En Sıcak Konular

Türkiye'nin güneyinde karmaşık hesaplar

21 Şubat 2012 11:14 tsi
Türkiye'nin güneyinde karmaşık hesaplar "Bence, Batı ve Ruslar hâlâ Alevi rejimini koruyorlar, çünkü tarihi olarak Siyonistlerin en iyi müttefiki odur... Hatta, aslında Farslar ve İsrailliler onların ortak dostudur. Batı ve Rusların başlıca kaygısı İsrail’in kuzey sınırlarının güvenliğid

Cengiz Çandar'ın Radikal gazetesindeki köşe yazısından ilgili kısım:

Lübnan liderlerinden birinden –ismi saklı- aldığım bir mesajın bazı bölümlerini paylaşayım. ‘Bazı kaynaklar’dan edindiği bilgiyi şöyle aktardı:

“... Farslar’ın (yani İranlılar cç) Cebel Alaviyyin’i (Hatay sınırlarımızın güneyindeki dağlık bölge; Aleviler Dağı adını taşır. cç) Güney Lübnan’daki ayrıca Baalbek ve Hermel’deki Hizbullah bölgesine benzer biçimde bir Alevi bölgesi oluşturmak için tahkim etmekte Suriye rejimine destek olduklarını işittim. (Suriye’deki) Alevi bölgesiyle (Lübnan’daki) Hizbullah bölgesi arasındaki bağlantı noktası Homs’tur. Suriye devriminin Stalingrad’ı. Başşar’ın onu yıkmaya çalışmasının nedeni budur. Ayrıca, Homs, kıyı bölgesine, Rus deniz üssünün bulunduğu Tartus’a ve liman ve havaalanı bulunan Lazkiye’ye giden yol üzerindedir. Eğer Homs yıkılırsa Sünni iç bölgenin, Şam, Halep ve denize ulaşımı kapatılmış olacak ve orada Rusların ve İranlıların desteği altında Başşar ve kliğinin sığınacakları bir alan oluşacak. Amerikalılar olsun, Fransızlar olsun; isyancılara Başşar’ın ordusundaki tanklar ve diğer savaş araçlarına karşı koyacak cephane sağlamaya hazır görünmüyorlar. Bence, Batı ve Ruslar hâlâ Alevi rejimini koruyorlar, çünkü tarihi olarak Siyonistlerin en iyi müttefiki odur. Onlarca yıl ortak hedefleri Lübnan’daki Arafat idi. Hatta, aslında Farslar ve İsrailliler onların ortak dostudur. Batı ve Rusların başlıca kaygısı İsrail’in kuzey sınırlarının güvenliğidir. Başşar’ın roketlerini, Frog ve Scud’ları Alevi bölgesine kaydırdığını sanıyorum. Ne kadar sinik bir konfigürasyon söz konusu...”

Mesajdaki saptamalar ve tahlil tartışmaya ama üzerinde durulmaya değer. Önemli olan, ‘Suriye denklemi’nin sanıldığından ve görüldüğünden çok daha karmaşık olması.

Bu ‘karmaşıklık’, Türkiye’nin izleyeceği ya da izlemesi gereken rotayı da özellikle karmaşık bir hale sokuyor. Ahmet Davutoğlu, geçen hafta Washington’da çok önemli temaslarda bulundu. Ama kimse, ABD’den Suriye konusunda çok etkili bir destek alındığını sanmasın.
Obama yönetimi, Amerikan yönetimlerinin, uluslararası politikada bilinen ve sürekli gidip gelen ‘aktivist-müdahaleci ile izolasyonist ABD’ sarkacı bakımından sarkacın ikinci yönüne uygun düşüyor. Irak’tan çekildi. Afganistan’dan 2014 sonuna kadar çekileceğini ilan etti. Başkanlık seçimleri yılında, ABD’nin Suriye’ye müdahale ihtimali –NATO da dahil- sıfır noktasında.

Buna karşı Rusya, silah sanayii ile Suriye’ye –bir yandan ‘iç işlerine karışılmasına karşı’ olduğu gerekçesi ileri sürerek- bir hayli ‘müdahil’. 2007’den 2010’a Rusların Suriye ile yaptığı silah anlaşmaları 4.7 milyar dolara fırladı. 2003 ile 2006 arasında bu rakam 2.1 milyar idi. Yani iki mislinden fazla ve şu ara tam istim devam ediyor.

Rusya için Suriye bugün ABD tarafından dışlandığı Ortadoğu’nun ta kendisi. Uluslararası sistemde Sovyetler Birliği statüsünü kazanmak için Suriye üzerinden oynuyor.

Rejim bitti bitmesine de...
Gelgelelim, Suriye rejiminin tarihi anlamda ‘kullanım süresi’, Suriye halkının efsanevi mücadelesi sonucunda sona erdi. Rejim aslında bitti. Bundan sonrası ‘uzatmaları’ oynaması. Bunun ‘sahadaki’ anlamı, kan banyosunun bir süre daha devam etmesi, bir dizi katliamlar daha demek.

Bu ‘katliamlar’da vebal, ister istemez, Rusya’nın ve İran’ın üzerinde kalacak.
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 17 Şubat Cuma günü, Güvenlik Konseyi’nde Rusya ve Çin vetosuyla engellenen tasarının bir benzerini 12 karşı oya 137 oyla kabul etti. 12 oyun içinde Suriye, Rusya, İran, Kuzey Kore gibi ‘fosil’ ya da otoriter rejimli ülkeler var.

Bu kararı, Suriye direnişçileri merak ve heyecanla bekliyorlardı. BM Genel Kurul kararının, Güvenlik Konseyi kararları gibi yaptırım gücü yok ama ‘uluslararası hukuk’ açısından ‘içtihat’ değeri var; Suriye rejimine yönelik Güvenlik Konseyi dışında atılacak adımlara ‘uluslararası hukuki meşruiyet şemsiyesi’ oluşturuyor.

Üç gün sonra Tunus’ta Suriye konusunda yapılacak toplantı da –ki, Türkiye de Arap Birliği’nin yer alacağı bu toplantıya özel önem atfediyor- BM kararından aldığı güçle, Suriye rejimini hedef alan kararlar alacak.



Bu haber 1,119 defa okundu.


Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.




    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,005 µs