net konuştu | " /> net konuştu | "/>

En Sıcak Konular

Başbakan Erdoğan net konuştu

10 Eylül 2010 09:52 tsi
Başbakan Erdoğan net konuştu Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''İstanbul sermayesinin, işin başından beri kendileriyle para kazanmada anlaştığını, ancak siyasette anlaşamadığını'' söyledi.

Başbakan Erdoğan, ATV'de canlı yayında soruları yanıtladı. Programın başında A Milli Basketbol Takımı'nın kaptanı Hidayet Türkoğlu ve diğer oyuncularla canlı bağlantı yapıldı. Türkoğlu ve basketbolcular, Başbakan Erdoğan ile konuşarak, kazanacaklarına olan inançlarını dile getirdi.

Hidayet Türkoğlu, Cumartesi günü Sırbistan ile yapılacak maçta kazanacaklarına takım olarak inandıklarını belirterek, Başbakan Erdoğan'ı maça davet etti. Başbakan Erdoğan da takımın performansından duyduğu mutluluğu dile getirerek, ''Yarın akşam için umudumuz çok yüksek. İnanıyorum ki finale doğru emin adımlarla ilerliyoruz. Başaracağınıza inanıyorum. Hele son maçtaki performansınız bizlere bu umudu fazlasıyla veriyor. Kendinize inanın, kendinize güvenin'' dedi.

Basketbolcuları öven Erdoğan, ''Birbirlerine kaynayan bir ekip var. 12 dev adam, gerçekten dev adam olarak bu işe başından beri iyi sarıldı. Hakikaten Ankara'da performansları gayet iyiydi, burada da gayet iyi başladılar. Normal ortalama boyun altında olanlar çok iyi şut atıyorlar. Maşallah çok başarılılar. Hepsinin ayrı ayrı özellikleri var. Hepsi birbiriyle adeta başarıda yarışıyor. Bundan dolayı arkadaşlarımızla, gençlerimizle 12 dev adamımızla gurur duyuyorum, tebrik ediyorum. Sırbistan maçı ile finalin önü açılacak ve finalde de inşallah sevgili gençlerimiz bizim beklediğimiz madalyayı, birincilik madalyasını Türkiyemize kazandıracaklar. Bu heyecanı, bu inancı, bu kararlılığını gözlerinde görüyorum'' diye konuştu.

Hidayet Türkoğlu da Başbakan'a, kendilerine gösterdiği ilgi ve destekten dolayı teşekkür ederek, ''Takım olarak kendimize güveniyoruz. İyi bir atmosferimiz var, iyi bir arkadaşlığımız var. Bunu sahaya yansıtıyoruz. Cumartesi de bunun daha iyisini yansıtacağımıza inanıyorum çünkü şu an geldiğimiz nokta yıllardır hayal ettiğimiz noktaydı. Bunun daha ilerisine gidebileceğimizin farkındayız. Herkese çok teşekkür ediyorum. Herkesin bu başarıda çok payı vardır'' sözleriyle karşılık verdi.

-''ENERJİ ALIYORUM''-

Başbakan Erdoğan, daha sonra gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

''Pazar günü yapılacak referandumda hangi sonucun kendisini rahatlatacağı'' sorusu üzerine Erdoğan, oran üzerinde durmadığını belirterek, ''aslolanın halk oylamasının halk tarafından kabul görmesi olduğunu'' vurguladı.

Referandum sürecindeki yoğun çalışmaları nedeniyle yorulup yorulmadığının sorulması üzerine Erdoğan, yorgunluğu hissetmediğini dile getirerek, karşısında coşku ve heyecan dolu kitleleri görünce bundan enerji aldığını ifade etti.

