından emin olduğunuz bir anda sınır ötesi bir harekata karar verirsiniz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu kararı verme hakkına tabii ki her zaman sahiptir."

İLETİŞİMİ KİM KOPARTTI

BAŞBAKAN Erdoğan’ın açıklamaları terörizmle mücadelede bir sorumlu aradığı izlenimini uyandırıyor. Irak hükümetine ve özellikle de ABD’ye bu konuda sürekli sitemde bulunmak, seçim öncesi yükselen milliyetçilik rüzgarından nemalanmaya çalışan, "Kurban olam ayına yıldızına" afişindeki yaklaşımı anımsatıyor. Yoksa, kendisine doğrudan bağlı olan bir mekanizmayla ilgili sıkıntıları dile getirecek daha uygun platformlar bulabilirdi Başbakan. Edip Başer doğrudan Başbakan’a bağlı değil mi? Aralarında iletişim kopukluğu mu var?

"Benim açımdan yok ama genel olarak bakıldığında o izlenime varılabilir" yanıtını veriyor Başer.



Bu yazı 243 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 15 Kasım 2010 Talabani'nin resti
    • 2 Ağustos 2010 Ortadoğu’da gerilim yüksek
    • 21 Mayıs 2010 Acem oyunu
    • 14 Eylül 2009 12 Eylül ne zamana kadar?
    • 7 Ağustos 2009 Mahmur Kampı neden önemli
    • 10 Mayıs 2009 Anneler en çok barış istiyor
    • 2 Ocak 2009 Geçen yılın iki olayını birinci seçtim
    • 13 Ekim 2008 İlerleme raporunun pazarlama stratejisi belli oldu
    • 11 Ağustos 2008 Gürcü lideri kim itti?
    • 10 Ağustos 2008 Kafkasya’da süper güç rekabeti
    • 4 Ağustos 2008 Kerkük krizi tırmanıyor
    • 26 Mayıs 2008 Fransa’nın eski başbakanı, Sarkozy’ye aldırmayın diyor
    • 25 Nisan 2008 Ortadoğu barışı ve Golan
    • 7 Nisan 2008 Zirvelerin ardından
    • 17 Mart 2008 Dış politikada baskı dönemi başlarken
    • 14 Mart 2008 Açlığın yeni yüzü ve füze kalkanı
    • 25 Şubat 2008 Kıbrıs’ta nerede kalmıştık?
    • 18 Şubat 2008 Kontrollü bağımsızlık
    • 25 Ocak 2008 Ege’de yeni sayfanın manşeti ’cesaret’
    • 21 Ocak 2008 Soğuk savaş üslubu geri dönerken

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    7,646 µs