En Sıcak Konular

Barzani'nin uzun vadeli hesabı

14 Temmuz 2012 10:25 tsi
Barzani'nin uzun vadeli hesabı "Suriye Kürtleri için PKK ile uzlaşan Mesut Barzani, Ankara hükümeti adına PKK’nın üstesinden nasıl gelecek, niçin gelecek? "

Suriye Kürtlerinin örgütsel yapılanmasında, “silahlı örgüt” olarak sadece PKK-PYD var. Salih Müslüm liderliğindeki (asıl bağlı oldukları isim Abdullah Öcalan) bu örgüt, rejimin kontrolünden çıkan ve Kürtlerin yoğun yaşadığı bütün bölgelerde –başta Afrin- duruma fiilen el koymuştu.
PYD’nin, şimdi Mesut Barzani’nin nüfuzunun hissedildiği ve çoğu tabela örgütü olan parti ve grupların çatı örgütü SKUK (Suriye Kürt Ulusal Konseyi) ile hem de Mesut Barzani’nin “sağdıçlığı”nda Erbil’de uzlaşması, birkaç şeye birden, aynı zamanda, işaret ediyor:

1. Suriye Kürtleri, Başşar sonrasının Suriyesi’nde “özerk Kürdistan” hazırlığına şimdiden başlamışlar ve saflarını sıklaştırmaktadırlar. Önlerindeki “emsal”, başkanlığını Mesut Barzani’nin yaptığı, yanı başlarındaki “Irak Kürdistan Bölge Yönetimi”dir.
2. PYD (ya da Meclisa Gel yani Halk Meclisi) ile SKUK Anlaşması, genel anlamda bir PKK (Kandil de denebilir) ile Mesut Barzani uzlaşmasının sağlanması demektir.

PYD’nin asıl kararlarının Kandil’de alındığına, PYD’nin güçlerinin Kandil’den devşirildiğine pek az kişinin kuşkusu var. PYD’nin lideri Müslüm Salih’tir ama Murat Karayılan’ın Müslüm Salih’in de üzerinde olduğuna pek kimsenin itirazı yoktur. Dolayısıyla, Mesut Barzani’nin katkısıyla ve huzurunda Erbil’de imzalanan anlaşma, bir anlamda, Mesut Barzani ile Murat Karayılan arasında Suriye Kürtleri için anlaşmaya varılması demek oluyor.

Kürt Ulusal Konseyi, -Türkiye’nin Barzani üzerinden güttüğü tüm gayretlere rağmen- Suriye Ulusal Konseyi’ne (SUK) bir türlü entegre edilememişti. SUK’un İstanbul Toplantısı’ndan KUK, Suriye muhalefetinin Kürtlere yeterince hak tanımadığı gerekçesiyle çekilmişti.

Bu ay başında Kahire’de yapılan toplantıya hem KUK hem de PYD birlikte katıldılar. Bu kez, SUK’un başında Arap kimliğinin öne çıktığı söylenen Burhan Galyun değil, yıllardır İsveç’te sürgünde yaşamakta olan bir Kürt aydını, Abdülbaset Seyda vardı. Yine olmadı, Mesut Barzani etkisindeki KUK da “Suriye PKK’sı” olarak nitelenen PYD de bir Kürt’ün başkanlık ettiği SUK’a katılmadılar. Tam tersine, Kahire toplantısını terk ettiler.

Kahire toplantısında, Suriye’nin Arap ve kimisine göre Sünni-Müslüman omurgalı muhalefeti ile birleşmemek ve Kahire’yi terk etmek, iki Suriyeli Kürt grubun Irak Kürdistanı’nda, başkent Erbil’de bir araya gelmelerine ve Kürtler olarak kendi aralarında birleşmelerine yol açtı.
Suriye muhalefeti ile Suriyeli Kürtlerin bir türlü birleşememelerinin nedeni basit; Başşar sonrası Suriye fotoğrafında anlaşamıyorlar. Arap eksenli muhalefetin, Suriyeli Kürtler için büyük ilerlemelerden sonra geldiği nokta, bugünkü AK Parti iktidarının Kürt haklarına ilişkin geldiği nokta kadar. Yani “federasyon”, “özerklik” ya da “özyönetim” gibisinden Kürt “statü” taleplerine, Arapların kulağı kapalı.

Suriye Kürtlerinin ölçüsü Mesut Barzani başkanlığındaki Irak Kürdistanı olduğu için, Barzani’nin Kürtlere, “Bizden azıyla yetinin” diyecek hali pek yok. Suriye Kürtlerinin kendi yol göstericiliğinde birleşmeleri, Barzani’nin bölgesel profilini de güçlendiriyor. Ancak böyle bir birleşme PKK-PYD unsurları olmadan da olmuyor.

Peki, Suriye Kürtleri için PKK ile uzlaşan Mesut Barzani, Ankara hükümeti adına PKK’nın üstesinden nasıl gelecek, niçin gelecek?

Erbil Anlaşması’ndan sonra sorulması gereken soru bu.

İkinci soru da şu: Tayyip Erdoğan ile Mesut Barzani’nin arasından su sızmazken, Suriye’de Kürtler, Türkiye’nin yakın dostu Mesut Barzani’yi takip ederek, PYD’li bir “özerk bölge” kurmaya kalkışırlarsa AK Parti hükümeti ne yapacak?

Suriye Kürt bölgeleri, Türkiye sınırına bitişik olduğuna göre, Suriye topraklarına, Başşar’a karşı göndermediği askeri mi gönderecek?

Üçüncü soru: Gönderse bile, PKK’nın Türkiye’deki silahlı mücadelesi bitmediğine göre, bunun “cephenin genişlemesi”nden nasıl bir farkı olacak?

Dördüncü soru ise şöyle: Bütün bu soruların sorulmasına gerek bıraktırmayacak bir “Türkiye-Kürt uzlaşması” mümkün değil mi?

Cengiz Çandar / Radikal (İlgili kısım)



Bu haber 1,188 defa okundu.


Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.




    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    3,007 µs