Türkiye'nin demokraside 8 yılda ciddi bir gelişme gösterdiğini söyleyen Erdoğan, son dönemde gündeme gelen Sümela Manastırı ile Van Akdamar Kilisesi örneklerini verdi. Erdoğan, şöyle konuştu:

''Sümela Manastırı olayı oldu. Orada da biz taban denilebilecek bazı çevrelerden olumsuz yansımalar aldık. Arkadaşlarımızla bu işin müzakeresini yaptık. Bir yerde açılması lazım. Burada bu var mı, var. Burası turizme açık mı, açık. 'Senede bir kez gelsinler böyle bir ayin yapsınlar' dedik. Aynı şey Van Akdamar Ermeni-Ortodoks Kilisesiyle de alakalı. Restorasyonu biz devletin kasasından yaptık. Burada da yine önce bazılarının olumsuz yaklaşımları vardı, o da açıldı. Şimdi yine adadaki yetimhaneyle ilgili adımımız var. Çok daha güzel şeyler olacak ama bazı çevrelerin biraz sabırlı olması lazım. Bizim de kendi içimizde bir uygulama planımız var. Ama bu uygulama planı, artık düne kadar tabu halinde gelmiş şeyleri yıkmaya yöneliktir. Bunları bilsinler. Bunları yıkarak gerek ülke içi barışa, gerekse dünya barışına bir hizmet vermek istiyoruz. Türkiye'ye yakışan budur.''

-''ONLAR YÜREKLİ SANAYİCİLER''-

Başbakan Erdoğan, ekonomiye ilişkin soruları da yanıtladı. ''İstanbul sermayesi sizinle çelişki içinde, problemi var. İstanbul sermayesi hükümetinizden ne talep ediyor?'' sorusuna Erdoğan, şu yanıtı verdi:

''Sıkıntımız şurada, İstanbul sermayesi nedense işin başından itibaren bizimle para kazanmada anlaştı ama siyasette anlaşamadı. Bunu da zaman zaman itiraf ettiler. 'Biz bire beş kazandık ama biz siyaseten destekleyemeyiz, bizim siyasi kanaatimiz bu.' Bizler de atacağımız bazı adımları kendileriyle bu konuları çok açık, net konuştuk. Mesela ekonomiyle ilgili olarak şu son anayasa meselesinde dedik ki 'Sizin anayasa çalışmalarınız oldu, bize ne tavsiye edersiniz?' Kendileriyle Ekonomik Sosyal Konseyi konuştuk. Kendileri 'Ekonomik Sosyal Konseyin içinde yer almak suretiyle ekonomik sürece devletle ortak olalım'... Biz de bunu çok makul gördük. Ondan sonra dedik ki 'Burada siz varsınız, bu bir parti projesi değil, ortak olarak ülkenin projesi.' Çünkü anayasa bir partinin anayasası olamaz. Yasama, yürütme, yargı erkleri arasındaki iletişimi sağlayan temel metindir. 'Bu anayasayı sizinle oluşturuyoruz, olgunlaştıracağız.' Öyleyse buna sahip çıkacaksınız. Sahip çıkmayacaksanız için geldiniz de bu katkıyı verdiniz. Verdiyseniz buna sahip çıkın.''

İstanbul sermayesinin 2001'de destek oldukları, sahip çıktıkları şekilde adım attıklarını ama atılan bu adıma sahip çıkmadıklarına dikkati çeken Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

''Onların çıkıp çıkmamasını çok da önemsemiyorum. Aslolan milletimin bu işe sahip çıkmasıdır ama İstanbul sermayesi her zaman nedense kendisini, söyledim buna da gücendiler, Anadolu sermayesinden bile kopuk görüyor. Anadolu sermayesini aralarına almadılar. Yeni yeni 'Anadolu sermayesini de aramıza katalım mı' diye bunu kendi aralarında müzakere ediyorlar. Zaman zaman bizimle de yaptıkları görüşmelerde, 'Artık biz bunu aşıyoruz, şimdi Anadolu sermayesini de alacağız.' Ama sivrilenleri... Orada da seçkinci davranıyorlar.

