En Sıcak Konular

Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta



Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta
0 0 0000

Bizi bu güzel havalar mahvedecek



Pastırma yazıdır Kayserililerin pastırmaları kurusun geçer diye
ummuştuk ama, ne pastırma ne sucuk ne de pestil kaldı kurumadık.
Aralık ayının yarısını geçtik; havalar Orhan Veli’ yi mahveden ‘ havalardan’ bile daha güzel.

 Beni bu güzel havalar mahvetti,
 Böyle havada istifa ettim
 Evkaftaki memuriyetimden.
 Tütüne böyle havada alıştım,
 Böyle havada aşık oldum;
 Eve ekmekle tuz götürmeyi
 Böyle havalarda unuttum;
 Şiir yazma hastalığım
 Hep böyle havalarda nüksetti;
 Beni bu güzel havalar mahvetti.

Kimler evinin yolunu şaşırdı, kimler tütüne alıştı, kimler aşık oldu
bilemiyorum, ama bildiğim bir şey var ki, o da bu havaların insanları gerçekten hasta ediyor olması.
Burnu akanları, hapşıranları, boğazı ağrıyanları… saymıyorum bile. Hastaneler astımlılarla dolup taşıyor. Birkaç kortizon hapıyla rahatlayanlar yüksek dozda iğnelere bana mısın demiyorlar. Öksürükten çocukların ciğerleri sökülüyor, sabahlara kadar uyuyamıyorlar. KOAH’ lıların nefes darlığı had safhada. Kalp ve tansiyon hastaları poliklinik kuyruklarında.

Küresel ısınma

Dünya Meteoroloji Örgütü’ ne göre, dünyamızın ısısı her 30 yılda 0.18 derece artıyor. 2006 yılı son 150 yılın en sıcak altıncı yılı olmuş. Bu süredeki en sıcak 10 yıl da son 12 yıl içinde yaşanmış.
Bu verilere göre geleceğimiz hiç de parlak gözükmüyor. Uzmanlar son yıllarda yaşanan ısı artışlarının 10 bin yıldan beri gerçekleşen tüm sıcaklık değişikliklerinden daha fazla olduğunu söylüyorlar.
Biz o zamanı göremeyecek olsak da,  2100 yılına kadar dünyanın 1-3.5 derece ısınacağı tahmin ediliyor. Bu, deniz seviyesinin 15-95 santim yükselmesi anlamına geliyor. Buzullar hızla erimekte. 2040 yılında Kuzey Kutbunda hiç buz kalmamasından endişe ediliyor.
‘Bana ne, Eskimoların buzundan’ demeyin, küresel ısınma hepimizin geleceğini ilgilendiriyor.
Aşırı sıcaklar, kuraklık, seller, fırtınalar, kasırgalar, hortumlar, anormal yağışlar, orman yangınları… geleceğimizi, çocuklarımızı, torunlarımızı… bekleyen ciddi tehlikeler.

İklim neden değişiyor

İklim değişikliklerinin iki önemli nedeni var. Biri, büyük volkanik patlamalar, okyanus akıntılarındaki değişiklikler, El nino… gibi tabiat olayları. Bunlar, Allah’ ın emri. Bizim, bunlara karşı ’olmasın diye dua etmekten başka’ yapabileceğimiz hiçbir şey yok.

İkincisi ise, biz insanlar yüzünden meydana gelen değişiklikler. Fosil yakıtların kullanılması sonucu oluşan karbon dioksit gazı küresel ısınmanın başlıca nedeni. Araştırmalara göre, son 200 yılda bir sera gazı olan karbon dioksitin atmosferdeki miktarı %30 artmış.

Atmosferde doğal olarak bulunan karbon dioksit ve diğer sera gazlarının görevi, dünya yüzeyi ve atmosferin ısısını artırmaktır. Mesela, sera gazları olmasaydı, dünyanın yüzey ısısı bugünküne göre ortalama 30 derece daha düşük olacaktı ki, bu durumda dünyada biz canlıların yaşaması da mümkün olmayacaktı.
Ancak sera gazlarının artması da hayrımıza değil, çünkü artış belirli sınırları geçti mi, bu sefer dünya ve atmosfer ısınıyor, iklim değişmeye başlıyor, dünya gene yaşanmaz bir hale geliyor.

Yaşayabileceğimiz başka bir dünya yok ki!

Küresel ısınmanın sonu çok kötü. Karbon dioksit ve diğer sera gazlarının oluşumunun azaltılması için her türlü önlemin acilen alınması, enerji kaynaklarının çok verimli kullanılması, alternatif enerji kaynaklarının bulunması… fakirinden zenginine tüm ülkelerin bir numaralı gündem maddesi olmak zorunda.
Bu dünya hepimizin dünyası ve yaşayabileceğimiz başka bir dünya yok.



Bu yazı 489 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 31 Ekim 2014 Günde 3 bardak süt kemik kırığı ve ölüm riskini artırıyor
    • 14 Mayıs 2013 Akademik sahtekârlık geleneğinin kime ne zararı var
    • 11 Aralık 2012 Yakında ruh hastası olmayan kalmayacak
    • 9 Ekim 2012 Bir Türk tıp alanında Nobel alabilir mi?
    • 3 Ekim 2012 Burun damlaları ile aldatılıyor muyuz?
    • 2 Ekim 2012 Kimi kime şikâyet edelim?
    • 1 Ekim 2012 Türkiye'de mamografi taramaları rezaleti
    • 16 Eylül 2012 Mamografi taramalarına karşıyım
    • 10 Eylül 2012 Modern tıbbın son numarası: Aşırı teşhis
    • 8 Eylül 2012 Mamografi kanser riskini arttırıyor
    • 7 Eylül 2012 Benzer ilaç nedir?
    • 28 Ağustos 2012 Meme taraması saç taramaya benzemez
    • 14 Ağustos 2012 Antibakteriyel ürünlerdeki büyük tehlike
    • 6 Ağustos 2012 Sağlıklı suda hiçbir mikrop olmamalıdır
    • 30 Temmuz 2012 Enerji içecekleri yasaklanmalıdır
    • 23 Temmuz 2012 Damacana mı musluk suyu mu?
    • 10 Temmuz 2012 İlaç tanıtımında bundan iyisi Şam'da kayısı
    • 23 Haziran 2012 Bir sağlık haberi skandalı
    • 13 Haziran 2012 Ot-Çöp tüccarlarından alacağımız dersler de var
    • 17 Nisan 2012 Sönmez gene döndü

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,109 µs