En Sıcak Konular

Birleşik Avrupa projesi batıyor mu?

28 Eylül 2010 08:46 tsi
Birleşik Avrupa projesi batıyor mu? Bu sonbahar ve kış ayları, öyle görünüyor ki, euronun da, Avrupa Birliği'nin de kader ayları olacak.

Küresel ekonomik krizle ilgili olumlu göstergeler ya da beklentilere karşıt cümleler kurmak rahatsız edici olabilir. Abartı, korku senaryoları gibi de algılanabilir. Ama yine de bazı, ihtimallere, tartışmalara, öngörülere kulak tıkamanın; o kötü ihtimal karşısında, herkesi savunmasız, çaresiz bırakacağı bir gerçek. Öyleyse, hoşumuza gitmese de bazı "ihtimalleri", "yakın tehlike" işaretlerini dikkatle not edelim.

Altına, madenlere, gıdaya, tarım arazilerine, doğal kaynaklara ihtiraslı yönelişi ciddiye alalım. Olası "kaynaklar savaşı"nın muhtemel olduğunu da... Bunlar olurken, ABD dolarının son bir kaç yıldır güvenilir kur olma özelliğini kaybettiğine, küresel düzeyde yeni finansal system arayışlarına girildiğine, G-20 toplantılarında ve diğer platformlarda yeni küresel kur sistemi üzerinde tartışmalar yürütüldüğüne de dikkat edelim. Beklintiler şöyle:

Yeni finansal system tartışmaları daha da alevlenecek. Dolar daha da değer kaybedecek. Öyle ki; ABD piyasalarında başlayıp bütün dünyayı etkileyecek bir hiper enflasyon beklentisine yönelik tahminler giderek daha çok taraftar buluyor. 2009 şokunu atlatamayan, piyasaya pompaladığı yüz milyarlarca dolarlık nakitle ancak daha derin sarsıntıları geciktirebilen ABD için 2011'in ilkbaharında şok edici gelişmeler bekleniyor.

ABD için böyle Avrupa için değil mi? Geçtiğimiz ilkbaharda Yunanistan, Portekiz, İzlanda, İspanya gibi ülkeleri vuran ABD'deki sarsıntının etkisini kontrol etmek amacıyla piyasaya sürülen yedi-sekiz yüz milyar euronun yetmeyeceğini, krizin bu şekilde atlatılamayacağını herkes, bu planı uygulayanlar da biliyor artık.

Bu sonbahar/kış aylarında ABD'dekine benzer "şok dalgaları Güney Avrupa'dan Doğu Avrupa'ya kadar yayılırsa ne yapacağız" sorusu bugünlerde cevabı bulunamayan tek soru. Belirsizlik öyle bir hale geldi ki, Euro piyasasından kurtulup ulusal tavır belirlenemiyor, böyle olunca da Birleşik Avrupa projesini batıracak bir tıkanma ortaya çıkıyor.

Bugünlerde tartışma Euro üzerine. Dolar'dan sonra Euro için de çöküş senaryoları tartışılıyor. Euro'nun çöküşü, Birleşik Avrupa Projesi'nin çöküşü demektir. Güney ve Doğu Avrupa'yı sırtında taşıyan merkez Avrupa ülkeleri ise, böyle bir tehlikeyi göze alacak kadar güçlü durumda değil. Çünkü batık ülkelerin kabaran faturası kendilerini hızla dibe çekiyor.

Bu yüzden, "ulusal para birimine geri dönüş mümkün mü" sorusuna cevap aranır oldu. Bu çerçevede, bazı iddialara gore, Almanya'nın euro projesini bir kenara itip yeniden Mark'a dönebileceği, krizin faturası arttıkça bu ihtimalin yüksek sesle dile getirilir olduğu söyleniyor.

Eğer Almanya euronun batışını göze almışsa, Avrupa onu kurtarması hem mümkün değil hem de böyle bir çaba içine girmeyeceklerdir. Eğer yeni finansal system inşası tartışmalarından bir sonuç çıkmazsa, Birleşik Avrupa düşüncesi çok ağır yara alacak demektir.

Bu sonbahar ve kış ayları, öyle görünüyor ki, euronun da, Avrupa Birliği'nin de kader ayları olacak. Almanya'nın, Mark'a geri dönüş için referendum yapabileceği, önümüzdeki seçimlerin Almanya için olduğu kadar ve Avrupa için de kritik önem kazandığı söyleniyor.

Avrupa'da bir çok ülke, ABD gibi borca batmış durumda. Hem ABD hem de bu ülkeler ulusal borç miktarını gizliyorlar. Borç miktarının resmi verilerin daha ötesine geçtiği ifade ediliyor. Mesela ABD'nin borcunun, Kongre Bütçe Ofisi'nin verdiği 13.4 trilyon doların çok üstünde olduğu, verilen resmi rakamların Enron skandalından gördüğümüz türde bir hesaplama olduğu söyleniyor.

2010 yılının ikinci yarısının bir illüzyonun sonu olacağı, bu ülkelerin yüz milyarlarca doları/euroyu daha piyasaya akıtmak zorunda kalacakları, bu paranın malum sistem ve çevreler tarafından emileceği ancak krize çözüm olmayacağı, ABD ve Avrupa ekonomisi için acı verici sonuçlar yaşanabileceği, kriz önlemi diye uygulanan stratejinin sadece kısa vadeli nefes alma taktiği olduğu, gelecek Kasım'da ABD'de yapılacak seçimlere kadar bir düzelme başarılamazsa dünyanın derin bir sarsıntıya gireceği, son altmış yılın en büyük çöküşünün yaşanabileceği ifade ediliyor.

Bunlar sadece ekonomik sonuçlar. Bu sonuçların, bölgesel ve küresel düzeyde yol açacağı siyasi, güvenlik ve sosyal sorunlarını da düşünürsek olayın vehametini anlarız. Irak'ta gördüğümüz paralı askerlik sisteminin, yani ordunun özelleştirilmesinden polisin özelleştirmesine, sıkı ekonomik denetime, özgürlüklerin daraltılmasına dadar çok geniş alalanlarda etkilerini görebiliriz.

Umarız; altı aydır küresel piyasalarda görülen, gösterilen resim gerçektir, bir illüzyon değildir. Ve yine umarız; burada bir kısmını not ettiğimiz ihtimaller sadece en kötüye hazırlık, kötümser senaryo olarak kalır. Ama tedbiri elden bırakmamak en iyisi...

İbrahim Karagül / Yeni Şafak



Bu haber 1,286 defa okundu.


Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.




    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    3,399 µs