Fakat isteseler de istemeseler de Türkiye'de artık sermaye ciddi manada el değiştirmeye başladı. Bu bizim için çok önemli bir güven kaynağı. Türkiye'nin dört bir yanında Güneydoğu, Doğu Anadolu'da yatırımlar nedeniyle, ihracata katılım açısından baktığınızda yaptıkları ihracat üç-beş sene öncesiyle mukayese edilmeyecek derecede bir sıçrama gösteriyor. Şimdi bu belki de zaman zaman bunları ürkütüyor. Örneğin bir Konya'da, Kayseri'de, Aksaray'da artık dünyaca önemli markaların parçaları üretilir hale geldi.

Şu anda dünya ile bütünleşen bir Anadolu var. Bu da belki onları rahatsız ediyor, bilemem. Ama biz isteriz ki niçin İstanbul sermayesi Anadolu sermayesi ile iç içe olmasın. Burada yayılmayı başarabilirsek bundan kazançlı çıkan Türkiye olacaktır, Türk milleti olacaktır. Bu yayılmadan da endişe etmemek lazım.''

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, sermayeyi tek elde toplamanın hiçbir anlamı olmadığını bunun yayılmasını, daha geniş tabanlı olmasını istediklerini ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Türkiye, Türk milleti bundan kazansın. O zaman zaten istihdam diye bizim de herhangi bir sıkıntımız olmayacaktır. İstihdamda süratle kazanım başlamışsa bundan Anadolu sermayesinin çok ciddi bir katkısı oldu. Onlar yürekli sanayiciler. Onlar 'Biz istihdama gerekli katkıyı vereceğiz' dediler ve süratle de yüzde 11'e iniverdik. Ben yüzde 11'in de altına ineceğimize kesinlikle inanıyorum.''

-''O DEFTERİ KAPATTIK''-

Mehmet Barlas'ın ''Bence zorlamamak lazım'' sözleri üzerine Başbakan, ''Gerek yok, zaten kapattık o defteri biz'' diye konuştu.

Konuya ilişkin başka bir soruyu Erdoğan, ''Burada şöyle bir hazımsızlık da olabilir. Biz bunları çok ciddi takip ediyoruz o da şu; Anadolu sermayesi hiçbir dönemde hiçbir devirde olmadığı şekilde dünyaya açılıyor. Zaman zaman ben yanımda iş adamlarını yanımda götürüyorum. Yanımda götürürken bugüne kadar mesela İstanbul sermayesi genelde bizimle beraber gelmemiştir'' diye yanıtladı.

''Davet ettiniz de mi gelmediler?'' sorusuna Erdoğan, ''Tabii tabii, hepsi davetli. Biz genel yaparız, TOBB üzerinden yaparız genelde ama genelde gelmemişlerdir. Biz de gelenlerle gidiyoruz. Ama tabii sıkıntı olduğu zaman da aramışlardır, devlet başkanıyla, hükümet başkanıyla irtibatlarında olsun, şu olsun, bu olsun. Bizim derdimiz ülkenin kazanmasıdır'' karşılığını verdi.

Anadolu sermayesinin ''kendi göbeğini keser duruma geldiğini'' söyleyen Erdoğan, ''Bunlar bizi mutlu ediyor ama bunu söylerken kalkıp da TÜSİAD'ın mensubu olan oradaki bütün ortakların veya üyelerinin onurlarıyla asla oynamak istemem. Fakat ben, Konukoğlu ile iftihar ederim. Niye? Gaziantep'ten çıkmış bir marka olmuş ama şu anda dünyada bir marka haline geldi. Vestel'e bakıyorsunuz, Manisa'da adeta bir kent oluşturmuş. Girdiğiniz zaman kayboluyorsunuz. Bunlarla biz ayrıca iftihar ediyoruz. Belki bir uslüp, yaklaşım farkı olabilir. Doğrudur ama TÜSİAD artık bazı şeylere de kendisinin alışması lazım'' dedi.

