En Sıcak Konular

Alman radyosundan şok ABD yorumu!

0 0 0000 00:00 tsi
Alman radyosundan şok ABD yorumu! "Dünya, ABD’nin bir kez daha kandıracağı kadar aptal mı?" Bu soru ne İran radyosuna, ne de Filistin'de yayın yapan yerel bir kanala ait. Bu sözlerin sahibi Alman radyosu...

Alman radyosunun ilginç haberi:

Washington şimdi de Tahran yönetiminin Irak’taki isyancılara silah desteği sağladığını ileri sürüyor. Silahların Irak’taki ABD askerlerine düzenlenen saldırılarda kullanıldığı, bunun ciddi sonuçlara yol açacağı uyarısında bulunuluyor. Açıklama, kimliğini gizleyen Amerikan subayları tarafından Bağdat’ta, yine Amerikan karargahı tarafından belirlenmiş bir grup medya mensubuna yapılıyor. Üzerinde Farsça yazıların yer aldığı mühimmat ve patlayıcılar sergileniyor. Ne soru sorulmasına ne de detaylı görüntü alınmasına izin veriliyor. Dünyanın bu basın toplantısıyla gündeme getirilen iddialara inanması isteniyor.

İran’ı Irak’taki çatışmalara karışmakla itham eden Washington yönetimi, İran’ın ürettiği bombaların Irak’ta en az 170 Amerikan askerinin ölümüne yol açtığını öne sürerken kanıt olarak Iraklı militan grupların kullandığı patlayıcı ve mühimmatı sunuyor. İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad iddiaları reddediyor; birçok Batılı ülke de iddiaların doğruluğundan kuşku duyuyor. Amerika Birleşik Devletleri İran’a askeri müdaleye mi hazırlanıyor? ABD Başkanı George Bush’a bakılırsa, bu yönde yoğunlaşan bilgiler, sadece spekülasyondan ve kuru gürültüden ibaret. Geri planda Washington-Tahran arasında gerginliği artırıcı adımlar atan Bush, gerek nükleer program tartışması gerekse Iraklı militanlarla ilgili İran politikasına “barışçı düzenlemeler için siyasi girişimler” görüntüsü veriyor.

Oysa Bush yönetimi, politikalarını eleştirenlerden çok daha fazla “kuru gürültü” üretiyor. Nükleer program tartışmasında Tahran’ın atom bombası üretmeye çalıştığını ve mutlaka engellenmesi gerektiğini ileri sürüyor. Bu adım atılmadığına göre, bu, kanıtlanmamış ve kanıtlanması mevcut şartlarda mümkün olmayan bir iddiadan ibarettir.Washington şimdi de Tahran yönetiminin Irak’taki isyancılara silah desteği sağladığını ileri sürüyor. Silahların Irak’taki ABD askerlerine düzenlenen saldırılarda kullanıldığı, bunun ciddi sonuçlara yol açacağı uyarısında bulunuluyor. Açıklama, kimliğini gizleyen Amerikan subayları tarafından Bağdat’ta, yine Amerikan karargahı tarafından belirlenmiş bir grup medya mensubuna yapılıyor. Üzerinde Farsça yazıların yer aldığı mühimmat ve patlayıcılar sergileniyor. Ne soru sorulmasına ne de detaylı görüntü alınmasına izin veriliyor. Dünyanın bu basın toplantısıyla gündeme getirilen iddialara inanması isteniyor. Dönemin ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell da bütün dünyayı benzer şekilde inandırmak istemiş, uydu görüntüsü çekilen Irak çöllerindeki hangarlarda kitle imha silahları üretildiğini Birleşmiş Milletler’de dile getirmişti. Powell’ın bu görüntülerle hem kendini hem de bütün dünyayı aldattığı uzun süredir biliniyor.Uluslararası toplum Washington yönetiminin bu tür hikayelerine ikinci kere inanacak kadar aptal değil.

Bağdat’taki basın toplantısıyla sunulan ve “kanıt” adı verilen malzemeler bir askeri operasyona haklılık kazandırmayı hedefliyor. İran Körfezi’nde son dönemde faaliyetleri artan Amerikan savaş gemileri de askeri operasyon ihtimalinin ne kadar yüksek olduğunu ortaya koyuyor. Burada “kuru gürültü”nün asıl kaynağı nedir?

Amerika Birleşik Devletleri’nde Bush’un İran stratejisinin barışçıl bir karakter taşıdığını kimse savunamıyor. Irak’ta ortaya çıkarılan İran yapımı silahları bir başka açıdan değerlendirelim: Şii Irak Islam Devrimi Yüksek Konseyi (SCIRI) örgütünün Bedir Tugayları isimli askeri kolunun varlığı biliniyor. Bedir Tugayları onyıllardır İran’daki üslerinden Irak’taki merkezi hükümete karşı mücadele etti. Irak Islam Devrimi Yüksek Konseyi, bugün Irak’taki en önemli Şii örgütü konumunda. Bu örgütün elinde halen İran yapımı silah ve mühimmatın bulunması doğaldır. Bunların yanlış ellere ulaşma ihtimali de yüksektir.

