En Sıcak Konular

Erdoğan’ın ABD’deki itibarı eskisi gibi değil artık

0 0 0000 00:00 tsi


Dışişleri Bakanı Abdullah Gül Amerika’da. Bazı AKP kurmayları bir süredir Amerika’da kamp kurmuşlardı ve Beyaz Saray’la irtibat halinde olmaya çalışıyor. Yakın bir gelecekte Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt da önceden programlanmış bir dizi görüşme için Amerika’ya gidecek.

Başbakan Tayyip Erdoğan ise bütün bu görüşmelerin tamamlanmasından sonra Başkan Bush’u ziyaret etmek için randevu istedi. Beyaz Saray bu talebe henüz cevap vermiş değil. Bunun olumlu olup olmayacağı da meçhul.

Cumartesi günü Türk Amerikan ilişkilerinde çok önemli görevler üstlenmiş eski bir uluslararası siyaset uzmanıyla konuştum. Beyaz Saray kaynaklarına da çok yakın olduğunu bildiğim bu uluslararası siyaset uzmanı çok ilginç noktalara değindi sohbetimizde. Bu sohbeti size de aktarmak istiyorum.

- Erdoğan yine Beyaz Saray’dan randevu istedi.

- Ne zaman?

- Bir hafta kadar oluyor.

- Ne istiyormuş?

- Başkan Bush’la görüşecek.

- Ne görüşecek?

- Orasını bilmem, randevu istendiğini biliyorum.

- Tarih belli mi?

- Nisan ayı içinde.

- Cumhurbaşkanlığı seçiminden önce yani.

- Elbette.

- İnandırıcı gelmiyor.

- Neden gelmesin?

- Seçimden önce Amerika’ya gitmesi spekülasyon yaratmaz mı?

- Spekülasyon hesaplayacak durumda değil.

- Neden?

- Amerika’dan destek alamıyor artık.

- Ne gibi?

- Üstü çizildi diyebilirim.

- Ağır bir deyim olmadı mı?

- Danışmanı Cüneyd Zapsu sifonu çekmeyin demedi mi?

- Dedi.

- O ağır laf değil de benimki mi ağır.

- Peki destek neden azaldı.

- O kadar çok nedeni var ki.

- 1 Mart diyeceğim de çok geçti.

- Tabii temel nokta orada.

- Yani.

- Bush çok zor durumda, başarısızlığın faturasını bir yerlere çıkarması lazım.

- Bize mi çıkacak?

- Önemli ölçüde.

- Neden?

- Amerika çok kayıp verdi.

- Bunu biliyordu.

- Biliyordu da, Türkiye engel olmasaydı bu kadar kayıp olmazdı diye düşünenler çoğunlukta.

- Ama yine de üzerinden çok geçti.

- Geçti de, sadece bu değil ki.

- Başka neler var?

- Erdoğan güvenilir olma vasfını kaybetti.

- Ne yaptı yani?

- Sözlerini tutamadı, içerde başka dışarıda başka konuştu.

- Hangi konularda?

- Hemen her konuda.

- Birkaç örnek.

- Suriye, İran, Ortadoğu, Filistin konularında hep ikili oynadı.

- Hamas’ı desteklemesi mi örneğin.

- Biri bu, Hamas’a verilen destek Amerikalıları çileden çıkardı.

- Filistin’de seçim?

- Evet, üstelik o konuda Blair’i yanılttı.

- Nasıl?

- Blair Türkiye’ye geldiğinde Filistin konusunda sanki aynı fikirde gibi konuştu.

- Değil miydi?

- Değildi tabii, sanki bilmiyorsun, Blair gider gitmez Filistin’de seçim olmasına karşı olduklarını açıkladı.

- ???

- Sonra çok önemli bir şey daha var.

- Nedir?

- Amerika’nın Büyük Ortadoğu Politikası.

- Ne olmuş ona?

- Türkiye çok önemli bir yer tutacaktı.

- Tutmadı mı?

- Hayır tutmadı, çünkü hesap hatası yaptılar.

- Nasıl bir hata?

- İslamı referans alan bir Başbakan’ın Müslüman ülkelerde çok güçlü olabileceği sanılıyordu.

- Olmadı ama.

- Olamazdı ki, tarihsel olarak baksalar bile bunu görürlerdi.

- Nasıl?

- Türkiye bir Müslüman ülke olarak hiçbir dönem İslam ülkelerinin lideri olmadı.

- Evet bu doğru.

- Amerika bunu bilmiyordu işte.

- Gerçekten bilmiyor muydu?

- Fikri vardı elbette, ama İslamcı birinin liderliği ile bu sorunu aşacaklarını sandılar.

- Aşamadılar?

- Tabii aşamadılar, çünkü İslam ülkeleri Türkiye’nin reflekslerini biliyor.

- Hangi refleksleri?

- Türkiye başına İslamcı bir başbakan gelse de bir şeriat ülkesi olamaz.

- Ama gidiş öyle değil.

- Sakın yanılma. Bugünkü yaşadığımız demokratik sistemin bir cilvesi. Bu böyle mi gider sanıyorsun?

- Gitmez mi?

- Gitmez tabii, Erdoğan bugüne kadar dış destekle ayakta durdu.

- Dış destek sürüyor gibi ama.

