En Sıcak Konular

Umur Talu


Umur Talu
0 0 0000

Pazar pazar azar azar tefekkür



Gözünü bir noktasına dikiyor.

Bir mesafeden, azıcık dışına çıkarak tümünü görebilmek, anlayabilmek zahmetli geliyor.

Burnunu "tablo" ya dayıyor.

Sonra da "bütün tablo" yu gördüğünü sanıyor.

Burnunda boya izi, bütün ömrü; bütün tabloyu gördüğünü, tüm çizgileri, tüm renkleri, tüm gölgeleri, tüm manaları kavradığını zannederek geçiriyor.

"Bütün tablo" yu gördüğünde hep ısrar ediyor.

O burunla, bir noktaya gömülmüş de tabloyu kaçırmış burunla, ülke idare ediyor, ordu sevk ediyor, üniversite yönetiyor, yatırım yapıyor, gazete çıkarıyor, haberler, yazılar yuvarlıyor, ders veriyor, azarlıyor, had bildiriyor, işe gidiyor, çocuk yetiştiriyor, genç oluyor, büyüyor, yaşlanıyor, kızıyor, kavga ediyor, öğüt veriyor, anlatıyor, susuyor, dinlemiyor, seviyor, nefret ediyor.

"Oku" diye başlamıştı oysa "Kitap" da.

Pek bir şey okumadı.

Okuduğunu anlamadı.

Anladığını yanlış anladı.

Yanlış anladığını tek doğru saydı.

Tek doğrusundan asla kuşkulanmadı.

Burnu tablonun bir noktasında kalakaldı.

Burnu boyandı.

Damgalandı ve onu kimlik, kişilik bildi.

Burnunun ucunu dahi görmeden, görebildiği her şeyi, her şey sandı.

Gerçekten bilmek istedin mi hiç?

Neyi, ne kadar bilmek istedin?

Hiç bilmek istemedin de bilirmiş gibi yaptın muhtemelen.

Ne kadar da emindin.

Bir yılan gibi dilini; komşudan hiç tanımadığına, başkalarının gizli saklı yahut teşhire teşne hayatının içine içine kıvıra kıvıra sokacak kadar meraklı olup da, hakikaten hakiki hakikatlerin peşine düşmekten böyle kaçmayı nasıl becerdin?

Okul, öğrenmeyi kışkırtacaktı.

Kışkırtıcılıktan suçlu, zincire vuruldu.

Pastadan büyük lokma koparmanın yahut kırıntıya rızanın piyangosuna şans topu kılındı.

Öğrenmeyi, sormayı, sorgulamayı, şüpheyi, yeniden düşünmeyi, özgür ve bağımsız ifadeyi kışkırtacaktı; safrasını atan bir organ gibi çoğu çocuğunu boşluğa fışkırttı.

Okul üstüne ne çok yalan söylendi.

Ve okul üstüne en çok yalanı okul söyledi. İşimize geldi.

Kendini, geçmişinin tüm renklerini, asli derdini, hakiki acısını, kuşaktan kuşağa devreden ve her kuşağın üstüne devrilen gerçek tasasını, geleceğini görmekten, konuşmaktan, sebebi ve çaresi üstüne düşünmekten ve de ğiştirmeye uğraşmaktan bu kadar kaçınan;

Aklının, vicdanının, hayatının, mutluluğunun, huzurunun, kendine saygısının, insan olarak manasının gelişmesini engelleyen ve burnunu ittire kaktıra, herhangi bir tablonun tek noktasına yapıştırıp körleştiren tüm kir, pas, cila, makyaj, boyadan sıyrılmayı istemeyen;

Ivır zıvırla oyalanmayı marifet, oyalayanı şöhret bilen, sözde "Şeytan ayrıntıda gizlidir" diyerek teferruat içinde şeytanlaşabilen;

Dünyasını, ruhunu, aklını ve vicdanını; kendini, birbirini, hayatı (ve ölümü) tüm zenginliği ve elbet yoksulluğu içinde anlamaya, idrak için gayrete yöneltmeyi reddeden;

Hakikati arama mutluluğunu, tabii ki bazen, belki sıkça, öğrenmenin, bilmenin, kuşkulanıp durmadan düşünmenin ve de anlatmanın, dinlemenin, değişimin, değiştirmenin, bazen direnmenin, boyun eğmemenin huzursuz keyfini ıskalayan;

Lakin her şeyi bilen;
Biz değildik;
Siz hiç değildiniz tabii!



Bu yazı 867 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 19 Ocak 2009 Kravatın vicdanı
    • 15 Ocak 2009 Yeraltı ordusu!
    • 26 Aralık 2008 Hakikatin içyüzü
    • 15 Aralık 2008 Onların oğulları kızları...
    • 11 Aralık 2008 Bak şu bakana!
    • 23 Kasım 2008 Üç ana...
    • 17 Kasım 2008 Taş ile bomba... Kanun ile adalet
    • 13 Kasım 2008 Ya öyle değil de böyle ise...
    • 19 Ağustos 2008 Kırk tilki kırk ayak
    • 28 Temmuz 2008 Kahpelik!
    • 28 Ekim 2007 Kasrı Şirin mi şirin!
    • 10 Ekim 2007 Düşünmeye davet
    • 26 Ağustos 2007 Biat kültürü imiş!
    • 21 Haziran 2007 Büyük lokma... Büyük konuşma
    • 20 Haziran 2007 Susurluk, Ankara Sauna, Atabey Kaldırım, Danıştay Trabzon, İstanbul bomba Cumhuriyet
    • 17 Haziran 2007 Her senaryo aktörünü bulur
    • 11 Haziran 2007 Şimdi incir zamanı
    • 3 Haziran 2007 Bana her şey seni hatırlatıyor!
    • 29 Mayıs 2007 Bunu da gördük!
    • 28 Mayıs 2007 Kanmayın kıymayın!

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,725 µs