En Sıcak Konular

Gerçek bir solcu Ergenekon'u alkışlamaz

11 Şubat 2012 09:23 tsi
Gerçek bir solcu Ergenekon'u alkışlamaz "Bizim kuşak için Ergenekon hep vardı. Bir ucu askere, bir ucu polise, bir ucu siyaset ve mafyaya dayanan bir yapı bu. Adı ne olursa olsun bir yapı var ve hâlâ bu yapı kırılabilmiş değil. "

Özgün müziğin önemli seslerinden Suavi, Zaman gazetesinden Bünyamin Köseli'nin sorularını yanıtladı:
***

Neler yaşadınız 12 Eylül öncesinde?

Darbe öncesi sürekli şehir değiştirmek zorunda kalıyordum. Gün geldi Konya'ya gittim, gün geldi Eskişehir'e gittim. Kütahya'da yaşadım. Bir taraftan müzik hayatıma devam ediyordum. Her konserimde takma ad kullanıyordum. Sendikacılık faaliyetlerine de ara vermiyorum. Geriye dönüp baktığımda, bizim o gün yaşadıklarımız bugün bazılarına 'dinozor anlatıları' olarak geliyor.

Darbe olduğunda neredeydiniz?

12 Eylül'de ben askerdim. Sakıncalı bir askerdim. Hem sosyal hem de çalışkan biriydim. Aynı zamanda ilkeliydim. Bazıları bu insan tipine karşıydı o günlerde. Ben tam bağımsızlıktan yana taraftım. Bunu bir Kemalist kaygıyla söylemiyorum. Bugünkü siyasî çizgi itibarıyla isimlerini saymak istemediğim ama bir sapkınlığa doğru eğildikleri konusunda hiç kuşkum olmayan insanların söylemlerine atıfta bulunmak için de tekrarlamıyorum.

Ulusalcılıktan mı bahsediyorsunuz?

Altını kalın kalın çizerek bir şey söylemiyorum. Derdimi çok iyi anlattığımı düşünüyorum. O günkü tam bağımsız Türkiye sloganı bugünkünden çok daha anlamlıydı.

Bugünkü ulusalcılık akımının farkı ne?

Eğer bir ideoloji evrensellikten yana tavır almıyorsa giderek ırkçılık çizgisine doğru kayma tehlikesinden kurtulamaz. Ulusalcılık bugün cilalanarak pompalanıyor. Darbeye tekrar gelirsek. 21 Eylül 1980'da sürpriz bir şekilde tezkeremi verdiler. Dışarıdakilerle uğraşmaktan bizi gözden kaçırdılar sanırım! Hemen o akşam Kütahya'yı terk ettim ve Ege'de bir sahil kasabasına yerleştim.

Yurt dışına mı kaçmayı planlıyordunuz?

Kesinlikle. Annemi aradım. Bana, 'Sakın buraya gelme.' dedi. Ben mesajı aldım tabii. Uzun bir süre Ankara'ya adım atmadım.

12 Eylül referandumu sonrasında darbecilere yargı yolunun açılması sizi rahatlattı mı?

Ben, 'Yetmez ema evet'çilerden hiç olmadım. Amacım bir polemik oluşturmak değil. Toplumun lehine olan maddeleri göz önünde bulundurduğumda pembe bir tablo gözlemlemiyorum. O yüzden 'hayır'cılardan oldum ve hâlâ bu görüşteyim.

Darbecilerin yargılanacak olması çok somut bir gelişme değil mi demokrasi adına?

Ben olaya buradan bakmıyorum. Ben niyete bakıyorum. Yapılan değişiklikler bana göre sistematik bir aldatmacanın ürünü.

Çok tersten yapılmış bir niyet okuması değil mi bu yorumunuz?

12 Eylül'le hesaplaşmak demek antidemokratik tüm kavramlarla hesaplaşmak demektir. Bu iş bugün azıcık bundan, azıcık şundan demekle olmaz. AK Parti'nin meşruiyetini sorgulamıyorum. Benim buradaki eleştirim aynı zamanda sol partilere de. Kendimi de sorguluyor, eleştiriyorum.

Nasıl bir eleştiri bu?

İnsanların matematiksel anlamda AK Parti'ye niçin bu kadar oy verdiği noktasında kendimi eleştiriyorum. Ne yaparsak tekrar solun oylarını artırabiliriz meselesini sorguluyorum. Sol hâlâ paramparça. Yan yana gelip çoğalamıyoruz. Hâlâ küçük küçük yapılarız.