TÜSİAD'a ''muhalefet ile anlaşamadıklarını'' söyleyip Ticaret Kanunu'nun çıkarılması konusunda muhalefet ile görüşerek kendilerine yardımcı olmasını istediklerini anlatan Erdoğan, ''Gittiler, görüştüklerini söylediler. Maalesef 60-70 maddede kaldık. Niye? Dürüst davranılmıyor. TÜSİAD gibi bir kuruluş, gerekirse onların bize yardımcı olmaları gerekmez mi? Kalkıp da biz bütün yılımızı Ticaret Kanunu'na mı hasredelim'' diye sordu.

Referandum sonucunun ekonomiyi nasıl etkileyeceği sorusunu Erdoğan, ''İnşallah 'evet' çıkacak. 'Evet' çıkması halinde kesinlikle ekonomi daha da beklenen sıçramasını yapacaktır. Niye yapacaktır, çünkü biz şimdi ileri demokrasiye geçiyoruz. İleri demokrasiye geçtiğimiz için de ekonomi ileri ekonomiye geçecek. Eğer biz demokraside Allah göstermesin 'hayır' oyuyla travma yaşarsak, bu ekonomiye de olumsuz etki yapacaktır. Onun için 'evet' oyuyla o beklenen ideal sıçramayı yapacağız ve bu bizim 2023 hedeflerini de şimdiden kolaylaştıracaktır. Çünkü biz 2023'de ilk 10'a girmeyi koymuş vaziyetteyiz. Şu anda 'evet' ile istikrar, güven devam... Fakat 'hayır' olursa istikrara, güvene 'dur' demek olacak. Bu da ekonomide bir patinajı, bir sıkıntıyı getirebilir. Onun için evet'i bu noktada çok çok önemsiyoruz'' diye yanıtladı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, KPSS'deki kopya iddiaları üzerine birçok kişinin mağduriyetinin söz konusu olduğunu belirterek, ''Yeni bir sınav teklifleri var. Bu hasarın tespiti çok önemli. Yeni bir imtihan 2 ay demek, 2 ay çok büyük bir kayıp'' dedi.

Erdoğan, ATV'de canlı yayınlanan Başbakanla Gündem Özel programında gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Eğitim harcamalarının savunma harcamalarının üzerine çıktığını ifade eden Erdoğan, bu yıl 30 bin öğretmen atamasının yapılmasının planlandığını ancak KPSS sorularının çalındığı iddiaları üzerine atamaların ertelendiğini söyledi.

Türkiye'de pedagojik formasyon noktasında ciddi açıklar olduğunu ve bunun önlenmesi için okul öncesi eğitim-öğretimi gerçekleştirecek öğretmen yetiştirilmesine önem verdiklerini anlatan Erdoğan, ''Öğretmen noktasında çok daha fazla sayıda atayalım diyoruz ama orada da mali disiplin noktasında önümüze arkadaşlar projeler getiriyor. Atamalarda belli bir kalite var. KPSS'den 70-80 puanın altına düşerek, alalım dersek, o zaman da nitelikli öğretmen noktasında sıkıntı yaşanıyor'' diye konuştu.

''Öğretmen noktasında kalitede ciddi sıkıntılar'' olduğu noktasında Milli Eğitim Bakanlığından yakınmalar geldiğine işaret eden Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:

''Biz yurt dışına lisansüstü eğitim için yılda ortalama bin öğrenci gönderelim diyoruz. Ancak yabancı dil sınavlarında hepsi dökülüyor, bu yüzden puan aşağıya indirildi. Yoksa bin öğrenci bulamayacaksınız. O zaman da mesafe almak mümkün değil. Bu öğrencilerimiz orada lisansüstü eğitimlerini yaptıktan sonra üniversitelerimizde değerlendirelim istiyoruz. Bütün mesele KPSS'deki puanlar... Yoksa sayısal olarak her yıl 30, 40, 50 bin öğretmen aldığımız yıllar oldu. Almaya da mecburuz. Her geçen gün daha iyiye gidiyoruz, zannediyorum birkaç yıl içinde bu açığı gideririz.''