Örneğin, son haftalarda İran’a kaçtığı iddia edilen, Mukteda El Sadr’a bağlı “Mehdi Ordusu” bu oluşumlardan biridir. Başka gruplar da İran yapımı silahlar temin etmiş olabilir. İran-Irak ortak sınırı oldukça uzun ve bir ülkeden diğerine geçmek için kontrol noktalarından geçiş yapmaya hiç gerek yok. Tahran yönetiminin silah sevkiyatlarını yalanlamasını da tartışmaya gerek yok. Washington’dan yapılan resmi açıklamalara kulak vermek yeterli:

Bu açıklamalarda İran’ın Irak’taki gelişmelere resmen müdahale ettiğine dair kanıt bulunamadığı ifade ediliyor. Tahran yönetimi Irak’ın içişlerine karışıyor mu karışmıyor mu? Washington yönetiminin politikalarını eleştirenler mi yoksa savaş tamtamlarını yeniden çalmaya hazırlanan Beyaz Saray mı kuru gürültünün kaynağı? Irak deneyimi, uluslararası topluma bu konuda dikkatli davranmayı öğretiyor.

BBC: İran’a Yönelik Suçlamanın Zamanlaması

Ekim 2005’te İngiltere’nin o dönemki Irak Büyükelçisi William Patey, Basra’daki İngiliz askerlerini öldürmekte kullanılan teknolojiyi İran’ın gönderdiğini söylemişti. William Patey, bu konudaki şikayetlerini İran’ın Bağdat büyükelçisine ilettiğini de vurgulamıştı. İddiası, güneydeki Şii milislere, yani Mehdi Ordusu’na bağlı bazı unsurların zırhlı araçları delebilecek özel mermiler kullandığıydı. İngiliz büyükelçi bu iddiayı destekleyecek kanıtlar sunmadı.

Yalnızca bu bombaların benzerlerini Lübnanlı Hizbullah örgütünün de kullandığını, ortak kaynağın İran olması gerektiğini öne sürmüştü. Amerikalı yetkililer de geçen yıl benzer iddiaları gündeme getirdi. Örneğin Irak’taki Amerikan Kuvvetleri’nin eski komutanı General George Casey, Haziran 2006’da benzer birşey söyledi. Nihayet dün Bağdat’taki Amerikalı askeri ve istihbarat uzmanları kanıtlarını ortaya koydu.

Saldırıya zemin mi hazırlanıyor?

Bu durumda sorulması gereken soru, bu kanıtları bulmanın neden en az 14 ay sürdüğü. Ayrıca, neden şimdi ortaya çıktılar? Amerikalıların söylediği, kanıtların ancak şimdi kamuoyuna sunacak kadar çoğalıp somutlaştığı. Saldırıların sayısının da arttığı, bunun da kamuoyuna gitmek için bir başka neden olduğunu belirtiyorlar.Ancak başka olasılıklar da var. Öncelikle bazı çevreler, ABD’nin dünya kamuoyunu İran’a saldırı için yumuşatmaya çalıştığından endişe ediyor. Bu teoriye göre şu anda ABD’nin elinde bir savaş nedeni yok; Amerikan askerlerinin ölümünden İran’ın sorumlu olduğunu öne sürerek ‘kendini savunma bahanesi’nin temellerini atıyor. ABD Senatosu İstihbarat Komisyonu’nun yeni başkanı Senatör John Rockefeller geçenlerde aynen şöyle dedi:
“Doğrusunu söylemek gerekirse, Irak’ta yaşadıklarımızı tekrarladığımız endişesine kapılıyorum biraz.”

Bir diğer faktörse, ABD’nin yeni politikası çerçevesinde Bağdat’a takviye asker göndermeye başlamış olması. Bu politikanın temel hedeflerinden biri, aralarında Mehdi Ordusu’nun da bulunduğu Şii milislerle mücadele. Şii İran’ı, Iraklı Şiileri desteklemekle suçlamak, ABD’nin politikasını içerde ve dışarda satmasını kolaylaştırabilir.

Ayrıca, sorunlarından başkasını sorumlu tutmak taktiğini de unutmamak lazım; eski bir taktiktir. Pekçok insan İran’ın yardım ettiği söylenen (ve Irak hükümetiyle bağlantıları olan) Şii milislerle, ülkedeki şiddetin büyük bir bölümünden sorumlu olan Sünniler arasındaki farkı bilmez.

‘İsyanın faturası İran’a mı?’

