En Sıcak Konular





0 0 0000

Devrimci sağ-muhafazakâr sol




Ertuğrul Günay, Türkiye'de sahipsiz duran solu, kendi toplumu, tarihi ve evrensel birikimi ile barıştıracak yetenekte bir politikacı. Mehmet Bekaroğlu, toplumu vicdanıyla da temsil etmiş, siyasetin medd ü cezirlerine rağmen çizgisinden sapmamış ve "Müslüman entelektüel" kimliği politikacı kişiliğine her zaman faik olmuş farklı bir politikacı.
Siyasî kimlikleri ve geçmişleri yeteri kadar bilinen bu iki politikacının parti kurmak için yola koyulmaları alışageldiğimiz kalıpları zorluyor. Zorlanan kalıplar yenilik demek. Ahmet Hakan'ın "Müslüman" ve "sol" siyasî kimlikleri yan yana getirerek "Müslüman Sol" şeklinde yeni bir ideolojik kimlik icat etmesi gibi.

Fehmi Koru, Murat Belge bu yeni kimliğin, beraberinde sürüklediği eski sağ-sol tartışmalarına kapı aralamasından haklı olarak memnunlar. Ali Bulaç'ın, İslâmiyet'e göre "sol"u, 70'lerden bugüne taşıyarak bize hatırlatması bile, tek başına bereketli bir tartışmanın işareti. Aslında bir siyasî kimlik olarak kullanılması oldukça muhataralı olan "Müslüman" sıfatını değil, "sol" siyasî kimliğin nelerle imtizaç edebileceğini tartışıyoruz. Tartışırken, kalıplaşmış sınırlar ve alışkanlıklar bizi zorluyor.

"Sağ-sol" kavram çiftinin, siyasî kimlikleri tasnif eden diğer kavram çiftlerine göre vazgeçilmez bir özelliği var. Yön ifade eden bu kavramlar, birbirinin yerine kullanamadığınız için hem içerdiklerini, hem de dışında tuttuklarını aynı anda ifade edebiliyorlar. Sağ, sol; sol da aynı anda sağ olamadığı için, dinamik biçimde sınırlar çizilebiliyor. Sağın ve solun ayrı ayrı içerikleri zamana göre değişse bile, aynı anda biri diğerini içeremediği için siyasî yelpazeyi bütün halinde temsil edebiliyorlar. Sol, değişim talep etmek; sağ ise muhafaza için çareler düşünmek demek. Neyin değişeceği, neyin muhafaza edileceği ise zamana ve şartlara bağlı.

Batı siyasî hayatından iktibas ettiğimiz ideolojiler, kendi siyasî gerçekliğimizi temsil etmiyor. Biz Avrupa'yı taklit ederek değişmeye, yani modernleşmeye çalışırken; Avrupa değiştiği için bu siyasî kimlikleri zaten geliştirmiş kaynak olarak önümüzde duruyor. Bizde modernleşmenin bizatihi kendisinin, önemli bir siyasî kırılma ekseni olması, aradaki farkın derinliği için de bir işaret. Laiklik, rejimin temel esasları, devletçilik gibi sorunların bizde önemli bir siyasî kimlik unsuru olması, aslında bütün bunların bir modernleşme sorunu olarak ortaya çıkması yüzünden. Meselâ laiklik, din ile siyasal alanı ayıran bir prensip olarak değil, toplumu modernleştiren bir manivela olarak değer taşıyor. Devletçilik modernleşme sorunu içinde belki de en önemli siyasî kırılma hattını oluşturuyor; CHP'nin 60'lı, 70'li yıllardaki tarihine rağmen sol bir parti olamaması, devletçilik ekseninin ana eksen teşkil etmesinden kaynaklanıyor.

Sağ-sol ekseni, siyasî kimlikleri basit bir şekilde tek bir çizgi üzerine yerleştirmek anlamına geliyor. Ortadaki merkeze göre, sağ ve sol uçlara gittikçe keskinleşen siyasî görüşler bulunuyor. Siyasetteki fay kırıkları çoğaldıkça, bu basit çizgi karmaşıklaşan siyasî kimlikleri temsil edemiyor. Bizim sağ-sol eksenini dikey olarak kesen, devletçiliği de içeren modernleşme eksenine ihtiyacımız var. İki boyutlu bu modelde, çizgi üzerindeki yerler değil, yatay ve dikey çizgiler arasındaki alanlar siyasî kimlikleri temsil edebilir. Popülizme karşı jakobenizmi, vicdanî özgürlüklere karşı laisizmi, birey hakları yerine devlete karşı ödevleri, demokratik topluma karşı militer vesayeti karşı kutba yerleştirmek sağ-sol ekseni ile ifade edilemeyecek; ama Türk siyasetini de boydan boya belirleyen temel bölünmeleri temsil edecektir.

Ertuğrul Günay'da, siyasî devletçiliği içerdiği her şeyiyle reddeden halkçı bir sol yaklaşım; Mehmet Bekaroğlu'nda da İslamiyet'i insanî-özgürlükçü bir dil olarak kullanan evrenselci bir yaklaşım var. Bu iki yaklaşımın sentezi, klasik sağ-sol çizgisinin ötelerine, devleti sorunsallaştıran bir ana ekseni siyasî yelpazeye dahil etmeye uzanacaktır.

Sağ-sol ekseni siyaseti anlamak ve tasnif etmek için gerekli, ama yeterli değil.



Bu yazı 616 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    3,362 µs