-PAZARTESİ GÜNÜ YÖK İLE GÖRÜŞÜLECEK-

Başbakan Erdoğan, KPSS'deki kopya iddiaları üzerine imtihanı kazanmış ve atama bekleyen kişilerin mağdur olduğunu belirterek, şöyle konuştu:

''KPSS'de 350 civarındaki suiistimali yapanlar yüzünden birçok kişinin mağduriyeti, kaybı söz konusu. Kazanamayanların bu durumla ilgili yargıya intikal süreci de söz konusu olabilir. Zaten erteleme kararını vermelerinin altında yatan gerçek de bu. Yüksek Denetleme Kurulu değerlendirmeyi, çalışmasını yapıyor. Zannediyorum dün bir rapor sundular. Bizler de bu raporun neticesinde pazartesi günü YÖK ile görüşerek, nedir, ne değildir...

Yeni bir sınav teklifleri var. Bu hasarın tespiti çok önemli. Yeni bir imtihan 2 ay demek, 2 ay çok büyük bir kayıp. 30 bin öğretmen gidecekken gidemeyecek. Birinci dönemin ortasında ancak öğretmenler gitme durumunda olacak ki ailesi olan var, olmayan var. Bu çok çok sıkıntılı bir dönem olur.''

Başbakan Erdoğan, ''20 yaşına gelen bir insanın hayatı Silahlı Kuvvetlere hizmet sorunu yüzünden kayıp gidiyor. Neden bedelli askerlik olmasın? Neden halen Milli Savunma Bakanı, Genelkurmay Başkanı'nın arkasında duruyor?'' sorusu üzerine ''Bunu yeni anayasaya dahil ederiz'' yanıtını verdi. ''Yeni anayasa kabul edilirse, bunları yapacak mısınız'' diye sorulması üzerine de Erdoğan, ''inşallah'' dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Şimdi diyorlar ki 'sahiller korkuyor'. Niye korkuyorsun kardeşim? Yıllardır bunu konuştunuz, korku, korku... Korktunuz da ne oldu? Ne yapıldı? Neyin elinden alındı? Eğlence dünyana mı girildi? Yani Bodrum'un yaşam tarzı mı değişti? Ne oldu? Nereye müdahale edildi?'' dedi.

Başbakan Erdoğan, Atv'de canlı yayında soruları yanıtladı.

Halk oylamasında ''hayır'' sonucu çıkarsa nasıl bir tepki vereceğinin sorulması üzerine Erdoğan, milletin tercihi olacağı için buna saygı duyacağını ve ekibiyle nerede bir sorun olduğunu tespit edeceklerini söyledi.

Referandumdan ''Hayır'' sonucu çıkması halinde küresel sermayenin Türkiye'ye girişinin ertelenmiş olacağını ifade eden Erdoğan, ''Çünkü küresel sermaye şu anda mevcut tablodan çok rahatsız. Bu biraz ertelenmiş olacak. Ama 2011'e iyi hazırlanırsak, inşallah başarıyla oradan geçersek, çıkarsak tekrar biz bu süreci oturacağız, değerlendireceğiz. Buna yine devam etmemiz lazım. Çünkü şu 26 maddenin içerisinde öyle maddeler var ki bu maddeler yani hakikaten Türkiye'nin ayaklarında adeta bir pranga gibi duruyor ve biz bunların tamamını temizleyebilmiş değiliz'' diye konuştu.

