En Sıcak Konular

Yeter ama ha! 

0 0 0000 00:00 tsi


Genç Türk gazetecileri, bir konuyu bilmedikleri zaman başka hiçkimsenin de bilmediğini sanıyorlar, Amerika’yı her seferinde yeni keşfettiklerinde de bunu büyük bir heyecanla okurlarına duyurmaya çalışıyorlar, ve gülünç oluyorlar... Tutumları, okuldan eve gelen öğrencinin “babacığım, meğer dünya yuvarlakmış” demesine benziyor.

Arada elbette Napoleon’u Fransa kralı yapıp sınavda çakanlar da yok değil (eminim bunu yazan çocuk görevinin başındadır, belki maaşına zam bile almıştır yılbaşında...)

Biz bu basında “bu yıl hac mevsimi kurban bayramına denk geldi” yazan çocuklar da gördük, “hayret, şubat ayında Avustralya’da denize giriyorlar” yazan da... Birisi de Azerbaycan başbakanına “ne kadar iyi Türkçe biliyorsunuz, nerede öğrendiniz” diye sormuştu.

Geçen gün de bir hanım kızımız Çerkes Ethem’i keşfetmiş.

Bayram değil seyran değil ama konu pek ilgisini çekmiş. Ve de yazmış: “Tarihimizin her açıdan karanlıkta kalmış bir döneminin belki de en karanlık figürlerinden biridir Çerkes Ethem Bey...”

Hiç de bile öyle değildir!

O dönem de o kişi de hiçbir açıdan karanlıkta kalmamışlardır. Bazı olayların ve bazı kişilerin bazı yönlerinin “yazılamaz” olması, onları kimsenin bilmediği anlamına gelmez. Toplumun “sözlü hafızası” gerçekleri kuşaktan kuşağa aktarır.

Örneğin ben şimdi Genç Osman’a Yedikule’de ne yaptıklarını yazsam kıyamet kopar ama bunu bilmeyen de yoktur. Köyden yeni gelen arkadaşları bilemem tabii.

Hanım kızımızı da fazla suçlamayalım, bu “karanlıkta kalma” lafını biryerlerde okumuş, oradan aktarmış. Evet, eskiden böyle denilip geçiliyordu çünkü “netameli” bir konuydu. Ethem’i İsmet’e (ya da başka birine) karşı savunmaya cesaret edemeyenler lafı şişiriyorlar, okuyucunun satır aralarını çözeceğini umuyorlardı.

Çerkes Ethem Bey, ağabeyi Reşit Bey ve de Kuşçubaşı Eşref Bey’le birlikte bir Teşkilat-ı Mahsusa ajanıydı. Başlarında da Süleyman Askerî...

Süleyman Askerî, Mezopotamya cephesinde intihar etti; diğerleri de yenilgiden sonra Batı Anadolu’da ilk direniş örgütlerini oluşturdular.

Hani size hep öğretirler ya, mütarekede İstanbul’da “Karakol Teşkilatı”, “Mim Mim Grubu” falan kurulmuş da Hayrettin İskelesi’nden İnebolu İskelesi’ne silah ve adam kaçırmış falan fıstık, bunlar gökten zembille inmemişlerdir. Teşkilat-ı Mahsusa’nın geride bıraktığı gizli ve çekirdek örgütlerdir, başlarında da Hüsamettin Bey... (Kontrgerillanın gizli silah depoları falan, bu size “güncel” birşeyler hatırlattı mı? Efendim? Evet, doğru hatırlatmış.)

Madem “Son Osmanlı Yandım Ali” filmine koşa koşa gidiyorsunuz, bunları da bileceksiniz.

Çerkes Ethem, 1919 ve 1920 yıllarında Anadolu ayaklanmasının en önemli vurucu gücü olmuştur. Milis kuvveti!... Atatürk’ün elinde henüz dişe dokunur bir ordu yoktu ve Ethem Bey’e şiddetle ihtiyacı vardı, özellikle Ankara’ya karşı ayaklanmaları bastırmak için.

Fakat eski ordunun kalıntılarından yeni ve düzenli bir ordu oluşturduğu zaman artık Ethem’e gerek kalmadı. Onu da orduya katmak istedi, Ethem de emirleri Ankara’dan alacak herhangi bir komutan olmaya yanaşmadı. “Libero” oynamak istiyordu!

Atatürk bunun üzerine Ethem’in üstüne İsmet’i gönderdi, o da Kuvva-yı Seyyare, yani gezici milis kuvvetlerini bozdu ve Yunan ordusuna sığınmaya zorladı. Ethem önce Atina’ya, sonra Berlin’e gitti, yirmi sekiz yıl sonra Amman’da öldü.

Ethem kahraman mıydı, hain mi?

Bakış açınıza göre değişir. “İsmetçiyseniz”, tabii haindir.

Fakat “İttihat ve Terakki’nin hegemonya kavgasına düşmüş B kadrosu ile C kadrosu” arasında taraf tutmak gereğini duymuyorsanız, Ethem’e küfür etmek zorunda kalmazsınız. (A kadrosu yurt dışında kaçak ya da Malta’da tutukluydu.)

Belki “İttihatçı’ların Mustafa Kemal ve İsmet’ten fazla hoşlanmayan kanadındandı” diyeceksiniz. Ankara’yı yetersiz buluyor, o kadronun savaşı kazanabileceğine inanmıyordu, yanıldı.

İşin gerçeği şu ki, İsmet’i gönderip onu yokettirmeseydi, Mustafa Kemal Paşa milli mücadelenin liderliğini Ethem Bey’e kaptırmak üzereydi! Çeyrek kalmıştı...

Bu iş biraz da Meksika devriminde merkezi otoritenin “fazla ileri giden” halk kahramanı Zapata’yı yoketmesine benzer.
 
akşam



Bu haber 51 defa okundu.


Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.




    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,054 µs