Bu yorumunuzu göz önünde bulundurarak CHP'nin durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Vahim buluyorum. En büyük kanıtı parti içi demokrasinin bulunmaması. İl başkanlarını, milletvekili adaylarını, parti kadrolarını ve genel başkan yardımcılarını özgür ve demokratik olarak seçemeyen bir CHP var.

Neden sürekli kaynıyor sizce CHP?

Kemalizm ve elitizme dayanan açmazlar var. Elitist bir kadro oturdukları yerden halkı anlayamıyor. Ben hiçbir yere ait değilim. Benim çerçevem evrensellikten yana. Türbanın üniversitelerde serbest bırakılması eylemlerinde de vardım. Ama türbanın iktidara gelme tehlikesi karşısında düzenlenen eylemlere de katıldım.

Cumhuriyet mitinglerinden mi bahsediyorsunuz?

Hayır. Cumhuriyet mitingleri bu anlamda bir ayıptır. Homojen bir yapı değildi bu eylemler. MHP de vardı. Sadece AK Parti karşıtlığı üzerine kurulmuştu. Ben AK Parti karşıtlığı üzerinden bir şey söylemiyorum.

Ama o dönemde Denizli'de bir Cumhuriyet mitingine katılıp şarkı söylemediniz mi?

Hemen açıklık getireyim, Tolga Çandar beni aradı ve ricada bulundu. Kendisi Parlamento'ya girmek için mesai harcıyordu. Denizli konserini normalde o verecekti. Bana telefonda, 'Yerime çıkar mısın?' dedi. Ben asla bir Cumhuriyet mitingi takipçisi olmadım. Önüme trilyonlar da koysanız olmam. 10. Yıl Marşı bile söylemedim mesela.

Ergenekon davası, özellikle solcular arasında bir turnusol kâğıdı vazifesi gördü. Bu konuda sizin duruşunuz ne?

Gerçek bir solcu Ergenekon'u kesinlikle alkışlamaz. Bizim kuşak için Ergenekon hep vardı. Bir ucu askere, bir ucu polise, bir ucu siyaset ve mafyaya dayanan bir yapı bu. Adı ne olursa olsun bir yapı var ve hâlâ bu yapı kırılabilmiş değil. Bizim çanımıza ot tıkadı. İşte gerçek sol ile ulusalcılık bu noktada ayrılıyor.

Ergenekon davası sürecinde CHP'nin takındığı tavrı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bence hem çelişkili hem de samimi değil. CHP'nin bugüne kadar yol alışıyla Ergenekon adına tutuklanan kimi şahsiyetler ilişkilendirildiğinde CHP'nin hangi kurumsal yapılarla bağlantılı olduğunu anlayabilirsiniz. CHP'nin ordu ile olan ilişkisi çok net. Hiçbir demokratik kurumda siviller resmî kişilerle bu kadar içli dışlı olamaz.

Bazı solcular sırf AK Parti karşıtı oldukları için Ergenekon sürecini görmezden gelmekle suçlandı bu süreçte. Siz bu eleştiriye katılıyor musunuz?

Kendinizi solcu görmeniz başka bir şey, sol dediğiniz değerleri doğru yerden kavrayıp ülkenin özgün şartlarına adapte edip yorumlayıp ve dünyayla paralellik kurmak başka bir şey. Doğru olan budur. Bunu kurgulayamayan insanın zaten sol bir değer üretme şansı yok. Dolayısıyla bence onlar solcu değil.

Siz, AK Parti karşıtlığının Ergenekon davasının önüne geçtiğini çevrenizde gözlemlediniz mi?

Tabii ki var bu algı. Ben bu algıyı iliklerime kadar hissettim. Zaman zaman güldüm zaman zaman da 'Vah vah halk bunlara bakıp mı solculuğu tanımlayacak' dediğim oldu. Bunlar kötü örnekler.

Ergenekon ile ilgili söylediğiniz bu sözleri göz önünde bulundurursak Oda TV adına düzenlenen bir yürüyüşe katılmanız çelişki değil mi?

Ahmet Şık'ı ben burada ayrı tutuyorum. Uzun yıllardır tanırım kendisini, halkın ve özgürlüklerin yanında olan bir insan. Ben, Oda TV için, Soner Yalçın, Yalçın Küçük için yürümüyorum. Bunun altını çizeyim. 



Bu haber 1,393 defa okundu.


Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.




    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,529 µs