Başbakan Erdoğan, ''(Evet) sonucu çıkarsa genel ve daha büyük bir yargı reformu için de çalışma başlayacak mı?'' şeklindeki soruya karşılık, 26 maddelik değişikliğin Anayasa Mahkemesi ile Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun (HSYK) yapısına ilişkin bir takım değişiklikler getirdiğini anımsattı. Erdoğan, şunları söyledi:

''Bunların burada (HSYK) 10 tane üyeyi seçecek olmaları ciddi manada nedense bunları rahatsız ediyor. Bunların da en az 15 yıl hakimlik veya savcılık yapmış olması gerekiyor. Bunlar da bizim dönemimizde yargıya alınmış insanlar değil. Birinci derece hakim, savcı ve bunların içerisinden seçilecek. Diğer yönden baktığınız zaman orada da yine bir başka yaklaşımda, bir art niyet söz konusu. Anayasa Mahkemesi ile ilgili olan tablo için de burada bizim bir siyasi organ olarak, hükümet olarak şu bizim tarafımızdan atansın diyebileceğimiz bir isim yok.''

Yüksek yargıya yönelik farklı ülkelerde de benzer düzenlemeler yapıldığına dikkati çeken Erdoğan, Anayasa Mahkemesinin yaptığı değişikliklerin ardından düzenlemenin halk oylamasına gittiğini vurguladı.

Erdoğan, ''Peki şimdi neyin 'hayır kampanyası'nı yapıyorsunuz? Yargıya saygınız varsa sözünüzde durup sizin de 'evet' demeniz gerekirdi. Dert başka. Onun için de şu anda halkımızın vereceği karar bütün bu kararların üstünde bir karar olacaktır'' dedi.

''(Dert başka) dediğiniz şey nedir?'' sorusu üzerine de Erdoğan, ''Ben size çirkinini söyleyeceğim, 'AKP'ye hayır, referanduma hayır'. Böyle bir kampanya olur mu? Şimdi yani AKP'ye 'hayır' diyeceksen, bunu 2011 yılı için de. Ama şu anda, bu defa bu kampanyanın AK Parti ile uzaktan yakından alakası yok'' diye konuştu.

-BAŞBAKAN ERDOĞAN'IN DUYGULANDIĞI ANLAR-

Programda, Başbakan Erdoğan'ın ve sanatçı Ahmet Kaya'nın bir araya geldiği Cumhuriyetin 75. yıl dönümünde İstanbul'da düzenlenen bir etkinliğe ait görüntülere yer verildi.

Kaya'nın ''Şafak Türküsü'' adlı eserini seslendirdiği görüntüleri izlediği sırada gözyaşlarını tutamayan Erdoğan, ''Sağolsun orada da bizi yalnız bırakmadı'' dedi.

Cezaevinde kaldığı döneme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, ''Bu arada işte siz de birçok şeyleri öğreniyorsunuz. İşte o olmasaydı ben özgürlüğü bu kadar iyi öğrenemeyecektim. Ama süreç oldu, özgürlüğü daha iyi anladım'' diye konuştu.

''Sizi bu kadar duygulandıran, gözyaşlarınıza engel olamadığınız nokta nedir burada? Dönüp baktığınızda ne hissediyorsunuz?'' sorusuna Erdoğan, su yanıtı verdi:

''Bir defa burada beni bir kenara koyalım, ben yok. Burada biz var çünkü ben merhum Ahmet Kaya'da o bizi gördüm. Ahmet Kaya, şahsımın dünya görüşünü bilen, tanıyan bir insandır. O, şiir okuduğu için özgürlüğü elinden alınan bir belediye başkanı için kalktı, oraya geldi. Türkiye bu kadar büyük bedeller ödememeliydi. Ama ne yazık ki Türkiye'ye bu bedelleri ödettiler.''

