En Sıcak Konular

Bir komutan ellerini açıp dua etti!

0 0 0000 00:00 tsi
Bir komutan ellerini açıp dua etti! Bir komutan dua eder mi? Neden etmesin? Çünkü Cevdet Akçalı'ya göre kışlalar ve Camiler, birbiriyle çatışarak değil, kaynaşarak bu Cumhuriyeti kurdular. Bu kaynaşmayı bozmak isteyenler ne kadar suçlu ise, böyle bir çatışmanın var olduğunu iddia edenler d

Komutan dua eder mi?
Birkaç ay kadar önce gazetelerde enteresan bir haber vardı. Komutan ellerini açtı ve dua etti. Haberde bahsedilen olay, helikopter kazasında şehit olan bir subayımızın cenaze töreninde geçiyordu. Haberin yanında da, şehidimiz için kılınan cenaze namazında yüksek rütbeli bir komutanımızın dua etmek için ellerini açtığını gösteren bir resim vardı. Adı geçen haber aynı gün birçok gazetede yer almıştı. Hepsinde de haber birkaç sütun üstünde ve büyük puntolu başlıklarla verilmişti. Bir olayın büyük tirajlı gazetelerde haber olabilmesi için, önemli ve müstesna bir yönü olmalıydı. Sanki bir komutanın ve bilhassa yüksek rütbeli bir komutanın dua etmesi, olağan bir şey değildi.

Bu haberin manşeti “Komutan dua etti” şeklinde idi ve fakat haberin arkasında daha enteresan bir cümle vardı: Cenazede komutan ellerini açtı ve dudaklarını oynattı. Bu haberde adeta noksan bir cümle vardı: komutanın dua mı ettiği veya başka bir şey mi mırıldandığı anlaşılamadı der gibi bir mana da çıkarılabiliyordu.

Bir ülke düşünün ki, bir komutanın cenaze merasiminde Fatiha okuyup okumadığı, dua edip etmediği önemli bir haber haline geliyor, manşetlere taşınıyor. O ülkenin vatandaşlarının başlarını ellerlinin arasına alıp uzun uzun düşünmeleri gerekir. Ne müthiş haber: Bir komutan ellerini açtı dua etti.

Başka bir TV programı
Bir televizyonda birisi imam hatipli diğeri düz lise ve bir diğeri kolejli üç öğrenci ile Atatürk ve Laiklik üzerine bir program yapılıyordu. Programı idare eden hanım İmam Hatipli öğrenciye uluorta bir sual sordu:

-Atatürk’ü sever misin?
Genç liseli Atatürk’ü sevdiğini vs. söyledi. Fakat asıl söylemesi gereken şey şuydu:
-Programda biz üç kişiyiz. Bu suali neden sadece bana soruyorsun?
Bu olay şu varsayımdan kaynaklanıyordu: İmam Hatip Liselilerinde yetişenler, Atatürk’ü sevmezler. Bu okullarda Atatürk düşmanlığı aşılanır.

Ünlü bir politikacının makalesi
Maya mecmuasında eski bir bakanlarımızdan Ali Naili Erdem’in bir makalesi vardı. Makalenin konusu Atatürkçülük idi. Yazar, Atatürkçülüğün ne olduğunu anlatıyor ve kendisinin de Atatürkçü olduğundan uzun uzun bahsediyordu. Kendisinin Atatürkçü olmakla birlikte hem de dindar olduğunu belirtiyordu.Yazısının son cümlesi şuydu: “Ben hem Atatürkçüyüm… Hem de Müslüman’ım”
Bu cümleden şu mana çıkabilirdi. İnsanlar ya Müslüman ya da Atatürkçü olabilirler. Ama ben her ikisiyim.

Deniz Baykal’ın yaklaşımı
CHP Genel Başkanı Baykal grup toplantısında müesseseler arasında çatışma yerine barış olması gerektiğini söylüyor ve bu müesseseleri sıralıyordu. Bunlar arasında zikrettiği iki şey çok önemliydi: Cami ve Kışla. Ona göre, Cami ve Kışla arasında bir çatışma vardı. Kışlada din düşmanlığı yapılıyor, camilerde askerler aleyhine konuşuluyor gibi bir mana çıkıyordu. Bu gerçek değildi ama bu kanaat medya’nın önemli bir bölümünün, siyasetçilerini ve yazarların açıkça ifade etmekten çekinmediği bir ölçüye gelmişti.
Bu neden böyleydi? Bütün askerler Müslümanlığa karşı olabilirler miydi? Bütün din adamları Atatürk düşmanı, Laiklik düşmanı olabilir miydi? İşte bütün mesele bu noktada gelip düğümleniyordu.

Gerçi komutanlardan, istiklal marşı şairimiz Mehmet Akif’in Çanakkale şehitleri şiirindeki “Bedrin Aslanları ancak bu kadar şanlı idi” mısrasına kafasını takıp, “bir Arap bedevi, Mehmetçikle kıyaslanır mı?” diyen birisi çıkmıştı. Gerçi komutanlar arasından Cuma Namazından çıkan bir hocanın sarığını tutup boğazına sarmak isteyen birisi çıkmıştı. Diğer taraftan, Atatürk’e ağza alınmayacak küfürler savuran onu İslam düşmanı ilan eden din adamları da vardı.

Fakat asıl hata bu gibi münferit davranışları bütün kitleye mal eden zihniyette idi. O asker ve o Mehmetçik ki, süngüsünü taktıktan sonra, düşman üzerine “Allah Allah “ diye bağırarak saldırırdı. O Mehmetçik ki Atatürk’ten, “ben sana savaşmayı değil ölmeyi emrediyorum” komutunu aldıktan sonra cennete koşar gibi düşman siperlerine atladığını her fırsatta kanıtlamıştı.

Kışlalar ve Camiler, birbiriyle çatışarak değil, kaynaşarak bu Cumhuriyeti kurdular. Bin yıllık geçmişe sahip Türk devletlerinin temelinde de bu kaynaşma vardı. Bugün de aynı kaynaşma vardır. Bu kaynaşmayı bozmak isteyenler ne kadar suçlu ise, böyle bir çatışmanın var olduğunu iddia edenler de o kadar suçludur.
 
Dünya Gündemi gazetesi başyazarı Cevdet Akçalı



Bu haber 520 defa okundu.


Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.




    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    2,990 µs