En Sıcak Konular

Abdülhamit Bilici


Abdülhamit Bilici
0 0 0000

'Molla', 'Büyük Şeytan'a yardım eder mi?



Normalde zıtlar arasında çatışma beklenir. Ama gerçek hayatta çoğu kez tersi oluyor. Bush yönetimindeki ABD'nin, Ortadoğu politikası da bunun örneklerinden biri. Çünkü bu politikalar, bölgede en çok İran'a yaramış görünüyor.
11 Eylül sonrasında, ABD'nin Ortadoğu politikasını, İslam'a karşı olumsuz görüşe sahip grupların başında gelen neo-conlar (Yeni Muhafazakarlar) belirledi. Bu, Hümeyni'nin 'Büyük Şeytan' dediği ABD'nin adeta İran için yardım meleğine dönüşmesiydi.

Afganistan'da Taliban'ın yıkılması, ABD eliyle kazanılan önemli bir avantajdı. Çünkü ikisi de siyasetlerini dine dayasa da, araları hiç iyi olmadı. Hatta ABD'den önce, Taliban rejimi ile savaşan devlet İran'dı. Dolayısıyla ABD, Taliban'ı yıkarak, hem İran'ı rahatlatmış hem de bu ülkedeki Şii azınlığın önünü açmıştı.

Irak'taki Saddam rejiminin yıkılması, bundan da büyük bir kazanımdı. 8 yıl savaştığı; ama yenişemediği Saddam'ın bertaraf edilmesi, bölgede İran'ı frenleyen en önemli gücü ortadan kaldırırken, yüzyıllar sonra Irak'ta Şiileri iktidar yaparak Tahran'a büyük etkinlik alanı açtı.

Neo-conların hayaline göre, Saddam devrilecek; Amerikan askerleri Firdevs Meydanı'nda çiçeklerle karşılanacaktı. Dahası, Irak'ta kurulacak demokrasi, başta İran olmak üzere tüm anti-demokratik yönetimlerin, domino etkisiyle yıkılmasını sağlayacaktı.

Tabii, bu hayallerin fiyaskoyla sonuçlanması ve ABD'nin Vietnam'a benzetilen bir batağa saplanması, İran'a tekrar yaradı. Çünkü kaos içindeki Irak'ta en fazla nüfuza sahip ülke olarak İran, yardımı aranan ülke haline geldi. Başbakan Erdoğan'la hafta sonu ziyaret ettiğimiz Tahran'da, bu hava çok belirgindi. Dışişleri Bakanı Mütteki'ye nükleer meselesini sorduğumuzda verdiği cevap da bu rahatlamayı yansıtıyordu: "ABD'nin acil uğraşması gereken çok mesele var. Bu konunun bayatladığını umuyoruz."

Baba Bush'un dışişleri bakanı olan James Baker'ın eşbaşkanlığında kurulan Irak Çalışma Grubu da daha raporunu açıklamadan çözüm için İran'ı adres göstermeye başlamıştı. Nihayet bu hafta açıklanan raporun en önemli tavsiyesi, Bush'un 4 yıl önce 'Şer Ekseni' içinde saydığı İran ve Suriye ile diyalog. İran vurgusu o kadar belirgin ki, karşılaştırmalı olarak dikkat etim, raporda 83 kez İran geçiyor. Suriye 57 kez zikredilirken, Türkiye'ye sadece 11 kez değiniliyor.

İran'ın Irak'taki etkisi malum. Şii liderlerin çoğu Saddam zamanında İran'a sığınmış isimler. Bu etki sadece Şiilerle de sınırlı değil. Kürtler, Sünniler ve kimi Türkmen gruplarla bile iyi bağlara sahip İran. Türkiye'ye daveti hep tartışılan Irak Cumhurbaşkanı Talabani'nin geçen hafta Tahran'ı 4. kez ziyaret etmesi bunun göstergesi.

Raporda, İran'la ilgili ilginç ayrıntılar var: Tahran, Şii milislere eğitim, para ve silah desteği veriyor. ABD askerlerine saldıran gruplara (Sünniler dahil) patlayıcı sağlıyor. Bir Iraklı yetkili, İran'ın ABD ile Bağdat sokaklarında müzakere ettiğini ifade ederken, Iraklı bir Sünni siyasetçi "Irak'ta her taşın altından İran çıkar" diyor.

Peki İran, Irak batağındaki ABD'ye yardımcı olur mu? Aslında ABD'nin diyalog arayışı yeni değil. Daha önce de denendi, ama başarılı olmadı. Çünkü İran, bir paket üzerinde anlaşmak istiyor. Pakette, nükleerden Filistin'e, Hizbullah'tan Körfez'deki Şiilerin durumuna, ambargodan İran'ın dondurulmuş rezervlerine birçok mesele bulunuyor. Bir yandan 'şer ekseni' içinde gösterip, rejim değişikliğinden söz ederken, Tahran'ın ABD'ye yardımcı olmasını beklemek hayal. Üstelik raporda havuç gösterilmezken, sopa ihmal edilmiyor. Mesela, İran nüfusunun sadece yarısının Fars kökenli olduğu hatırlatılıyor. Yüzde 24'lük Azeri varlığı ile Kürt ve Arap azınlıklara dikkat çekilerek, Irak'ta işler ters giderse, İran'ın da etkileneceği söyleniyor. ABD ile uzlaşmak İran için de zor: 'Büyük Şeytan'la da tokalaştıktan sonra devrimin varlığı ve mantığı nasıl korunacak?

Gerçi sokağın nabzını gösterdiği söylenen Tahran'daki Kapalı Çarşı'ya bakılırsa, ABD İran'a çok uzak değil. Zira dolar kullanan esnaf, Euro'nun değerini dahi hesaplayamıyor. Irak kapanına sıkışmış süper güç ile Pers derinliğine sahip 'molla' rejimi arasındaki satranç oyununun sonucunu birlikte göreceğiz.



Bu yazı 989 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 25 Eylül 2012 Ankara'nın Suriye'ye bakışı
    • 1 Eylül 2012 İran'a Mursi tokadı!
    • 14 Ağustos 2012 Suriye kimin meselesi?
    • 7 Ağustos 2012 Başbakan da 'terörist' oldu!
    • 28 Temmuz 2012 Yüksek riskli Suriye politikası
    • 24 Temmuz 2012 Suriye nereye gidiyor?
    • 14 Temmuz 2012 "Derin devlet"
    • 10 Temmuz 2012 Türkiye'nin kaybettiği üç lüks
    • 3 Temmuz 2012 Ortadoğu için hangi Türkiye?
    • 26 Mayıs 2012 Gül'ü kaçıran Google aracı!
    • 21 Nisan 2012 Neden Batı Çalışma Grubu?
    • 13 Mart 2012 Abant'ın 4 mesajı!
    • 4 Şubat 2012 Araplar bilmez, biz biliriz!
    • 24 Ocak 2012 Obama'yı vur, İsrail'i koru!
    • 14 Ocak 2012 Silivri boşalsın, Türkiye rahatlasın!
    • 24 Aralık 2011 Fransa'ya en iyi cevap
    • 29 Ekim 2011 Keşke Başbakan da okusa!
    • 27 Kasım 2010 Psikolojik harekâta dikkat!
    • 30 Haziran 2010 AK parti'yi kaybetmenin sifreleri!
    • 28 Kasım 2009 Davutoğlu Yeni Osmanlıcı mı?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,937 µs