Bugün hala bedel ödetmek isteyenlerin bulunduğunu belirten Erdoğan, ''İşte şimdi şu anayasa değişikliği, bu bedel ödetmenin önüne geçiyor. Şimdi bundan rahatsız olan çevreler zaten 'hayır'da toplandılar, sıkıntı burada, bunu hiç hazmedemiyorlar. Merhum Ahmet'in oradaki yaklaşımı, sözleri, aynı şey Ali Sami Yen'deki, o çatalların, bıçakların, her şeyin o fırlatıldığı akşamdaki sözleri filan... Hakikaten izlediğinizde orada insan gözüyle baktığınız zaman şu andan daha farklı bir şey düşünmemiz mümkün değil'' diye konuştu.

Ahmet Kaya'nın dünya görüşüne herkesin saygı duyması gerektiğine, bu konularda hakarette bulunulmaması gerektiğine işaret eden Erdoğan, şunları kaydetti:

''Bazı sanatçılar var, sanat adı altında bakıyorsun hakaret yapıyorlar, bu hoş değil. Eleştir ama hakaret etme. Ama Ahmet'te bu yoktu. Ahmet sanatını en güzel şekilde icra etmek suretiyle düşüncesini, sanatına yansıtan, şurada anne ile ilgili olan şeyi dinleyip de ağlamamak mümkün mü? Hele hele bir de ebediyete intikal eden anne, yaşayan anne bunlarla şöyle hemhal olmamak mümkün mü?''

Başbakan Erdoğan, Sezen Aksu'nun referandumda ''evet'' oyu vereceğini açıkladığının hatırlatılması ve görüşüp görüşmedikleri yönündeki soru üzerine bu konuda arkadaşlarına görüşülmesi talimatı verdiğini, kendisinin yoğun program nedeniyle iletişim kuramadığını söyledi.

-''BU TAVRI İNSANİ BULMUYORUM''-

Erdoğan, ''Sezen Hanım'a karşı takınılan bu tavrı da ben insani bulmuyorum. Şimdi 'hayır' diyenlere karşı şak şak, Sezen Hanım'a karşı çok çok gayri insani ifadeler, bunlar hoş şeyler değil'' dedi.

Kendisi için ''hayır'' oyunun da ''evet'' oyunun da saygın olduğunu vurgulayan Erdoğan, ''Demokraside eğer mesafe alıyorsak herkesin buna alışması lazım. Şimdi diyorlar 'sahiller korkuyor'. Niye korkuyorsun kardeşim? Yıllardır bunu konuştunuz, korku, korku... Korktunuz da ne oldu? Ne yapıldı? Neyin elinden alındı? Eğlence dünyana mı girildi? Yani Bodrum'un yaşam tarzı mı değişti? Ne oldu? Nereye müdahale edildi?'' şeklinde konuştu.

''Aydınlarla siyaset ve siyasetçi arasındaki ilişki hakkında ne düşünüyorsunuz?'' sorusuna karşılık Erdoğan, bunun Türkiye'de istedikleri seviyede olmadığını, aydınlarla iletişim kurmaya çalıştıklarını, değişik alanlardaki aydınlarla bir araya gelerek görüştüklerini söyledi.

Erdoğan, ''Türkiye'nin çeşitli dönemlerinde şairler, yazarlar, gazeteciler ve genel olarak aydınlar çok etkili olmuş insanlar. Bugüne baktığınız zaman bu toplum-aydın, aydın-siyaset ilişkisini nasıl değerlendiriyorsunuz?'' sorusu üzerine de, aydınların hem alim hem de arif olursa halkı ''damardan yakalayabileceğini'' belirtti.

Aydınların mütevazı olması gerektiğini vurgulayan Başbakan Erdoğan, ''Burada böyle bir sıkıntı, bizim aydınımızda var ve bu da aydınımızı şöyle bir yere taşıyor, bir gurur, onur. 'Ben şu kariyer sahibiyim'. Bir defa hiç bir zaman diploma irfanı garanti etmez. İsterseniz ordinaryüs profesör olun'' dedi.