- Dış destek artık birtakım zengin Arap ülkelerinden geliyor. Onlar da sıcak para ile ekonomiyi ayakta tutmaya çalışıyor.

- Taşıma suyla değirmek döndürmek gibi.

- Aynen öyle, üstelik bu çok tehlikeli.

- Hangi tehlikeyi kastediyorsun.

- Şimdi para akıtan o bazı Arap ülkelerinin çoğu Amerikan güdümünde.

- Yani?

- Yarın o destek de kesilebilir demek.

- Fırtına patlar.

- Keşke fırtına olsa, Katrina’dan beter olur.

- O zaman Tayip Bey’in işi giderek zorlaşıyor.

- Hem de nasıl, bir de askerin durumu var.

- O da ne konu mu değişiyor?

- Hayır, aynı kapsamda, Büyükanıt da Amerika’ya gidiyor.

- Evet ama onunki bir yıl önceden planlı bir gezi.

- Ne fark eder, denk geldiği zaman önemli.

- Ne olacak ki?

- Bir şey söyleyemem amk sanıyorum bu gezi ile buzlar kırılacaktır.

- Buzlar mı vardı?

- Elbette, 1 Mart tezkeresinden beri Pentagon ile Türk Silahlı Kuvvetleri’nin arası buz gibiydi?

- Neden?

- Pentagon tezkerenin geçmemesinden Silahlı Kuvvetleri sorumlu tutuyordu.

- Neden onları sorumlu tutuyordu?

- Yeterince baskı yapmadığını düşünüyordu.

- Şimdi ne değişiyor?

- Pentagon artık bunun çok doğru bir varsayım olmadığına inanıyor.

- Pentagon’la Silahlı Kuvvetler’in arasında buzlar erirse ne olur?

- O kadarını da bilemem artık, sayılı gün bekleyip göreceğiz.

***

Yüzde 10 barajının kalkmasını hiçbir parti istemiyor
DEHAP 2002 genel seçimlerinde yüzde 10 barajı uygulanmasının insan hakları ihlali olduğu doğrultusunda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde açtığı dava reddedildi biliyorsunuz. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi yüzde 10 barajının Türkiye’nin kendi sorunu olduğu yolunda karar verdi. Bu kararla birlikte o zamanki DEHAP şimdi ki DTP dışında kalan partiler rahat bir nefes aldı.

Çünkü, ortaya çıkıp açıkça söylemeseler de barajı aşma konusunda umudu olan partilerin hiçbiri yüzde 10’luk barajın kaldırılmasını istemiyor. Nedeni basit; bütün bu partiler tıpkı AKP gibi aslında küçük bir oy almalarına rağmen Meclis’te tek başlarına iktidarı ele geçirecek sonucun hayalini kuruyor.

Aritmetik olarak hesap yapmak çok kolay. Parti ismi vermeyeyim. A partisi ilk genel seçimde yüzde 22 oy alıyor. Ondan sonra gelen parti yüzde 18 oyda kalıyor. Diğer 6 parti de yüzde 9’u aşamıyor.

6 parti yüzde 9’dan yüzde 54 eder. Buna barajı aşanların yüzde 40’ını ekleyin. Yüzde 94. Yüzde 6 oy da seçime katılan diğer 15-20 parti arasında bölüşülüyor.

Bu tablonun Meclis’e yansıması iktidarın 400’e yakın milletvekili çıkarması demektir. Böyle bir fırsatı hiçbir parti kaçırmak istemeyecektir. Zaten yüzde 10 barajının kalkması için ciddi bir girişimde bulunan parti var mı? Hepsi lafta söylüyor da, kimse kılını kıpırdatmıyor.


*****

TGRT olayı
Medyada çok gürültü koparmayan son derece önemli bir gelişme yaşadık geçen hafta sonu. Murdock tarafından satın alındığı belirtilen TGRT Televizyonu Hrant Dink’in katil zanlısı ile güvenlik kuvvetlerinin fotoğraf çektirme yarışını görüntüleriyle yayınladı. TGRT bu haberi servise koyarken görüntülerin jandarma karakolunda çekildiğini iddia etti. Çekim yerinin jandarma karakolu değil polis karakolu olduğu daha sonra açıklandı ama Genelkurmay bu habere çok sert tepki göstererek TGRT’yi akreditasyon listesinden çıkardı.

Genelkurmay Başkanlığı bazı yayın kuruluşlarına karşı ambargo uyguluyor ama ilk kez bir medya kuruluşuna bu kadar hızlı tepki gösteriyor ve adeta cezalandırıyor.

Bu olay iki açıdan çok önemli bana göre. Birincisi TGRT’nin Murdock tarafından alınacak olmasına gösterilen bir tepki olarak görülebilir. Bunu söyleyenler var.

Ancak bana göre asıl önemli olan Genelkurmay çok uzun zamandır ilk kez kendisine yönelik bir harekete çok sert tepki gösteriyor. Özellikle AKP iktidarı döneminde medyadaki haberler ve köşe yazılarıyla ağır eleştirilere ve hatta hakaretlere uğrayan Genelkurmay hep sessiz kalırdı. Bu son kararla Genelkurmay sanki “bundan sonra beni küçük düşürmeye çalışanlara karşı eskisi gibi hoşgörülü olmayacağım” mesajını veriyor.
 
vatan



Bu haber 46 defa okundu.


Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.




    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,945 µs