En Sıcak Konular

Hasan Celal Güzel


Hasan Celal Güzel
0 0 0000

Orhan Pamuk ve aydınlar



Geçenlerde liberal gençler ile bir sohbet toplantısı yaptık. Bir çok konuda düşüncelerimizi paylaştıktan sonra bir genç, 'vicdanî retçilik' hakkındaki görüşümü sordu. Ben de Türkiye'deki gibi bunun suç sayılmasının yanlış olduğunu; ancak vicdanî retçileri de hakir gördüğümü söyledim.
Derken söz, vatan, millet, devlet gibi temel bazı kavramların tartışılmasına dönüştü. 'Millî menfaat'in ne olduğunu ve kimler tarafından tesbit edileceğini tartıştık. 'Zorba devlet' anlayışına karşı olduğumu; lâkin liberal Hobbes gibi, devleti 'leviathan' (ejderha) görmenin doğru
olmadığını anlattım. Sonunda bu sevimli gençler beni bir hayli
'milliyetçi' bulduklarını söylediler; ben de onları liberalizmin anarşizminden kaçınmaya davet ettim.
Gençler, bazen enternasyonalist sosyalizmin, bazen enternasyonalist liberalizmin, bazen de evrensel ümmet fikrinin tesiri altında 'millî realizm'den uzak kalabilirler. Küreselleşmenin 'ulus devlet'i ortadan
kaldırdığı varsayımıyla, onların sınırların ötesinde arayışlara girmelerini normal karşılamak gerekir.
Bir kısım gencimiz de vatan-millet sevgisiyle yola çıkarak militarist ve baskıcı devlet anlayışını ideolojik çerçevede kalıplaştırabilir. Bütün bu eğilimler konusunda anlayışlı olmak ve onları 'tek boyutlu insan' ın kolaycılığına karşı, çoğulcu düşünce tarzına teşvik etmek gerekir.
***
Lâkin, yaşını başını almış bir takım 'sözde aydınlar'ın bencil yaklaşımları karşısında aynı hoşgörüyle davranmak mümkün olamıyor. Hele bu aydınlar, Batı'ya olan komplekslerinden bir türlü sıyrılamamış ve gittikçe kendi halkına ve değerlerine yabancılaşmışsa, onların münasebetsizliklerini hazmetmekte çok zorlanıyoruz.
Türkiye, 19. yüzyılın ortalarından itibaren, yani yaklaşık 150 yıldır yoğun bir 'aydın ihaneti'ne maruz kalmıştır. Fransa'ya kaçarak kendi vatanları aleyhinde çalışan 'Jöntürkler'den tutunuz da, Türk Milleti'nin ıslahı için Batı'dan damızlık erkek getirilmesini teklif eden
Abdullah Cevdet'ler, Taşnak ağzıyla atalarını soykırımla itham edenler ve Türkiye'yi etnik gruplardan ibaret bir mozaik görüp Türk kimliğini inkâr edenlere kadar gelen zihniyet, hep aynı kompleksli aydın tipinin tezahürleridir.
Ne yazık ki, kendisini aydın kabul eden zümre, bu ihaneti aydın olmanın göstergesi sayıyor. Bu mağdur ve mazlum millete ne kadar saldırırsa, o derece 'aydın' kabul edileceğini düşünüyor. ABD'den, AB'den ve bir takım uluslararası kuruluşlardan verilen projeler, burslar ve masrafları karşılanan eğlenceli oryantasyon programları, bu kompleksli aydınların kendi milletlerine sövmeleri için yeterli oluyor.
Bunların yanında, 'Binbir Gece' dizisindeki Şehrazat çok 'masum' kalır vesselâm...
***
Orhan Pamuk'u, Nobel ödül töreninde seyrederken birbirine zıt duygular içerisinde kıvranıp durdum. Bir taraftan vicdanım, 'Eğer o İsviçre Gazetesi'nde kendi milletini soykırımcı ilân etmeseydi, hiç bu ödülü alabilir miydi?' diyerek beni sorguya çekerken; diğer taraftan, mantığımdan yükselen oportünist bir ses ise 'Ama biliyorsun ki, o zaman da ödülü vermezlerdi. Neticede bir Türk-milletine söverek de olsa- ilk defa Nobel ödülü kazanmış oldu ya' diye itiraz ediyor. 'Canım, zaten
Orhan Pamuk iyi bir romancı. Beyanat vermeden önce de romanları bir çok dile çevrildi ve beğenildi' diyerek vicdanımın sesini susturmaya çalışıyorum.
Orhan Pamuk, ödül töreninde Türkçe konuşuyor. Burukluğum geçmese de, buna çok memnun olduğumu söylemeliyim. Konuşması bir harika... Üstelik, daha
sonra yapılan bütün ısrarlara rağmen siyasî konulara girmiyor. Yani, ödülcülerin oyununa gelerek tekrar milletini incitmemeye dikkat ediyor. Bir de, 'Ülkemde sevilmek istiyorum' lafı var içimi cız ettiren...
Ah Orhan Pamuk ah!... Keşke o sözü söylemeseydin de, seni havaalanında karşılayıp omuzlarıma alabilseydim...

 
 



Bu yazı 409 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 27 Mayıs 2012 27 Mayıs'ın hesabı sorulmalıdır
    • 5 Mayıs 2012 Darbeciler! Ordu artık hizmetinizde değil...
    • 29 Ekim 2011 Dikkat! PKK'nın tuzağına düşmeyelim
    • 3 Aralık 2010 Hedefteki ülke: Türkiye
    • 26 Ağustos 2010 Kardeş Pakistan'ın yardımına koşmalıyız
    • 27 Haziran 2010 Oyunun hedefinde iktidar ve Başbakan var (2)
    • 17 Haziran 2010 Terör ve politika
    • 27 Mayıs 2010 50 yıllık utanç: 27 Mayıs
    • 13 Mayıs 2010 Rusya ile tarihî anlaşma
    • 6 Mayıs 2010 CHP-MHP-BDP koalisyonu
    • 20 Nisan 2010 Kıbrıs'ta beklenen sonuç
    • 16 Nisan 2010 'Nerede muhabbet, orada Muhammed'
    • 11 Nisan 2010 CHP ve MHP'ye son Anayasa çağrısı
    • 8 Nisan 2010 Baykal'ın uzlaşma teklifi üzerine
    • 25 Mart 2010 Anayasa reformuna neden karşı çıkıyorlar? (1)
    • 12 Mart 2010 12 Mart Muhtırası
    • 4 Mart 2010 Ermeni iftiraları konusunda bayatlamış Amerikan politikası
    • 21 Şubat 2010 AK Parti'yi kapatma hazırlıkları
    • 31 Ocak 2010 Fişleme üzerine...
    • 21 Ocak 2010 Bu iddialar cevapsız bırakılamaz

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    3,739 µs