-''SEÇİM EKONOMİSİ ASLA UYGULAMAYIZ''-

İşsizlikle mücadelede ABD'nin kullandığı modelin kullanılıp kullanılmayacağı yönündeki soruya da ''Biz Amerika benzeri bir program asla düşünmüyoruz'' diye konuştu.

''13 Eylül sabahından itibaren seçime yönelik önceliğiniz ne olur?'' sorusu üzerine Erdoğan, ''Bizim şu andaki programımız ne ise bu devam edecektir. Biz seçim programı asla uygulamayız, bir seçim ekonomisi asla uygulamayız'' dedi.

Bugüne kadar mali disiplinden hiç taviz vermediklerini, bu sayede de başarıyı yakaladıklarını ifade eden Erdoğan, yatırım sürecinin planlı bir şekilde devam etmesi gerektiğini, aksi takdirde istihdam noktasında gerilemeye girileceğini söyledi.

-BONO'YA ''KONFERANSI İSTANBUL'DA YAPIN'' TEKLİFİ-

''Bono ile ne konuştunuz? Size Ipod vermiş, ne tür müzik dolduracaksınız?'' soruları üzerine Erdoğan, Ipod'u kızına o anda verdiğini belirtti.

''Sizin kaç gigabite?'' şeklindeki soruya da Erdoğan, ''Ben de nerede bırakıyorlar ki. Bana geldiği zaman hediye olarak evde hemen kızlarım...'' şeklinde konuştu.

Bono'ya ''klasikçiyim'' dediğini ve katılacağı bir iftar programına Bono'yu da bu müzikleri dinlemesi için davet ettiğini anlatan Erdoğan, o anda bu teklifi kabul eden şarkıcının daha sonra başka bir programı olduğu için gelemeyeceğini telefon ederek söylediğini aktardı.

Görüşmelerinde U2 ve Bono'yu özgürlük mücadelesinde farklı gördüğünü dile getiren Erdoğan, Bono'nun, yoğun gayretlerle Türkiye'ye geldiğini kaydetti.

Bono'nun görüşmelerinde ilginç bir olayı anlattığını aktaran Erdoğan, sanatçı ve eşinin Bosna savaşı sırasında bu ülkeye giderek Bosna Hersek pasaportu aldıklarını belirttiğini söyledi. Erdoğan, U2 grubu üyelerinden birinin, Bosna savaşları sırasında TIRlarla Saray Bosna'ya girdiklerinde ''U2''şeklinde tezahüratlarla karşılandıklarını anlattığını da belirtti.

Bono'nun İbrahimi dinlere yönelik bir etkinlik düzenlemek istediğini, öncelikle Kudüs'ü düşündüğünü ancak olamayacağını anlayınca Kordoba'da yapmayı planladığını dile getirdiğini kaydeden Erdoğan, bu organizasyonun İstanbul'da yapılması için sanatçıya teklifte bulunduğunu söyledi.

-''TAKSİM MUHTEŞEM BİR MEYDAN OLACAK''-

Başbakan Erdoğan, Atatürk Kültür Merkezi'nin son durumunun sorulması üzerine, merkezin yerine hiç bir sıkıntı kalmayacak şekilde göz kamaştırıcı bir mimariye sahip bir eser yapmak istediklerini ifade etti. Atatürk Kültür Merkezi'ne restorasyon yapılması halinde 60 trilyonluk bir bütçe gerektiğini bildiren Erdoğan, bunun israf olacağını ve arzu edilen ihtiyaca da cevap vermeyeceğini söyledi.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş'ın Taksim Meydanı trafiğinin tamamen yer altına alınması yönünde çalışmalar yaptığını anlatan Erdoğan, ''Şu anda hazırlıkları bitirdi. Beraberce üzerinde müzakere yapacağız. Trafiği tamamen yerin altına alınca Taksim muhteşem bir meydan haline gelecek'' diye konuştu.

zaman



Bu haber 772 defa okundu.


Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.




    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,953 µs