En Sıcak Konular

Fehmi Koru


Fehmi Koru
0 0 0000

AB'nin kararı, Türkiye'nin yolu



Avrupa Komisyonu'nun Türkiye ile müzakereleri yavaşlatma kararını nasıl yorumlayacağız? Gözyaşlarımızın seller halinde boşalması mı, yoksa yanaklarımızda gülücüklerle dolaşmamız mı gerekiyor?

Dün, Komisyon kararının çerçevesi belli olduktan sonra derhal başlayan televizyon yorumları, sanıyoruz sizleri de ikircikli durumda bırakmıştır. Kimi uzmanlar, “Yandık, öldük, bittik” makamından yorumlarla çıktılar kamuoyu karşısına, kimi uzmanlar da, “Oh, artık rahatlayabiliriz” rahatlamasıyla... Resmî ağızlarda da bir birlik beraberlik yoktu 'treni yavaşlatma' haberi hakkında; tek bildiğimiz, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın bu gelişmeye çok kızdığı…

Hiç aklımızdan çıkmaması gerektiği halde sıkça unuttuğumuz bir gerçeği burada hatırlamakta yarar var: 14 Nisan 1987 tarihinde tam üyelik başvurusu için dışişleri bakanını Brüksel'e gönderdiğinde, Turgut Özal, AB serüveni için 'uzun ince bir yol' benzetmesinde bulunmuştu. O tarihten 1,5 yıl sonra çıkan AB raporu Türkiye'nin asla üye olamayacağına işaret ediyordu. 1997 Lüksemburg Zirvesi'nde ilişkimiz resmen koparıldı. Oysa işte görüyoruz; Türkiye tarama sürecini tamamladı, müzakerelere de başladı; sekiz başlık ertelendi, ama elde müzakeresi hayli vakit alacak 27 başlık var.

Bugün ertelenen başlıkların müzakeresi yarın yeniden başlayabilir veya tam yolun sonuna geldik diye bayram yapmaya hazırlanırken karalar bağlamamız gerekebilir... 'Uzun ince bir yol' yerinde bir benzetme Türkiye'nin AB süreci için… Kim ne derse desin, bir gün eğer AB'ye üye olunacaksa, buna bizler karar vereceğiz.

Avrupa'da bulunup da AB üyesi olmadan da ferah fahur yaşayan (İsviçre ve Norveç gibi) ülkeler var; buna karşılık AB üyeliği sayesinde fukaralığı yenmiş, istikrarı yakalamış, demokrasiyle buluşmuş ülkeler de (Yunanistan, İspanya, Portekiz gibi) bulunuyor. Türkiye son yıllarda yakaladığı istikrarı kendi eliyle bozmaz ve dünyanın aldığı yeni biçimin önüne çıkardığı fırsatları iyi değerlendirirse, AB üyeliği yoluyla elde etmeyi umduğu her şeyi AB dışında kalarak da yakalayabilir.

Bu yönüyle, esas derin düşüncelere dalması gerekenler, her fırsatta Türkiye'nin önüne engel çıkarmayı mârifet sayan Fransa ve Almanya gibi AB'nin lider ülkeleridir. Bölgesinde istikrar unsuru olan güçlü bir Türkiye'nin AB'ye katkısının Fransa ve Almanya'nın katkısından çok daha fazla olduğunu anladıklarında, muhtemelen Türkiye'nin AB'ye ihtiyacı kalmayacak.

Başbakan Erdoğan'ın kızgınlığı onların bu anlayışsızlığından kaynaklanıyor.

Yoksa Komisyon'un almaya hazırlandığı kararın kendisi önemsiz. Birkaç konu başlığının müzakeresi diğer başlıklardan sonraya bırakılsa ne olacak yani? 27 başlığın yıllar sürecek müzakereleri bittiğinde, öteki başlıkların neden sona bırakıldığını hatırlayan bile kalmayabilir; o müddet içerisinde dünya konjonktürü müthiş değişeceği için… AB'nin irileri erteleme terbiyesizliğinin bizler tarafından unutulmasını şimdiden temenni edebilirler.

Türkiye kıblesini şaşırmasın, yeter…



Bu yazı 325 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Eylül 2012 Ak Parti kongresinin düşündürdükleri...
    • 28 Eylül 2012 Yalan dünya, hem de ne yalan
    • 23 Eylül 2012 Tartışma sağlık alametidir
    • 20 Eylül 2012 Darbeler, CHP ve Deniz Baykal...
    • 18 Eylül 2012 CHP’nin özrünün anlamı
    • 16 Eylül 2012 Hayasızca saldırının düşündürdükleri
    • 11 Eylül 2012 O da bir gün bitecek...
    • 9 Eylül 2012 Ne olur, ne olamaz...
    • 6 Eylül 2012 Suriye politikasına yeniden bakmak
    • 29 Ağustos 2012 Türkiye Pakistan, Hatay da Peşaver değil...
    • 26 Ağustos 2012 Hayatları oyun
    • 19 Ağustos 2012 Orhan Pamuk tiksiniyormuş, ben acıyorum...
    • 14 Ağustos 2012 Milletvekili neden kaçırılır?
    • 12 Ağustos 2012 ‘Yeni gazetecilik’ denen şey
    • 9 Ağustos 2012 Tuzak varsa tedbir nerede?
    • 3 Ağustos 2012 Komutan tanıklık yaptı
    • 31 Temmuz 2012 Abdullah Gül ‘yeniden’ ha, gerçekten mi?
    • 24 Temmuz 2012 Kılıçdaroğlu siyaseti kirli (mi) görüyor
    • 18 Temmuz 2012 CHP’nin Ak Parti açmazı
    • 17 Temmuz 2012 CHP makas değiştirirken...

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,122 µs