En Sıcak Konular

Ahmet Hakan


Ahmet Hakan
0 0 0000

Tek suçlu Zeyno mu?



MADEM sular bir parça duruldu...

O halde konuya dalabiliriz.

Konu şudur:

Biri çıkıp "Türkiye’de askerler darbe yapacak" dediğinde...

Nasıl bir tutum sergilenecek?

Bütün öfke, kehanette bulunana mı yöneltilecek?

Ne yani?

"Kahrol káhin!" diye haykırınca, "mesele" halledilmiş mi olacak?

Eğer...

Elden başka bir şey gelemiyorsa...

Tabii ki yapılacak olan budur.

Nitekim "Yapılacak olan yapıldı" da...

Amerika’da araştırma kuruluşlarında çalışan Zeyno Baran isimli bir Türk araştırmacı, "Türkiye’de darbe olma ihtimali"nden söz edince...

Hakkında tam 282 makale yazıldı.

Makalelerin kahir ekseriyeti, tahmin edeceğiniz gibi Zeyno Baran’ı hedef alıyordu.

* * *

Oysa...

Darbe ihtimali "sıfır" olan bir ülke için...

Diyelim ki İsveç için...

Değil bir Zeyno Baran, yüz bin Zeyno Baran çıkıp "Askerler önümüzdeki yıl İsveç’te darbe yapacak" dese...

"Borat" filmindeki "kaba saba" şakalardan birine maruz kalınmış gibi yapılmaz da ne yapılırdı?

İşte şimdi eğri oturup doğru konuşmanın...

Yani şu can sıkıcı soruyu sormanın tam zamanı:

"Neden bizim ülkemizde böyle bir öngörü, muazzam bir yankı bulabiliyor?"

"Ateş" yoksa, bu tatsız mı tatsız tüten "duman" da neyin nesi?

Daha da önemlisi...

Anlı şanlı kalemler, "dumanın kaynağı" üzerinde durmak yerine...

Neden doğru ya da yanlış, "Duman tütüyor" diyeni tek hedef haline getirip hücuma geçiyorlar?

* * *

Aslında mesele basit mi basit:

Sizin ülkenizde "askerin darbe yapma ihtimali", üzerinde durmaya bile değmeyecek denli "olasılık dışı" ise...

Ve biri çıkıp, durup dururken "Asker darbe yapacak" derse...

Güler geçersiniz.

Ya da en fazla "peh" der geçersiniz.

Ama eğer sizin ülkenizde...

Tam 282 makale yazılıp konu ciddi bir şekilde tartışılıyorsa, ortada derin bir "arıza" var demektir.

Yani demem o ki...

Zeyno Baran aleyhinde demeç ya da makale patlatıp meseleye dalmak kolay.

Gücün yetiyorsa...

Muktedirsen...

Çalış da şu utandıran "derin arıza"yı kaldır ortadan.

İki tür sinema salonu

BİR: Lüks alışveriş merkezlerindedir. Koltukları gömülmeye fazlasıyla müsaittir. En fazla piyasa işi "romantik komedi" filmleri vizyona girince bir "rahatlama" olur bu tür mekánlarda. Cici hanımlar ve kibar beyler, podyuma çıkar gibi gelirler. Kasıntı havanın nedeni budur. Film öncesi "drink" alınabilir. Hatta sinema salonunda yudumlamaya devam etme olanağı bile vardır. Bu tür sinema salonlarının en kralı Kanyon’daki salonlardır.

İKİ: Biraz izbe kokusu, biraz patlamış mısır kokusu... Potansiyel müşterileri ise şunlardır: Tıraşı uzamış adamlar, entel kızlar, merkezkaç semtlerden gelip boş vakit geçirmek için sinemaya gitmeyi tercih eden erkek mi erkek gruplar... Film arasında boş gözlerle etrafa bakılır. Fazla beklemiş mide bozucu bir neskafe, bu tür mekánların tek lüksüdür. Korku filmleri ya da "Ulan tutar mı acaba?" diye bir gayret çekilmiş Türk filmlerinin müşterisi çoktur. Koordinat veriyorum: Beyoğlu sinemaları...

Okan Bayülgen’e bir dost tavsiyesi

SEVGİLİ Okan Bayülgen...

Birkaç gariban medyatik şöhrete "Medya arkası" yapıp laf sokuşturarak "Aykırı" olmak kolay!

Oysa "Yaptığı magandalığı savunan adam"la da kafa bulman gerekirdi.

Hem de... O "maganda"nın arkasındaki "çete"den ürkmeden. O "maganda"nın "Kendimi sana yakın hissediyorum" türünden basit ve hesapçı stratejilerini dikkate almadan.

Hani "Okan seni çok seviyorum" diye bağıran kızların telefonlarını hiç acımadan yüzlerine kapatıyordun ya...

İşte tam da böyle. Ancak bunu yaparsan, senin hesapsız bir aykırılığı benimsediğini düşünebiliriz.

Yoksa.. "Abi... Abicim benim... Seni üzmedik değil mi abicim?" diyerek nereye gidebilirsin ki?



Bu yazı 252 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 1 Temmuz 2010 Yeter ki Tayyip gitsin duygusu
    • 3 Eylül 2009 Umreden mahrem notlar
    • 26 Şubat 2009 28 Şubat bitti mi?
    • 22 Şubat 2009 Aydın Doğan’la bir fasıl gecesi
    • 9 Şubat 2009 Hastasıyım bu istismarın
    • 18 Ocak 2009 Benim gözümle Kemal Gürüz
    • 24 Kasım 2008 CHP’nin Tayyip’i
    • 6 Ağustos 2008 Ahmedinejad’ın Anıtkabir’de ne işi var
    • 23 Temmuz 2008 Kandıra’dan mesaj var
    • 9 Temmuz 2008 Gaza gelme Latif Abi
    • 4 Haziran 2008 Önder Sav’a açık mektup
    • 25 Mayıs 2008 Kısa Türkiye tarihi
    • 19 Mayıs 2008 Ağustosta rapsodi
    • 7 Mayıs 2008 Asılmışların paylaşımı
    • 5 Mayıs 2008 Biri Tayyip’e fısıldadı: Parti kapatılmayacak
    • 10 Nisan 2008 Organize’de iki saat
    • 13 Mart 2008 Bayan Çölaşan yalan söylüyor
    • 7 Mart 2008 Da Vinci Baykal’ın şifresini çözdüm
    • 2 Mart 2008 Yaşar Paşa’ya da bir şey söylenir mi?
    • 17 Şubat 2008 Artık şu İranlılara yüz vermesek diyorum

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,478 µs