En Sıcak Konular

Ah Amerika ah, nasıl çıkacaksın buradan?

2 Ağustos 2007 12:01 tsi
Ah Amerika ah, nasıl çıkacaksın buradan? Seçim sonuçları Amerikalıları da afallatmış durumda. AKP’nin yüksek oy almasından değil olası sonuçlarını kestirememekten korkuyorlar. Türkiye ile aralarını düzeltmek istiyorlar ama nasıl olacağını kestiremiyorlar. Gizli operasyonun de-şifre olmasın

Yüzde 46.7 Türkiye için oldukça açık bir sonuç. Ancak ABD için öyle değil. Özellikle kısa vadeli gelecek için ciddi kuşkuları var Amerika’nın. Bu kuşkular ikiye ayrılıyor. İlki, bugüne kadar ‘laik’ kaide üzerine oturan Türk demokrasisi bölge ülkelerine göre çok daha modern ve gelişmiş hale geldi.

AKP’nin ya da İslami referanslara sahip bir partinin bu denli yükseliş göstermesi, özünde Batı’ya bakışında cepheleşmesi demek. Eğer Türkiye gibi bir ülke dahi-ne kadar uzlaşmacı profil çizerse çizsin-böyle bir eğilim gösteriyorsa, diğer ülkelerin buradan alacağı bir ders olamaz.

İkincisi ise İslami referanslara sahip olsa bile modern ve Batı anlayışına sahip AKP diğer örneklerle kıyaslanamaz. Türkiye demokrasisi ciddi gelişme gösteriyor ve AKP bu yönde itici bir güç oluşturuyor.

Mühim olan “denge”nin korunması. Gerginliğe imkan yaratmayacak politikaların sürdürülmesi ve Batı demokrasilerinin normlarını yakalaması.

İşte bu iki görüş bugünlerde Amerika’de birbiri ile çekişiyor. Ancak burada bir iki paragrafa sığıdırılacak kadar yalın ve “masum” değil konu.

Nedeni şu. Birinci kaygılara sahip olan kesim genelde ABD’de hakim olan Yahudi lobi ve halihazırdaki hükümette bulunan neo-con kesim. Bu kesimin medyada, Beyaz Saray’da, hükümette think-tank’larda ve her iki parlamentoda önemli koltuklarda bulunan isimleri bulunuyor.

İkinci kesiminde bu sayılan pozisyonlarda koltukları var ama o kadar etkin değiller. Türkiye’nin özel bir kompozisyona sahip olduğu, radikalleşmeye gitmeyeceği ve demokrasisini geliştirerek örneğin AB konusunda ilerleme sağlayabileceği görüşündeler.

Ortak kaygı!

Yine de her iki kesimin birbirine tamamen zıt olduğunu söylemek kesin olarak mümkün değil. Örneğin 22 Temmuz sonrası ortak bir kaygıları bulunuyor. O da Türk ordusunun siyasete olası bir müdehalesi.

Rahatlıkla söylenebilir ki, Türkiye’ye lişkin analizler seçimlerden çok bu sorunun yanıtına odaklanıyor. Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinin yine böyle bir kulvarı açabileceğinden şüpheliler.

Fakat bu ihtimalin zorluğunu da rahatça söylüyorlar. Onlara göre-pek açık söylemeseler de-bu olasılığın önünde iki engel bulunuyor.

Bunlardan birinci Türkiye’nin katılım oranı yüksek ve demokratik nizama uygun bir seçimden yeni çıkmış olması. İkincisi ise ekonomi. Bu iki maddenin herhangi bir müdehaleyi engelleyeceğini düşünüyorlar.

Esasen içlerinde bir müdehale olsa bile-buraya dikkat-ekonomik sonuçları düşünüldüğünde ve ABD’nin bu hareketi desteklemeyeceği de hesaba katılırsa şartlarının oluşmadığı fikrindeler.

Yine de bu analizler bile içlerini tam olarak rahatlatmıyor. Bu kaygı halini içlerinde tuturak nesnel verilerin bir müdehaleye imkan vermediğ fikrindeler. Ancak bundan sonra diğer konuya, yani Türkiye’deki siyasal gelişmelerin Batı için bir tehtid oluşturup oluşturmadığına bakıyorlar.

Bu konuda ulaşılmış ortak bir kanıları yok. Ama her iki kesimin ortak noktası Türkiye’de siyasi gelişimin herhangi bir nedenle kesintiye uğramaması.

Çıkış kapısının yerini bilen var mı?

İşte ABD’nin terörist PKK’ya yönlendireceği operasyonun sızması da bu pencereden değerlendiriliyor. Yani onlara göre bu çok gizli operasyonun dillere düşmesinin nedeni bir “sabotaj” olabilir.

Bu konuda ilginç noktalardan biri de Ankara’nın sessiz kalması gibi görünüyor. Aslında bu çok normal. Zira konu Türkiye’ye ilgilendirse, konunun “projelendirilmesi ve engellenmesi” süreci daha çok ABD’nin iç dinamiklerini ilgilendiriyor.

Zira operasyonun de-şifre edilmesi ve bağlı olarak pratik gerçekliğinin kalmamasının sorumlusu olarak parmaklar böyle bir girişime karşı olan bazı kongre üyeleri ile bölgede görev yapan askerleri-bağlı bulundukları Merkez Kuvvetler Komutanlığı’nı-gösteriyor.

Tüm bu bakış açılarının içinden çıkamadığı meseleye gelince. Türkiye ile ilişkiler onlar da farkında ki çok sıcak değil. Bu soğukluğun aşılması önündeki engel ise Kuzey Irak ve terörist PKK sorunu.

Bunlara “dokunmadan” iki ülke arasındaki ilişkilerin sevecen günlerine dönmesinin ne kadar zor olduğunu onlar da biliyor. Biliyor ama ne yapacaklarını tam bilmiyorlar.



Bu haber 394 defa okundu.


Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.




    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    3,239 µs