En Sıcak Konular

28 Şubat'ın neresindeyiz?

0 0 0000 00:00 tsi


28 Şubat 1997'ten bu yana 10 yıl geçti.

O günler ve yıllar Türkiye'nin kutuplaştığı, iki büyük cepheye bölündüğü, cepheler arası güvensizliklerin had safhaya çıktığı yıllardı.

O günden bugüne özellikle “sosyolojik açı”dan Türkiye'de oldukça önemli bir yol alındı. Kutuplaşma ve kriz önemli ölçüde geride bırakıldı tersine bir entegrasyon sayfası açıldı.

Gerçekten de son 10 yıl içinde gerginlikler sırasında yaşanan toplumsal, kültürel ve siyasi karşılaşmalar, etkileşimler içeren deneyimlere yol açmış ve her deneyim alanı bir değişim pisti haline gelmiştir.

Buna karşılık 28 Şubat'ın siyasi tortuları oldukça fazla ve önemlidir.

10 yıllı süre içinde, özellikle 2002-2007 yılları arası Avrupa Birliği ve Kopenhag kriterleri çerçevesinde Türkiye sivilleşmeye yönelik önemli adımlar attı. Örneğin ülkenin gizli hükümeti olarak işlev gören, 28 Şubat'ı taşıyan MGK'nın yasası değiştirildi. MGK gizli yönetmeliği içindeki tüm sakıncalı maddeler iptal edildi ve yönetmelik şeffaflaştırıldı.

Bununla birlikte askeri vesayet rejimin özünü oluşturan milli güvenlik kavramı ile gizli anayasa ya da gizli hükümet programı olarak tanımlanan, asker denetiminde hazırlanan Milli Güvenlik Siyaset Belgesi varlığını korudu. Genelkurmay Başkanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı'nın statüsünün, İç Hizmetler Kanunu'nun yanından bile geçen olmadı.

Nitekim Türkiye'deki askeri otoritenin devlet içindeki özerk alanının zemini iki katmanlıdır. İlki yasalar katmanıdır. Sivilleşme süreci bu birinci katmanı bir ölçüde kırmıştır.

İkincisi, özellikle 28 Şubat döneminde tahkim edilmiş olan yönetmelik ve protokoller katmanıdır.

Sivilleşme süreci bu ikinci kademeye hemen hiç ulaşmamıştır. Denebilir ki bugün askeri vesayet rejiminin değişmeyen unsurlarının en önemlileri, milli güvenlik düzenine 28 Şubat'ta dahil olan girdilerdir. Bu anlamda aradan geçen 10 yıla rağmen 28 Şubat'ın devlet çarkı üzerindeki derin etkileri sürmektedir.

28 Şubat'ın bu açıdan kalıcı etkisi 2000'li yıllarda farkedilmiştir.

Bu etkinin, daha doğrusu devletin iç işleyişinin, mülki, istihbari ve asayiş alanının görece askerileştirilmesinin kökeninde bir protokol yatar.

Bu protokole göre, illerdeki askeri otorite valilerden izin almadan da (daha sonra bilgi vermek ve izin prosedürünü yerine getirmek koşuluyla) acil durumlarda asayiş olaylarına müdahale edebilmektedir.

Bu çerçevede her ilde askeri garnizonda düzenli faaliyet gösterecek, yani kurumlaşacak bir güvenlik birimi kurulmuştur. Bu birim askeri ve sivil istihbarat ve operasyon planlamasının, tehdit ve tehlike değerlendirmelerinin merkezi olarak faaliyet göstermektir.

Şu açıktır:

Her ilde askeri bir birim içinde oluşturulan “Asayiş Güvenlik Merkezleri” sivil emniyeti ve mülki amiri istihbarat, değerlendirme ve planlama açısından askere bağımlı kılmıştır. Tüm toplumsal ve istihbari bilgiler askerin elinde birikmekte, fişleme doğal bir işlem haline gelmiştir. MİT, emniyet istihbarat açısından bir anlamda iller düzeyinde bu askeri birimlerin bağımlı değişkeni haline gelmiştir. Bu durum yaygın, tehlikeli ve “sıradan” bir askerileşme sürecine işaret etmektedir.

En önemli noktalardan birisi Türk Silahlı Kuvvetleri'nin iç güvenlik doktrinini bu protokole göre yapılandırmış olmasıdır.

Tedbir alma gerekçesiyle askeri merkezli fişleme, istihbarat ve operasyonlar böyle yaygınlaşmıştır. Nitekim 2001 yılından 2007 yılına kadar tüm kritik gelişmelerde EMASYA yapılanması bir türlü kendisini hissettirmiştir. Fişleme söz konusu olduğunda EMASYA'dan söz edilmekte, Jandarma'nın yetki alanı dışındaki faaliyetleri söz konusu olduğunda da EMASYA planlarına ve hükümlerine gönderme yapılmaktadır. Türkiye'yi sarsan, yeni bir Susurluk skandalı olarak değerlendirilen Şemdinli hadisesinin merkezinde yine EMASYA yer almıştır.

28 Şubat'ı hâlâ savunanların dikkatine: 28 Şubat sistemin alt örgüsünün militanlaşması ve askerileşmesi demektir...

yenişafak



Bu haber 61 defa okundu.


Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.




    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,919 µs