İran’ın sağladığı iddia edilen bombaların, 170 Amerikan askerinin ölümüne yol açtığı belirtiliyor.Oysa Irak’taki saldırılarda ölen toplam ABD askeri sayısı 2.497; bu saldırılardan çoğunun da kaynağı Sünniler. İddia, tüm isyanın suçunu İran’a yıkmaya hizmet ediyor. Zamanlamayla ilgili bir başka sebep de, BM Güvenlik Konseyi’nin İran’a uranyum zenginleştirmekten vazgeçmesi için verdiği sürenin 21 Şubat’ta doluyor olması. İran ısrarını sürdürürse, yeni ekonomik yaptırımlarla karşı karşıya kalabilir. Irak’la ilgili iddialar, yaptırımların artırılmasını isteyen ABD’nin işine yarayabilir. İran hükümetinin tecrit edilip, belki de İran halkından gelecek baskıyla devrilmesi de, Bush yönetiminin uzun vadeli hedeflerinden biri.

İran’la doğrudan bağlantı kurulamadı

Bombaların kendisine gelince... İran tarafından malzemelerinin ve ana parçalarının sağlandığı, sınır bölgesinden kolayca Irak’a sokuldukları söyleniyor. Ancak kanıtları sunan yetkililer, İran’la doğrudan bir bağlantı kurmayı başaramadı. New York Times gazetesine göre yetkililer bu iddiayı, değerlendirdikleri istihbarat verilerinden yaptıkları çıkarımlara dayandırıyor. Amerikalılar, Erbil’de tutukladıkları beş İranlı’nın, Devrim Muhafızları’nın Kudüs savaşçılarından olduğunu üzerine basa basa söylüyor. Amerikalılara göre bu birlik, İran hükümetinin en yüksek kademelerine bağlı. Yani ABD artık yalnızca İran adına çalışan casuslara değil, İran hükümetinin kendisine yönelik suçlamalar da yapıyor. Bombaların İran’dan gelmediğini savunanlarsa, Iraklıların kendisinin de bu tasarımı pekala kopyalamış olabileceklerini, İran’a gereksinimleri olmadığını söylüyor. Washington Post gazetesi geçen Ekim’de Basra’da görev yapan İngiliz birliklerinin de iddialara şüpheyle yaklaştığını yazmıştı.

İngiltere’den Times gazetesi de bundan bir yıl önce İngilizlerin böyle bir iddiadan vazgeçtiğini, yalnızca bomba yapımındaki teknolojinin Orta Doğu’da başka yerlerde görülen teknolojiyle aynı olduğunu söylediklerini yazmıştı; örneğin Lübnan ve Suriye’dekiyle. 

AB: İran’la müzakere faydasız

AB’nin, İran’ın bir aşamada nükleer bomba yapmasına yetecek zenginleştirilmiş uranyum üretmesinin mümkün olduğunu ve bunu önleme yolundaki müzakerelerin de fayda etmeyeceğini kabul ettiği ortaya çıktı. Avrupalı yetkililer, İran’la ilişkilerin değerlendirildiği ve Financial Times gazetesinin bugünkü sayısında sızdırdığı gizli belgenin varlığını doğruladılar. Ancak aynı yetkililer, Avrupa Birliği’nin bir yandan BM yaptırımlarını uygulamaya devam ederken, bir yandan da nükleer programının barışçıl amaçlı olduğunu iddia eden İran’la bu konuda bir şekilde temas kurmanın yollarını aramaya devam edeceğinin de altını çizdiler. AB yetkilileri BBC’ye yaptıkları açıklamada, İran’la ilişkilerin değerlendirildiği belgenin, AB dış ilişkilerden sorumlu komisyon üyesi Javier Solana’nın bürosunca hazırlandığını ve dün AB’ye 27 ülkenin dışişleri bakanları tarafından kapalı kapılar ardında tartışıldığını anlattılar.

Belge, İran’ın bir aşamada, nükleer programı için gereken uranyumu zenginleştirme yoluna gitmesinin beklenebileceği görüşünü ortaya koyuyor. Belgede ayrıca “İranlılar, programlarını kendi istedikleri şekilde yürütmüşlerdir, çalışmalarını sınırlayan unsur ise BM yaptırımları ya da Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’ndan ziyade teknik aksaklıklardır” ifadesine yer veriliyor.

AB şimdi BM yaptırımlarını uygulama yolunda ilerliyor. Solana da İran’la diyalog yolunun açık ancak fazla geniş olmadığını kabul etti. Bununla beraber Avrupalı yetkililer tüm diplomasi yollarının tükenmediğine dikkat çekiyor, İran’a yönelik havuç - sopa yaklaşımını güçlendirecek yollar arıyorlar. Bir yetkilinin ifadesiyle, nihayetinde, bahsi geçen belgede “bu durum tersine çevrilemez” şeklinde bir görüşe yer verilmiş değil.

Dunya Gundemi



Bu haber 92 defa okundu.


Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.




    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    3,392 µs